ABD, Ergenekon davasında hangi tarafta?

ABD yönetimi Türkiye'deki Ergenekon soruşturmasını belli bir mesafeden ancak büyük bir dikkatle izliyor. Washington'da giderek yerleşen algı bu davanın siyasi bir hesaplaşma olduğu yönünde.

20 Nisan 2011 Çarşamba, 08:28
Abone Ol google-news

Bundan birkaç yıl önce Washington’da Türkiye’yi yakından izleyen çevrelerin çoğu Ergenekon davasının Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin önemli bir parçası olduğu görüşündeydi.

Bugün ise soruşturmanın getirildiği noktanın ülke içinde siyasi bir hesaplaşmaya işaret ettiği görüşü ağır basıyor.

ABD yönetimi içinde Türkiye’yi yakından tanıyan küçük bir grup dışında Ergenekon meselesini izleyen, tarafsız analiz edebilen ve anlayan yok. Ancak ABD Türkiye’nin yaşadığı siyasi dönüşümde bu davanın büyük önem taşıdığını gizlemiyor. WikiLeaks belgelerinde ortaya çıktığı gibi ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Ergenekon davası ve Türk ordusuyla ilgili ABD’nin Ankara büyükelçiliğine sorular göndermesi ve davayı yakından izlemeleri talimatı vermesi buna bir örnek.

Türkiye’de kimi çevreler ABD’nin Ergenekon davası konusunda belirgin bir tutum alması ve olumlu ya da olumsuz açıklamalar yapması beklentisi içinde. Oysa Washington’da AKP iktidarının kendilerine ne kadar “dost” olduğunun tartışıldığı, İran başta olmak üzere iki ülkenin Ortadoğu’da giderek ayrışan politikalarının ilişkileri ekşittiği bir dönemde ABD yönetimi, Türkiye’de böylesine karmaşık bir sürece dahil olduğu görüntüsü vermek istemiyor. Hele hele Libya konusunda Ankara ile kırılgan bir denge tutturdukları algısı hakimken.

ABD, Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi gazetecilerin tutuklanmasının ardından olduğu gibi Ergenekon davasının basın özgürlüğü gibi evrensel değerlerle çatıştığı noktalarda açıklama yapma eğilimi gösteriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı resmi açıklamalarında Ergenekon soruşturmasının detaylarına girmeksizin ülkede gazetecilere yönelik sindirme girişimleri olduğu yönünde eğilimler gözlendiği ve bunu kaygıyla karşıladıklarını ifade etmişti. Açık olan şu ki Washington tutuklu tüm gazetecilerin terörist olduğu imasında bulunan AKP’li yetkileri de inandırıcı bulmuyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2010 yılına yönelik Uluslararası İnsan hakları raporunda ise Ergenekon soruşturmasına yönelik dikkatli bir dilin özellikle seçildiği görülüyor. ABD’nin son raporunda daha önceki raporlarda olduğu gibi Ergenekon soruşturmasıyla ilgili kendi yorumları yer almadı. Onun yerine bir yanda bu davanın siyasi olduğunu düşünen, öte yanda bu sürecin hükümeti yıkmaya çalışanları yargı önüne çıkardığını savunan farklı gözlemcilerin görüşlerine atıf yapıldı. Buna karşın basın ve ifade özgürlüğündeki gerileme açık ve sert bir dille eleştirildi.

Türkiye’deki komplo teorilerinde sıklıkla yer bulan ABD yönetimi Ergenekon davasında bir taraf olmama konusuna çok dikkat ediyor. Konuşmaya çalıştığımız yetkililer bu konuda ya hiç yorum yapmıyorlar ya da oldukça dikkatli bir dil kullanma gayreti içindeler.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa ve Avrasya’dan sorumlu Müsteşar Yardımcısı Philip Gordon’un son açıklamaları bu tedirginliğin boyutunu ortaya koyuyor.

Gordon Washington’da Ulusal Basın Merkezi’inde düzenlediği basın toplantısında bir Türk gazetecinin Ergenekon’la ilgili sorusunu “Bu çok karmaşık bir konu. Önemli olan hukukun üstünlüğü, saydamlık, kapsayıcılık gibi ilkelere saygı gösterilmesi. Benim bu mesafeden özel bazı adli davaları inceleyip, anlamam olanaksız. Yorum yapamam” şeklinde yanıtlamıştı.

ABD gerçek görüşünü açıklamaktan kaçınıyor ancak Türkiye’deki değişimi ve Ergenekon davasının özellikle temel özgürlükler üzerindeki etkisini büyük bir dikkatle izliyor.