AKP-cemaat savaşında Adana perdesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adana’da paralel yapının devreye girdiğini, tutukluları serbest bıraktığını söyledi.

15 Nisan 2014 Salı, 21:54
Abone Ol google-news

Başbakan Tayyip Erdoğan, paralel yapının saldırı girişimlerine devam ettiğini belirterek, Adana’da casusluk suçlamasıyla tutuklananların bu yapının devreye girmesiyle serbest bırakıldığını söyledi. Erdoğan, “Birileri de haşhaşı fazla kaçırmış olabilir, ama biz sonuna kadar bu hukuksuzluğun takipçisi olacağız, geri adım atmadan bu çetenin üzerine gideceğiz” dedi. Erdoğan, yargıda hukuksuzluklar olduğunu ileri sürerek HSYK’nin sessiz kalmasını eleştirdi.

Başbakan Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında özetle şu görüşleri dile getirdi:

Düşman böyle namert olmazdı: İçeride yargı ve Emniyet içindeki çeteler marifetiyle MİT’in TIR’larına saldırıldı. Amaç, Türkiye’ye “terör örgütlerine yardım eden ülke” iftirasını atmaktı. İnanın düşman gelse böyle namertçe davranmazdı. Bu ülkenin bazı yargı ve Emniyet mensupları, Türkiye’nin en azılı düşmanlarını bile kıskandıracak biçimde kendi ülkelerine bu ihaneti yaptılar. El Kaide terör örgütüyle Türkiye arasında bir bağlantı varmış gibi, Türkiye terörü destekliyormuş gibi bir algı oluşturulmak istendi.

Ermeni lobilerine parasal destek: ABD’de aynı şekilde kara propaganda yapıldı ve yapılıyor. Ülkelere mektuplar yazılarak, hatta Ermeni lobisinin temsilcileri ile işbirliği yapılarak, hatta onlara parasal destek verilerek Türkiye’ye karşı çok çirkin, çok alçakça karalama kampanyaları yürütülüyor. Tüm bu girişimler 30 Mart seçimlerinde milletten çok ağır cevap alan, yenilmiş, kaybetmiş çevrelerin hezeyanından öte değildir.

Adana’da paralel yapı devreye girdi: Adana’da vatansever bir savcı çıktı. Hem casusluk faaliyetleri hem de hukuksuz dinlemeler konusunda soruşturma başlattı. Bazı zanlılar da bu soruşturmalar kapsamında gözaltına alındı ve tutuklandı. Aradan birkaç gün geçmeden işte o paralel yapı, o paralel çetenin mensupları devreye girdiler ve soruşturmaya müdahale ettiler. Paralel yapının medyası manşet atıyor, paralel yapının yargıdaki uzantıları adeta talimat almışcasına zanlıları serbest bırakıyor ve tutuksuz yargılama kararı ile serbest kalıyor. Ortada apaçık bir ihanet ve casusluk faaliyeti varken, haklarında güçlü deliller bulunan zanlıların serbest bırakılması gerçekten düşündürücüdür. Aynı şey “böcek” soruşturmasında yapıldı. Zanlılar ellerini kollarını sallayarak yurtdışına kaçtılar. Aynı şey sınavlardaki yolsuzluk soruşturmasında yapıldı. Aradan yıllar geçti ve belki de deliller karartıldı.

Haşhaşı fazla kaçırmışlar: Başta HSYK olmak üzere, yüksek yargı da bu hukuk cinayetlerini adeta uzaktan film izler gibi izliyor. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nın, Başbakanı’nın, Genelkurmay Başkanı’nın, hâkim ve savcılarının dinlenmesinden, Dışişleri Bakanlığı’ndaki en gizli toplantının dinlenip servis edilmesinden, MİT’e ait TIR’ların aranmasından daha vahim ne olabilir? HSYK, bu hukuksuzluk ve hukuk cinayeti karşısında daha ne kadar sessiz ve takipsiz kalacak? Birileri şantaja boyun eğmiş, tehditlerle sindirilmiş olabilir. Birileri de haşhaşı fazla kaçırmış olabilir, ama biz sonuna kadar bu hukuksuzluğun takipçisi olacağız, geri adım atmadan bu çetenin üzerine gideceğiz. Ama tabii bunun akşamdan sabaha o kadar kolay değil, 35 yıllık bir sürecin temizliğini yapacaksınız.

Muhalefete ‘gerilim’ eleştirisi: Biz hiçbir zaman gerilimin tarafı olmadık. Her seçim sonrasında, başta medya olmak üzere, bizden balkon konuşması yapmamızı, gerilimi düşürmemizi istediler. Her seçim sonrasında gerilimi düşürmek için gereken adımı attık. Herkesten helalleşme istedik, açtığımız davalardan feragat ettik. Biz bu büyüklüğü, olgunluğu gösterirken, ne CHP’den ne MHP’den ne de BDP’den bu olgunluğu hiçbir zaman göremedik. Biz elimizi uzattık, onlar bize yumrukları ile karşılık verdiler ve kaçtılar. Öyle zamanlar oldu ki “Gidelim partilerinde ziyaret edelim, konuşalım” dedik, o nezaketi bile göstermediler. Bizim MHP’den üç kez bizim bu tür talebimiz oldu. Gerilimin tarafı kimdir? İşte bunlar.

Köşk seçiminde omurgalı duruş: Önümüzde sadece 4 ay var. Biz 4 ay içinde ilkeli duruşumuzu, onurlu ve omurgalı duruşumuzu muhafaza edeceğiz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 4 ay kala da yerel seçimlerden önceki gibi aynı şekilde bayat senaryoya başvuranlar, milletten gereken cevabı alırlar. Bu süreci suhuletle götüreceğiz.