ATO: Bir kilo kalp bir otobüs değerinde

Ankara Ticaret Odası'nın araştırmasına göre, Türkiye yeterince Ar-Ge yatırımı yapamıyor, teknoloji üretemiyor. Ucuz ürünler satıp, pahalı teknolojik ürünler aldığı için yüksek miktarlarda da dış ticaret açığı veriyor.

07 Nisan 2010 Çarşamba, 08:13
Abone Ol google-news

Ankara Ticaret Odası'nın yaptığı araştırmaya göre, Türkiye'nin ileri teknoloji ürünü ihracatı 2009 yılında 3,1 milyar dolar düzeyinde kaldı. Aynı yıl yapılan toplam 102,1 milyar dolarlık ihracatın sadece yüzde 3'ünü ileri teknoloji ürünleri olarak isimlendirilen, "Hava taşıtları, uzay araçları, aksam ve parçaları, Eczacılık ürünleri, Ofis, Muhasebe ve Bilgi İşleme Makineleri, Radyo, Televizyon, Haberleşme Teçhizatı ve Cihazları ve Tıbbi Aletler, Hassas Optik Aletler ve Saatler" meydana getirdi.

Türkiye'nin aynı yıl yaptığı ileri teknoloji ürünleri ithalatı ise 15,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Türkiye'nin 2009 yılında yaptığı 140,8 milyar dolarlık ithalatının yüzde 11'ini ileri teknoloji ürünleri oluşturdu. Ham petrol, doğalgaz ve petrol ürünleri ithalatı hariç tutulduğunda ise ileri teknoloji ithalatının toplam ithalat içerisindeki payı yüzde 14'e yükseliyor.
 

Dış ticaret açığının yüzde 32'si teknoloji ürünleri ithalatından kaynaklandı

2009 yılında 38,7 milyar dolar olan Türkiye'nin dış ticaret açığının yüzde 32'sini oluşturan 12,4 milyar dolarlık kısmı ileri teknoloji ürünü dış ticaretinden meydana geldi. Ham petrol doğalgaz ve diğer enerji ürünleri hariç tutulduğunda ise dış ticaret açığının yaklaşık yüzde 98'inin ileri teknoloji ürünleri dış ticaretinde verilen açıktan kaynaklandığı hesaplanıyor. Yüksek teknoloji endüstrileri, Ar-Ge yoğun endüstriler olduğu için genel olarak yüksek katma değerli, diğer bir ifadeyle "yükte hafif pahada ağır" mal üretiyorlar. İhracatı ağırlıklı olarak orta ve düşük teknoloji ile tarım ürünlerine dayanan Türkiye ise kelimenin tam anlamıyla "yükte ağır, pahada hafif" mallar üretip satıyor. Bu nedenle de bazen bir kiloluk bir ithalat için TIR'lar dolusu mal vermek zorunda kalıyor.
 

İhracat yükünün yüzde 35'i demir-çimento

Türkiye'nin ihracatının ağırlık olarak büyük bölümünü çimento oluşturuyor. Öyle ki 86,2 milyon ton olan 2009 yılındaki ihracatın 20,8 milyon tonluk kısmını çimento, klinker ve alçı ihracatı, 11 milyon tonluk kısmını demir çelik ihracatı oluşturdu. İki ürünün toplam ağırlığı Türkiye'nin yaptığı ihracatın toplam ağırlığının yüzde 35'ine yaklaşıyor. Türkiye dışarıdan ortalama 570 dolardan (kilosu ortalama 156 dolar) bir adet dizüstü bilgisayar alabilmek için kilosu 6 sentten 2 bin 612 kilo çimento satmak zorunda kalıyor. Bir TIR'ın ortalama 24 ton taşıdığı dikkate alırsa Türkiye 1 tır dolusu dizüstü bilgisayar alabilmek için 2 bin 600 tır dolusu çimento satıyor.
 

Cep telefonuna 295 dolar ödeniyor

Cep telefonunun kilosuna ambalaj ve diğer aksesuarları da dahil 295 dolar ödeyen Türkiye, demir-çeliğin kilosunu ise ortalama 44 sentten satıyor. Yani bir tır dolusu cep telefonu alabilmek için 670 tır dolusu demir satmak gerekiyor. Cep telefonlarının, aksesuarsız net ağırlığı ağırlığının 100-150 gram arasında değişiği dikkate alındığında cep telefonunun kilosu ise tek bir telefonun değeri bin 480 kiloya yakın demire denk düşüyor. Bir kilo elektronik entegre devrenin ithalat fiyatı 364 doları buluyor. Bir tır dolusu elektronik devrenin değeri 50 tır dolusu mefruşatın değerine ulaşıyor. Bilgisayarlarda kullanılan REM belleklerin kilosu da 416 dolara kadar çıkıyor. Bir tır dolusu REM bellek alabilmek için 18 tır dolusu hazır giyim eşyası vermek gerekiyor. Türkiye'nin ihracatının en önemli kalemi halinde bulunan hazır giyim ürünlerinin ihraç fiyatı kilo başına 23 dolar civarında kalıyor.
 

Bir TIR ilaç karşılığında 582 TIR ekmeklik un

Bir tır ilaç alabilmek için 582 tır dolusu ekmeklik un, 1 tır dolusu aşı alabilmek 2 bin 88 tır dolusu krom cevheri 1 kilo Alprazolan isimli ilacı almak için 1 tır dolusu (yaklaşık 25 bin kilo) anorganik kimyasal ürün, organik, anorganik bileşik satmak gerekiyor. Türkiye 2009 yılında 30,5 milyon dolar vererek 9 bin 158 adet kalp pili ithal etti. Kalp pilleri için pil başına ortalama 3 bin 380 dolarlık bir ödeme yapıldığı dikkate alındığında, bir kalp pili alabilmek için yaklaşık bir tır dolusu arpa vermek gerektiği ortaya çıkıyor. Bir kalp pilinin 20-25 gram olduğu dikkate alındığında da bir kilo kalp pili 168 bin doları buluyor. Buna göre de bir kilo kalp pili bir otobüsün değerine ulaşıyor.
 

5 ton buğday bir kilo yedek parça alabiliyor

2,5 ton yük taşıyan bir kamyonet dolusu iç organ protezi alabilmek için 2,1 milyon dolar ödemek, diğer bir ifadeyle 160 tane otomobil vermek gerekiyor. İthalat fiyatı 300 bin doları aşan bir bilgisayarlı tomografi cihazı için de yaklaşık 25 tır dolusu mermer gerekiyor. Türkiye, bir adet helikopter satın alabilmek için 49 tır dolusu kabuksuz fındık ihraç etmek zorunda bulunuyor. 5 bin 610 kilo buğday verilerek ancak 1 kilo uçak ve helikopter yedek parçası alınabiliyor. Bir uçak alabilmek için de 723 tır dolusu kuru kayısı satmak gerekiyor. Türkiye'nin toplam kuru kayısı ihracatı 6 uçak almaya yetmiyor.
 

Domates yerine tohumu

Türkiye sadece ileri teknoloji ürünlerinde değil tarım ürünlerinde de benzeri bir durum yaşıyor. Tarım ürünü ihracatı yerine söz konusu ürünlerin tohumlarını geliştirip ihraç etmek çok daha kazançlı sonuçlar veriyor. Bir kilo domates tohumu alabilmek için 3 bin 429 kilo domates satmak gerekiyor. Başka bir ifadeyle 7 kilo domates tohumu bir tır dolusu domatese denk geliyor. Aynı şey diğer tohumluluklar için de geçerli bulunuyor. Patlıcan tohumunu Türkiye kilosu 6 bin 349 dolardan ithal ederken, patlıcanı dışarıya kilosu 89 sentten satıyor. Bir kilo patlıcan tohumu 7 tondan fazla patlıcana denk geliyor. Bir tır dolusu patlıcan 3,5 kilo patlıcan tohumu alabiliyor.

Aygün: Türkiye, uluslararası ilaç firması kadar AR-GE'ye kaynak ayırmıyor

ATO Başkanı Sinan Aygün, Ar-Ge'ye bir uluslararası ilaç firması kadar bile kaynak ayıramayan Türkiye'nin yüksek teknolojiye seyirci kaldığını belirtti. Ar-Ge yoğun sektörlerin çok yüksek katma değerli ürünler üretip sattığına dikkat çeken Aygün, "Türkiye'nin ileri teknoloji ürünü ihracatı, toplam ihracatının yüzde 3'ünü oluşturuyor. Hatta AB'nin hesaplamalarına göre bu oran yüzde 1,7 civarında kalıyor. Buna karşılık ileri teknoloji ürünü ithalatı toplam ithalatının yüzde 11'inden fazlasını medyada getiriyor" dedi.
 

"Cari işlemler sorunu ileri teknoloji ihracatıyla çözülebilir"

Türkiye'nin orta ve düşük teknoloji ile tarım ürünü ihracatıyla uluslararası düzeyde rekabet edemeyeceğini ve sürekli yüksek tutarlarda dış ticaret açığı vermek zorunda kalacağını vurgulayan Aygün artık yapısal hale gelen cari işlemler açığı sorununun ancak ileri teknoloji ürünü ihracatıyla çözülebileceğini bildirdi. Aygün, şöyle devam etti:

"Türkiye ekonomisinin, uluslararası düzeyde daha iyi rekabet edebilir ve bu rekabeti sürdürebilir bir noktaya taşınabilmesi için teknolojik bilgi üretimine, üretilen bilginin ticarileştirilmesine, teknoloji yoğun üretime, Ar-Ge'ye, yeniliğe yönelik yatırımlara, nitelikli işgücünün istihdamına yönelik teşvikler vermemiz gerekiyor. Sanayi stratejimizi, ileri teknoloji kullanan, katma değeri yüksek sektörleri öncelikli sektörler olarak belirleyecek şekilde yeniden düzenlemekte fayda bulunuyor."