29 gazeteci hakim önünde: Dünyanın cehennemi olduğunu düşünmeye başlamıştım

29 gazetecinin Fethullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) üyeliği ile yargılandığı davanın ikinci gününde sanık gazetecilerin savunmalarına geçildi. Zaman gazetesi muhabiri Emre Soncan cezaevine getirildiğinde ölmek istediğini söyledi.

28 Mart 2017 Salı, 16:02
Abone Ol google-news

Temmuz ayındaki darbe girişiminin ardından tutuklanan Fethullah Gülen cemaatine yakın olduğu iddia edilen basın-yayın kuruluşlarında çalışan gazeteciler savunmalarına devam etti. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen duruşmaya aralarında müzisyen Atilla Taş, gazeteci Murat Aksoy'un bulunduğu 26 tutuklu 1 tutuksuz sanık katıldı. Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu da takip etti.

Duruşmada savunma yapan Gökçe Fırat Çulhaoğlu, savunmasına, Türk Solu dergisinde geçmişte Radikal, Hürriyet ve Taraf gazetesinin Fethullah Gülen cemaatine yakınlaştıkları ile ilgili yaptıkları haberleri sıralayarak başladı. Çulhaoğlu, Ergenekon davasında sanık olan pek çok kişinin arkadaşı olduğunu kaydederek, “Osman Pamukoğlu mücadele arkadaşımdır. 20 yıldır sadece ve sadece Atatürkçü, solcu ideallere bağlı, ulusal sol ideolojiye sahip bir insanım. 6 okun dışında 20 yıldır bir faaliyetim yoktur. Biz Fethullah Gülen ile bir araya gelme gayreti gösteren aydınlarımıza bile karşı çıktık” dedi. Ergenekon ve Balyoz davalarının kumpas olduğuna ilişkin yazılarını heyete okuyan Çulhaoğlu, “17 Aralık yolsuzluk soruşturmasından sonra da Fethullah Gülen cemaatinin paralel bir yapı olduğunu yazdım. 17 Aralık'tan sonra yolsuzluğa karşı çıktık. 17 Aralık'ı görmeden yola devam edemem. Benim yolsuzluğun peşine düşmem gerek çünkü adalet peşine düşemiyor” dedi. Halen Fethullah Gülen'in hakkında açtığı davada yargılandığını kaydeden Çulhaoğlu, “Fethullah Gülen'in adil, şeffaf mahkemelerde yargılanmasını bekliyorum” dedi. “Biz 3 kuşaktır solcuyuz” diyen Çulhaoğlu, “Ben devrimci adamım. Gökçe Fırat'tan Fettullahçı çıkartamazsınız” ifadelerini kullandı.

Ölmek istedim

Duruşmada ilk olarak savunma yapan kapatılan Zaman gazetesi muhabiri Emre Soncan, “Nezarethanede 3 kişilik hücrelerde 13 kişi kalıp cezaevine getirildiğimde hayattan vazgeçmişlikle ölmek istedim. Bu dünyanın başka bir dünyanın cehennemi olduğunu düşünmeye başlamıştım” dedi. “Cübbeleri iliksiz hakimlerin karşısında aklanmak istiyorum” diyen Soncan, meslek hayatı boyunca hiçbir tarikata, örgüte üye olmadığını, 2012'ye kadar Başbakanlık akreditasyon kartına sahip olduğunu belirtti.

Şiddet ve nefret unsuru yok

Cezaevinde açık ve kapalı görüş, mektup alma ve gönderme ve sohbet hakkının ortadan kaldırıldığını belirten Soncan, “Gökyüzünü bile çok görerek dikenli tellerle kapattılar. Herhalde uçaklara dokunmayalım, bulutları kucaklamayalım diye. Bu iddianame 19. yüzyıl hukukunun bile fersah fersah gerisindedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) göre basın ve ifade özgürlüğü çok geniştir ve ancak şiddet ve nefret söylemi söz konusuysa sınırlandırılabilir. Hiçbir konuşmamda, yazımda, mülakatımda en küçük bir nefret söylemi, şiddet unsuru ve hakaret yoktur” dedi.

Şık ve Şener kararına atıf

Soncan, soruşturma savcısı Murat Çağlak'ın kendisini hiç görmediğini ve ifadesini almadığını aktararak, “Bu yargılamanın sonunda beni cezaevine yollarsanız savcı Murat Çağlak'ın zihninde yarattığı hayali karakteri cezalandırmış olacaksınız” dedi. Soncan, hakkındaki tutukluluğun devamı kararlarında en göze çarpan ifadenin kaçma şüphesi olduğunu kaydederek, “Benim birçok ülkeye vizem var ancak hakkımdaki gözaltı kararını öğrenince emniyete gittim. Emniyette gözaltı kararı yok dediler zorla kendimi gözaltına aldırttım. Başbakan ve bakanlarla dünyanın birçok ülkesine gittim” dedi. Savunmanın ardından Soncan'ın avukatı İrem Danacıoğlu, gazeteci Ahmet Şık ve Nedim Şener'in 2011'de Oda TV soruşturması kapsamındaki tutukluluğuna ilişkin AİHM kararını savunmasına dayanak yaptı.