Atalay'dan RedHack açıklaması

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, RedHack'in Reyhanlı saldırısı ile ilgili yayınladığı belgeler hakkında "Bu konular güvenliğin özel konularıdır. Yani biz terörün tespitine karşı oldukça duyarlıyız. El Kaide konusunda Türkiye daha önce çok önemli operasyonlar yapmıştır. Başka şeyler de var" dedi.

23 Mayıs 2013 Perşembe, 10:11
Abone Ol google-news

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, 38. Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Kongresi'nin açılışında yaptığı konuşmada, insan hakları savunucularını İstanbul'da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Modern dünyada insan haklarının "demokratik hukuk devletinin ruhu" olarak nitelendirildiğini ifade eden Atalay, ancak insan haklarının tek bir kültürle belirli bir zaman ve mekanla sınırlandırılamayacak kadar köklü ve evrensel bir değer olduğunu söyledi.

Bakan Atalay, dünya üzerinde bireysel ve kitlesel çok ağır ve yaygın insan hakları ihlallenin varlığını sürdürdüğünü belirterek, bunun en canlı örneğinin insanların gözü önünde, komşu Suriye'de devam ettiğini anlattı.

Konuşmasında insan hakları konusunda Mevlana, Yunus Emre ve Şeyh Edebali'den örnekler veren Atalay, insan haklarının sadece devletlerin inisiyatifine bırakılacak bir alan olmadığına vurgu yaparak, şöyle konuştu: "Bu alanda bireylerin ve sivil toplum kuruluşlarının rolü devletten daha fazla olmak durumundadır. Bu açıdan forumun dünya çapında insan hakları örgütlerini bir araya getirme ve aralarında deneyim paylaşımı ve işbirliğine zemin oluşturma bakımından özel bir önem taşıdığı kesin. Bu forumun ana konusu da 'Siyasal Geçişler ve İnsan Hakları Zorluklar ve Deneyimler.' Doğrusu Türkiye tamda bu noktada önem taşıyan bir ülke. Bir geçiş süreci yaşayan ve bu yönde yoğun çabaları olan bir ülke. Kongrenin ülkemizde yapılmasını çok önemli görüyoruz."

 

AKP iktidarında yapılan çalışmalar

Bakan Atalay, Türkiye'nin demokratikleşme ve insan hakları alanında sessiz devrim denilebilecek bir süreci yaşadığını anlatarak, büyük bir değişim ve dönüşümün gerçekleştiğini söyledi.

Söz konusu dönüşümde demokratikleşmenin en önde olduğuna değinen Atalay, "Bunun peşinde ekonomi, dış politika veya sosyal hayatı etkileyen diğer adımlar var ama demokratikleşme ve özgürlüklerin artması, ekonominin de dış politikadaki gelişmesinde ana motifleri olmuştur. Biz bu şekilde değerlendiriyoruz" diye konuştu.

Atalay, Türkiye'de hak ihlallerini gidermeye dönük adımlar attıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'nin bu konuda sorunları vardı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) çok sayıda davalar vardı, hala o dönemden kalma davalar var. Tabii bugün bir hükümet var, devlet kendisiyle bir anlamda bir iyi yüzleşme, hesaplaşma içinde. Geçmişiyle bugünüyle... Geçmişte yapılan hataları telafi etme yönünde hesaplaşma içinde. Hem Türkiye'de devlet çok değişti hem de toplum çok değişti ve bu değişim süreci de devam ediyor. Takdir edersiniz bu konulardaki değişim kısa sürelerde olamaz. Toplumsal, siyasal değişmeyi iyi yönetmek gerekiyor. Bunun stratejisini iyi kurmak gerekiyor, zamanlamasını iyi yapmazsanız, kırılmalara da sebep olabilirsiniz. Onun için biz başından başlayarak, iyi bir stratejiyle o sıralamayla bu değişimi sağlamaya çalışıyoruz."

İşkenceye karşı sıfır tolerans politikasını başarıyla hayata geçirdiklerinin altını çizen Atalay, şunları kaydetti: "Şüpheli ve sanık haklarını geliştirdik, gözaltı koşullarını iyileştirdik. Terör dahil her türlü sorunun çözümünde daha fazla demokrasiyi, özgürlüğü ve çoğulculuğu esas aldık. Daima hukukun içinde olduk. Türkiye'de olağanüstü dönem olağanüstülükler, sıradışılıklar vardı, biz daima normalleşme dedik. Türkiye'yi normalleştirme yönünde çok adım attık. İfade özgürlüğü alanında özellikle son dönemde çıkardığımız yargı reformu paketleriyle ceza kanunu ve terörle mücadele kanununda önemli değişiklikler yaptık. Bu kapsamda şiddet ve tehdit içermeyen düşüncelerin özgürce ifade edilebilmesinin önündeki yasal engelleri ortadan kaldırdık. Bu kolay olmadı, epeyce çalışılan bir konuydu. Halen bu konuda almamız gereken mesafe var. Onu da doğrusu açık gönüllükle ifade etmek istiyorum."

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, doğrudan örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alma ve sivil toplumu güçlendirmeye yönelik adımlar atıldığını belirterek, şöyle devam etti: "AİHM standartları ışığında örgütlenme özgürlüğünü genişlettik. Özellikle dernek kurma vesaire vakıflarla ilgili mevzuatı çok değiştirdik. Demokratikleşmenin vazgeçilmez unsuru olan siyasi partilerin faaliyetlerini güvence altına aldık. Sivil toplum örgütlerinin önündeki engelleri kaldırdık. Sendikal hakları güçlendirdik. Bunların diğer bir bölümü hak arama özgürlüğünü güçlendirmek amacıyla ileri demokrasilerde mevcut bazı önemli kurumları ülkemize de kazandıran adımlardır. Daha iktidar olduğumuzun ikinci yılında hesap veren ve şeffaf bir yönetim anlayışının gereği olarak bilgi edinme hakkını getirdik. Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulunu oluşturduk. Kamu Denetçiliği Kurumunu kurduk, ombudsmanlık kuruldu ve işlemeye başladı. Bireyi devlete karşı koruma görevi içinde önemli bir kurum. Türkiye İnsan Hakları Kurumu'nu kurduk. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkını getirdik ve o da 2012 yılında başlamış durumda."

Atalay, Türkiye'de farklı kültür, etnik ve dini yapılar bulunduğunu belirterek, bu konularda sorunlar da olduğunu ancak farklılıkları zenginlik kabul eden insan odaklı ve insan haklarını esas alan bir anlayışı yürürlüğe koymaya çalıştıklarını söyledi.

Türkiye'de farklılıkların bir arada, uyumla huzur içinde hepsinin kendi farklılığını koruyarak yaşaması yönünde ileri adımlar atıldığını anlatan Atalay, farklı dil ve lehçelerin her düzeyde öğretilebilmesine, kullanılabilmesine aynı şekilde farklı dil ve lehçelerde siyasi propaganda ve yayın yapılabilmesine dönük, daha önce olmayan adımlar atıldığını, eğitim sisteminde ciddi bir demokratikleşme getirildiğini, sinema, video ve müzik eserlerine yönelik yasakların kaldırıldığını anlattı.

Atalay, yargı alanındaki anayasal ve yasal reformlarla güçlünün hukuku yerine hukukun üstünlüğü ilkesini haki kılmaya çalıştıklarını ifade ederek, "Mevzuatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) standartlarında adil ve hızlı yargılama çalışmalarına yönelik çok sayıda iyileştirme yapıldı ama halen ihtiyaç var, halen yapmamız gerekenler ve üzerinde çalıştıklarımız var" diye konuştu.

Bakan Atalay, Anayasa'da temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmelerin iç hukuka üstünlüğü ilkesini getirdiklerini hatırlatarak, şöyle devam etti: "Bunu daha iktidar olduğumuzun ikinci yılı getirdik. Uluslararası insan hakları sözleşmeleri bizim iç hukukumuzun üzerinde, iç yargımızın üzerinde bir konuma sahip. Bu bir Anayasa hükmüdür. AİHM kararlarına dayalı yargılamanın yenilenmesi yolunu açtık. Vatandaşlık yasamızı yeniledik. Göç ve iltica yasası yenilendi. Bunlar uluslararası standartlara uygun hale getirildi. Askeri darbe döneminin ürünü olan Anayasa'nın demokratik olmayan birçok maddesi değiştirildi ama şu anda da Meclis'te yeni bir anayasa çalışması sürüyor. Bizim gayretimiz iktidar partisi olarak, bu dönemde Anayasa'nın tamamını yenilemek. Çünkü Anayasa'da sorunlar var hala. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık ilkesini anayasal dayanağa kavuşturduk. Çocuk haklarını güçlendirdik. Engelliler, çocuklar, aileler, yoksullar ve kadınlara yönelik politika geliştirme ve hizmet sunma birimlerini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çatısı altında toparladık."

Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi sözleşmesini ilk onaylayan ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çeken Atalay, ayrımcılığın her türüyle mücadele etmek üzere Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kanunu taslağı çalışmalarının tamamlandığını ve TBMM'ye gönderilmek üzere olduğunu bildirdi.

Atalay, Türkiye'de atılan adımların ardından, "Türkiye bu konularda bütün ev ödevini yapmış" gibi bir anlam çıkarmadıklarını kaydederek, "Mevcut Anayasa değişmeden adımların bazısını atmak daha güç. Yeni anayasa yapılacak ve o çerçevede daha atmamız gereken adımlar olduğunu da ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

 

Çözüm süreci

Bakan Atalay, çözüm süreci hakkında katılımcılara bilgi vererek, gayet şeffaf bir şekilde yürüyen sürecin nihai hedefinin, terörü tamamen Türkiye'de bitirmek olduğunu söyledi.
Çözüm sürecinin çok boyutu olan bir çalışma olduğunu vurgulayan Atalay, şöyle devam etti: "Entegre bir strateji diyoruz. Bunun ekonomik boyutu var, kültürel, uluslararası boyutu var, hepsi birlikte yürütülüyor. Bütün çabamız yaşam hakkı ihlali başta olmak üzere terör ve şiddet ortamından beslenen her türlü insan hakları ihlalinin son bulması, şiddetin bitmesi ve siyaset kurumu içinde varsa bütün sorunların çözülmesi. Şiddetin, terörün olduğu ortamda, makul ve rahat şekilde siyaset konumu bütün konuları ele almakta zorlanıyor. Önce terör ve şiddetin bitmesi, ondan sonra da siyaset kurumunun bu konuda varsa sorunları, herhangi hukuki, insan haklarıyla ilgili vesaire gündemine daha fazla alması, bizim amacımız bu. Bu kapsamda sürece bütün kesimlerden ciddi bir destek ve olumlu beklenti gözlenmekte. Bütün kesimlerde büyük bir umut var. Artık kamuoyu desteği bu çalışmamızı doğrusu güçlü şekilde yürütmemize destek vermiş oluyor."

Atalay, Türkiye'nin uluslararası alanda da "Medeniyetler İttifakı" çalışmasını da yürüttüğünü anımsatarak, bunun BM şemsiyesi altında yürüyen bir çalışma olduğunu, Türkiye ve İspanya Başbakanlarının eşbaşkanlık görevi yürüttüğünü anlattı. Dünyadaki farklılıkların bir arada, armoni içerisinde yaşamasına hizmet etmeyi amaçlayan çalışmanın, farklılıkların çatışma sebebi değil, barış ve bir arada huzurla yaşama sebebi sayılması anlamında çaba sergilediğini, daha fazla barışı ve insan haklarını koruyan bir mekanizma olduğunu söyledi.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, demokratikleşme ve insan haklarının gelişmesinin bir yerde nokta konulacak konu olmadığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "10 yılda yapılanlar var ama bir 2023 vizyonu koyduk önümüze. Orada da yapmamız gerekenleri sıraladık. Yani reformcu, devrimci, değişimci özelliğimiz bu manada da devam ediyor. Özellikle de sivil toplum ve hükümetler olarak dünyanın her yerindeki insan haklarıyla ilgili olumsuz gelişmelere de Türkiye hep dinamik tepki gösterdi. Hükümet, devlet, sivil toplum kuruluşlarımız olarak Filistin, Somali, Myanmar konusunda duyarlıyız. Nerede yoksulluk, açlık, sıkıntı, baskı, zulüm varsa biz orada daima o mazlum insanlara yardım etmek üzere giden bir ülkeyiz. Bu konularda daima mazlumdan yana tavrımızı alıyoruz. Arap baharında da her yerde daima halklardan yana olduk. Orada da Türkiye açık tavrını koydu. Biz halklardan yana, halkların taleplerinden yanayız."

 

Kozakçıoğlu'nun ölümü

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay,  gazetecilerin soruların yanıtladı. Atalay, Eski OHAL Valisi Hayri Kozakçıoğlu'nun evinde ölü bulunmasıyla ilgili soruya, "Eski Valilerimizden sayın Kozakcıoğlu hayatını kaybetmiş. Onunla ilgili bir haber ulaştı bana biraz önce, ona da rahmet diliyorum" dedi. Beşir Atalay, "Kozakçıoğlu'nun intihar ettiği iddia ediliyor" sorusuna, "Ben çok ayrıntılı bilgi veremiyorum. Bana da o yönde bilgi geldi" diye konuştu.

İnternette yayınlanan belgeler

Atalay, internette yayınlanan ve jandarma istihbarat raporları olduğu iddia edilen belgelerle ilgili soruya ise, "Bu konular güvenliğin özel konularıdır. Yani biz terörün tespitine karşı oldukça duyarlıyız. El Kaide konusunda Türkiye daha önce çok önemli operasyonlar daha önce yapmıştır. Başka şeyler de var. Hatay'da dün bir grup gözaltına alındı. O da bir istihbarat sonucu. Takip ediliyordu zaten. Özellikle kamplara dönük bazı eylemlerden endişe ediliyordu. Güvenliğin yürüttüğü bazı çalışmalar var" yanıtını verdi.

Reyhanlı saldırıları

Beşir Atalay, "Reyhanlı saldırıları istihbarata rağmen neden durdurulamadı?" şeklindeki soruya ise, "O konuda bazı iddialar var. Bizim bu konularda her zaman yaptığımız bir şey vardır; Bunları ayrıntılı şekilde inceletmek. Başbakanlık Teftiş Kurulu görevlendirildi. İçişleri Bakanlığı Müfettişleriyle birlikte bu konuda çalışma yapacaklar. Ondan sonra biz bu konularda bir ihmal var mı göreceğiz ? İnceleme yapmadan hüküm vermemiz doğru olmaz" şeklinde konuştu.