Aile hekiminin derdi çok

Kira, elektrik, ısınma ve benzeri tüm harcamaları kendileri karşılayan aile hekimleri, ödenek artışlarının sağlık merkezlerinin giderlerinin artışlarının çok altında kalmasından endişeli. Hekimlerin ayrıca, halihazırdaki statüleri ve emeklilik

11 Kasım 2012 Pazar, 07:35
Abone Ol google-news

AKP hükümetinin büyük kampanya ile hayata geçirdiği sağlıkta dönüşümün önemli ayaklarından birini oluşturan aile sağlık merkezlerinde çalışan hekimler, bir yandan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın “yaptıkları iş koruyucu hekimlik değil, reçete yazmak” suçlamasıyla karşı karşıya kalırken bir yandan da emeklilik ve güvence sıkıntısı yaşıyor.

Araştırma şirketi Ipsos KMG tarafından yapılan bir araştırma, IMF ve Dünya Bankası desteği ile geliştirilen, sağlık emekçileri ve sağlık meslek odalarının eleştirileri ve önerilerine kulak tıkayarak uygulamaya konulan aile sağlık merkezlerindeki hekimlerin oldukça dertli olduğunu ortaya koydu.

Sağlıkta daha iyi hizmet hedefiyle ortaya çıkan ve geliştirilmeye gereksinim duyan sistem, bugün hem Sağlık Bakanlığı hem hekimler hem de hastalar tarafından eleştiriliyor.

Ipsos KMG’nin Şubat-Mayıs 2012 arasında, İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Samsun’da, şehir merkezinde ve kırsalda, farklı sosyoekonomik kitlelere hizmet veren aile hekimleri ile bire bir görüşme ve gözlemle yaptığı araştırmanın sonuçları özetle şöyle:

Aile sağlık merkezlerinin kira, elektrik, ısınma sistemi vs. ile ilgili tüm harcamaları aile hekimleri tarafından karşılanıyor. Ancak ödenek artışları bu harcamalardaki artışın çok altında kalıyor. Ayrıca halihazırdaki statü ve emeklilik ile ilgili de ciddi soru işaretlerine sahipler.

Hekimler gelecekte bu statünün ne yöne gideceği ile ilgili, belediyelere bağlanma, tamamen özelleştirme gibi endişeler taşıyor. Hekimler özlük hakları ile ilgili olarak da sözleşmeli başladıklarını ama gelecekte ne olacağını bilmediklerini belirtiyorlar.

Bu kaygıların temel sebebi, sistemin başlangıcındaki bazı kuralların yolda değişmiş olması. Örneğin “ASM sınıflandırması diye bir şey yoktu, sonradan çıkardılar” diyorlar.

Hasta yükünün fazla olması hekimlerin hastalara verdiği hizmeti sınırlandırıyor. Bu yükü yaratan sebeplerin tek tek incelenmesi ve çözüme ulaştırılması bekleniyor.

Hastalar, istedikleri ilacı yazdırmak, yakınlarına ilaç yazdırmak gibi sistemin izin vermediği birtakım taleplerle gelmekte ve bu talepleri yerine getirilmediğinde hekime karşı olumsuz bir tepki gösteriyorlar.

Kırsal bölgelerde laboratuvar hizmeti olmaması, en yakın laboratuvara kan örneklerinin gönderilmesi ile ilgili sorunlar var. Şehir merkezlerinde akciğer röntgeni çekilebilmesi için hastaların devlet hastanelerine sevk edilme zorunluluğu belirtilen en önemli problemler arasında yer alıyor.

Coğrafi bölgelere ve hekimin görev yaptığı yerin demografik profiline göre hekimler farklı endikasyonlarla ilgili bilgi ihtiyacı içindeler. Ancak mevcut hasta yükünün yarattığı zaman kısıtı ve bakanlığın sınırlandırmaları nedeniyle bu kanalların çoğuna erişim ile ilgili problemler olduğu belirtiliyor.