Avrupa ile ihracatta çember daralıyor

AP’de müzakereleri dondurma kararı alınca gözler Avrupa’ya yapılan ihracata çevrildi. Türkiye 9 ayda 104 milyar dolarlık ihracatın 50 milyar dolarını AB’ye yaptı.

24 Kasım 2016 Perşembe, 23:56
Abone Ol google-news

Üst üste rekor kıran dolar, düşen sanayi üretimi ve artan işsizlikle eflasyonun yetmezmiş gibi ülkenin tek çıkar yolu olarak görülün ihracatta da tehlike çanları çalacak gibi görünüyor. Avrupa Parlamentosunda (AP) yapılan, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik müzakerelerinin dondurulmasına ilişkin oylama 37’ye karşı 479’la dondurulma yönünde sona erince, gözler AB ile yapılan ekonomik faaliyetlere çevrildi. Her ne kadar hukuki bir bağlayıcılığı olmasa da iki taraf arasında günler süren ve üstlelik de burjuva nezaketinden uzak bir uslüpla, yüksek sesle dile getirilen tavrılar, ilişkileri zora sokacağı kaygısını artırdı. Oylama sonucunun ekonomik aktörler tarafından da yok reddelimesi, önümüzdeki günlerde ekonomik ilişkilerin nasıl ileryeceği konusunda endişe doğurdu. TİM Başkanı Büyükekşi, Avrupa Parlamentosu’nda dün yapılan oylamadan Türkiye ile müzakerelerin geçici olarak durdurulması kararı ile ilgili, “Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye getirmiş olduğu eleştirileri reddediyoruz” şeklinde yorumladı. İhracat verilerine bakıldığında AB ile ticari ilişkilerin sürekli arttığı görülüyor. 2013’de 151 milyar dolarlık ihracatın yüzde 41’i AB ülkelerine yapılırken bu yıl dokuz aylık dönemde AB ülkelerine yapılan pay yüzde 48.50’yi buldu. Ortadoğu coğrafyasına malum nedenlerle yapılamayan ticaret, özellikle son yıllarda yeniden AB’ye kaydırılmıştı.

Borçlar ağırlıklı AB’ye

Diğer yandan son kurla 310 milyar dolara ulaşan borçların önemli bir kısmı da Avrupa bankalarına olduğunu hatırlamakta yarar var. Uzmanlar Çin ve Rusya gibi daha kapalı ülkelerin aksine ticari ilişkilerin AB’de makro değil çok sayıda mikro şirketle yürütüldüğü için ilişkilerin tek elden halledilmediği, yapılan tek anlaşma ile doğalgaz ya da nükleer anlaşmasını yapabilecekken, AB’de kurumların kendi tarzlarına uygun ekonomik ilişkiyi tercih ettiğinin unutlaması gerektiği belirtiliyor. Anti demokratik bir yapının etkin olmaya başladığı yerde yatırımların azalacağı ve olan yatırımlarda da kâr transeflerinin artacağı da hatırlanacak olursa önümüzdeki günlerde ülkeyi zor zamanların beklediğini söylemek kehanet olmaz.