Bahçeli: Hesap gününde ne anlatacaksın?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Başbakan ayrıca Suriye'ye yüzümü dönersem Rabbim soracak Ey başbakan o bebekleri gördün de ne yaptın diye soracak? PKK'nın katlettiği bebeklerin hesabını vermeyecek misin?" diye konuştu.

14 Mayıs 2013 Salı, 07:46
Abone Ol google-news

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP İstanbul İl Başkanlığı Kadın Kolları'nın pazar günü düzenlediği toplantıda, Suriye'nin Banyas şehrindeki hazin olaylara vurgu yaptığını, katledilmiş çocukların haline bakarak ağladığını belirttiğini anımsattı.

Türkiye'de de terör örgütünün bebekleri katlettiğini vurgulayan Bahçeli, şöyle konuştu: "Peki Sayın Başbakan, sen Türkiye'deki bebekleri katleden alçaklarla pazarlık yaparken hiç mi yüreğin sızlamamıştır? Suriye'deki bebeklere sahip çıkarken, vatanımızda kundaktan çıkmadan tabuta giren yavrularımızı ne zaman hatırlayacaksın, ne zaman faillerini itiraf edeceksin? Bebeklerin katilleriyle çözüm ve barış konuşurken hiç mi üzülmedin? Hiç mi vicdan azabı çekmedin? Hiç mi 'ne yapıyorum ben' diyerek özeleştiri yapmadın? 15 günlük, 1 aylık ve 1 yaşına henüz basmış onlarca bebeği doğrayan, körpe bedenlerine mermileri saydıran Başbakan'ın pazarlık arkadaşlarıdır. Türk milleti İmralı canisine boşuna bebek katili dememiş ve bu katile boş yere bu sıfatı reva görmemiştir. Şu zihin bulanıklığına dikkat buyurunuz; Başbakan Erdoğan bunları unutmuştur ve Banyas'taki ölümlere ağlamaktadır. Türkiye'de sanki bebekleri öldürenler hiç olmamıştır. Sayın Başbakan, bebek deyince senin aklına Suriye mi gelmektedir? Irak'ta, Afganistan'da ve daha birçok Müslüman ülkelerinde katledilen yüzbinlerce bebeğin katilleriyle küresel projelerde buluşmak hiç mi seni rahatsız etmemiştir? Bu kadar kayıplara rağmen sadece Banyas mı seni üzmüş, sadece Banyas'taki bebek ölümleri mi gözlerinden yaş getirmiştir? Başbakan Erdoğan ayrıca; 'Yarın Mahşer Günü'nde Rabbim bana, o bebekleri gördün de ey Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ne yaptın' diyecek kadar yönünü ve tarafını kibirli bir edayla belli etmiştir. Sayın Başbakan, PKK'nın katlettiği bebeklerle ilgili sorgu ve sualin olmayacağını mı zannediyorsun? Cenab-ı Allah demeyecek midir ki bebek katilleriyle ne işin vardı? Onlarla ne yapıyordun? Ne işler çeviriyordun? Ne tezgahlar içindeydin? İlahi hesap gününde de çözüm istismarı mı yapacaksın? Barış masalları mı anlatacaksın?"

 

'Amerika'dan dönerken Başbakanlık'tan ayrıl'

Başbakan Erdoğan'ın sözünü yerine getirerek Başbakanlığı bırakmasını isteyen Bahçeli, "Amerika'ya giderken Başbakanlık hayaliyle gittin; bari dönerken utancından Başbakanlık görevinden ayrıl" diye konuştu.

Bahçeli, sınırlardan kimin girip çıktığının belli olmadığını, Suriye'den gelen kanlı niyetlerin, Türkiye'de katliam yaptığını ifade ederek, terör örgütü üyelerinin de AKP'nin bilgi ve müsamahası altında sınırlarda cirit attığını söyledi. Terör örgütünün çekilme kararının tartışmaların merkezine yerleştiğini dile getiren Bahçeli, çekilmenin sanki terör bitmiş gibi sunulduğunu belirtti.

"Suçluların sınırlardan dokunulmazlık zırhıyla çıkıp gitmesinin kabul edilemez, onaylanamaz ve geçiştirilemez bir rezillik olduğunu" savunan Bahçeli, "1 Ağustos 2009 tarihinde başlatılan 'Yıkım Projesi'nden 10 Mayıs 2013 tarihine kadar geçen sürede, toprağa düşen 557 şehidimizin katilleri de sınırlarımızdan çıkıp gidecek midir? Başbakan ve hükümeti bunlara nasıl müsaade edecektir?" dedi. Başbakan Erdoğan'ın anayasal suç işlediğinin farkında olup olmadığını soran Bahçeli, "PKK'lıları kapsamına alan bir Erdoğan affı çıkmıştır da bizim mi bilgimiz olmamıştır?" diye konuştu.

Devlet Bahçeli, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "suça yardım", "görevi kötüye kullanma", "işlenen suçu bildirmeme" suçlarıyla Anayasa'daki "konusu suç teşkil eden emirlerin yerine getirilemeyeceği" hükmüne değinerek, şöyle devam etti: "Bu itibarla, bugünkü ortamda çözüm süreci dahilinde atılan tüm adımlar, tüm girişimler ve tüm teklifler gayri hukuki ve gayri meşrudur. PKK'lıların meydan okurcasına geri çekilmesi, katillerin serbestçe sınırlarımızdan çıkıp gitmelerine seyirci kalınması en ciddi suçlardandır ve buna çanak tutan kim olursa olsun suçludur. Her zaman söylediğimiz gibi, PKK terör örgütü ön şartsız bir şekilde silahlarını güvenlik güçlerine teslim etmeli, arkasından da Türk adaleti önünde işledikleri suçların hesabını vermeli ve sonuçlarına da katlanmalıdır. Hukuk imtiyaz kabul etmez, zaman ve zemine göre karar vermez, vermemelidir. Bu nedenle yürekli, cevval, korkusuz, dirayetli, millet sevdalısı ve Cumhuriyet'i savunmakla görevli savcılara çağrıda bulunuyor ve onlardan bir ses bekliyorum. Anayasa suçu işlemiş Başbakan ve bazı hükümet üyeleri, konusu suç teşkil eden emri yerine getiren, suçluyu kayıran ve kollayan kamu görevlileriyle birlikte, 63 sözde akil insanlar heyeti hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bugün saat 14.00'te suç duyurusunda bulunmak üzere huzurlarınızda partimiz Genel Sekreteri ve Bursa milletvekilimiz İsmet Büyükataman'ı görevlendirmiş bulunuyorum. Adalet bugün değilse ne zaman harekete geçecektir? Savcılar şimdi değilse daha ne zaman Türk milletinin hak ve menfaatlerini koruyacaklardır? Şayet olan biten tüm bu hainliklere sessiz kalınırsa bunu günahı sorumluluk noktasında olan herkesin üzerine olacaktır."

 

'Gerçekten acımız büyüktür'

Bahçeli, Reyhanlı'daki bombalı saldırılara değinerek, hükümetin Suriye politikasını eleştirdi. Türk milletinin Reyhanlı'da son yılların en acımasız ve kanlı saldırısına muhatap kaldığını ifade eden Bahçeli, saldırıyı nefret ve şiddetle kınadı. "Gerçekten acımız büyüktür. İçimizdeki yangın hali ve öfke seviyesi tarifsizdir" diyen Bahçeli, yaraların sarılacağını ve sarılması gerektiğini söyledi. Bahçeli, "Provokasyonlara imkan vermeden, çatışma ve kutuplaşmaya fırsat tanımadan bu ağır yükün altından kalkmalıyız. Bu saldırının üstesinden gelmeliyiz ve mutlaka da gelecek kuvvete sahibiz. Türk milleti ona buna pabuç bırakacak, karanlık emellere geçit verecek, hatta sinecek ve her saldırıyı sineye çekecek bir zayıflıkta değildir. Aksini düşünenleri ise hak ettikleri son eninde sonunda bulacaktır" diye konuştu.

Saldırının ardından Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın başkanlığındaki heyetin Reyhanlı'da inceleme yaptığını anlatan Bahçeli, inceleme sonucuna göre patlamalarda 10 MHP üyesinin de hayatını kaybettiğini belirtti. Edindikleri izlenimler ve aldıkları bilgilere göre, Reyhanlı'da çok olumsuz bir havanın hakim olduğunu ifade eden Bahçeli, korku ve panik halinin ilçeyi rehin aldığını, endişeye kapılan vatandaşların ilçeyi terk ettiğini söyledi.

Maddi hasarın yanında patlamaların yol açtığı sosyal yara, güvensizlik, şüphe ve şok dalgasının çok daha derin olduğuna işaret eden Bahçeli, "Her şey ayan beyan ortadadır ki sınır hattımız adeta viraneye dönmüş, metruk bir hale dönüşmüş ve kendi kaderine terk edilmiştir. Türkiye'nin egemenlik hakları çiğnenmiş, hükümranlık hakları yara almıştır" dedi.

 

'Hükümet milletten özür dilemeli'

Bahçeli, Reyhanlı'daki kanlı saldırının çok yönlü araştırılması ve tüm gerçeklerin ortaya çıkarılması gerektiğini dile getirerek, "Suriye muhalefetinin parmağı peşinen ihmal edilmemelidir. El Kaide militanlarıyla ilgili kuşkular yabana atılmamalı, Türkiye'yi Suriye'ye kışkırtmaya çalışanlar dikkatlerden kaçırılmamalıdır" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad merkezli sert beyanlarının, tehditlere bezenmiş üslubunun Türkiye'nin aleyhine olduğunu savunan Bahçeli, şunları söyledi: "Artık tümüyle ortadadır ki Başbakan ve hükümetinin Suriye politikası çökmüştür. Kendi halkına kıyan ve şiddetin dibine batan Esad yönetimi ve diğer unsurlar, Türkiye'ye istikrarsızlık ihraç etmektedir. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı'nın tezleri, tahminleri ve dış politika konsepti iflas etmiştir. Bu şartlar altında, Dışişleri Bakanı nereye kadar koltuğunda oturacaktır? Başbakan yardımcıları Beşir Atalay ve Bülent Arınç hala görevde kalacaklar mıdır? Reyhanlı'da patlayan bombaların sorumluları kesinlikle hesap vermelidir. Sınırlarımızı eleğe çeviren Başbakan ve hükümeti, sorumluluğu başka yerlere yıkmamalıdır. Bu saldırıyı 'milli mesele' deyip arkasına saklanması, Reyhanlı'nın üzerinden siyaset yapılmasını ağır sözlerle savuşturmaya çalışması Başbakan'ı aklayamayacak ve kurtaramayacaktır. Basına ambargo koydurarak, Reyhanlı ile ilgili yasaklar getirmesi Başbakan'ın demokrasi anlayışının seviyesini göstermiştir. Anneler Günü'ne bir gün kala annelerimize ağıtlar yaktıran bu hükümet, nereye kadar hatalarının hesabını vermekten uzak kalacaktır? AKP hükümeti imha olan Suriye politikasından dolayı Türk milletinden özür dilemeli, daha fazla yıkım ve kayıplara uğramadan kendisini gözden geçirmeli ve dış politikasını tahsis etmelidir."

 

'Başbakan konuştukça Türkiye zarar gördü'

Devlet Bahçeli, AKP'nin Suriye merkezli hiçbir öngörüsünün tutmadığını, hiçbir yorumunun amacına ulaşmadığını ve hiçbir teklifinin uygulamaya geçmediğini savunarak, "Maalesef Başbakan konuştukça Türkiye zarar görmüştür. Başbakan Esad'a saldırdıkça, sövdükçe, hakaret ettikçe Türkiye bir yanından darp edilmiştir. Şam yönetimi ve muhalif unsurlar döktükleri kanı Türkiye'ye de sıçratmışlardır" diye konuştu.

Suriye meselesiyle bağlantılı Akdeniz'de ve dün Osmaniye'de düşen uçaklarda şehit olan pilotlarla diğer olaylarda vatandaşların yaşamını yitirdiği olaylara değinen Bahçeli, "Bugüne kadar Suriye kaynaklı meydana gelen saldırılar ve artan şahadetlerimiz, sabrımızı taşırma noktasına kadar getirmiştir" dedi.

Sınır bölgelerindeki il ve ilçelerin adeta kuşatıldığını iddia eden Bahçeli, şöyle devam etti: "Şimdi geldiğimiz bugünkü zaman diliminde; Hatay'ın, Reyhanlı'nın, Altınöz'ün, Yayladağı'nın, Akçakale'nin ve diğer sınır şehirlerimizin güven içinde olduğunu ileri sürebilecek bir babayiğit var mıdır? Başbakan Erdoğan, çok değil, yaklaşık 7 ay önceki görüşleriyle aynı çizgide, aynı noktada mıdır ve kendisi Türkiye'yi ne hale getirmiştir? Başbakan'ın, Esad'ı hedefine alan aslı astarı olmayan, yavan, temelsiz ve uçuk sözlerinin vebaline nasıl katlanacağı hakkında bir fikri var mıdır? 'Men Dakka Dukka' derken bu durumlara düşeceğinin, milletimizi bu hallere sokacağının hesabını yapmış mıdır? Beşşar Esad'a yönelik olarak; 'Hesap soracağız, vallahi hesap vereceksin, meşruiyetini yitirdi, zalim, bıçak sırtındayız, Yezid, katil, cani' gibi yutulamayacak ağır ifadeleri bugüne kadar bir sonuç doğurmuş mudur? Bir zamanların 'dost ve kardeş Esad'ı, birden bire emzikli bebekleri katleden 'cani Esed'le yer değiştirmiştir. Açıktır ki 911 kilometrelik sınırımız olan Suriye'nin iç karışıklığına taraf olunması, Türkiye'nin bekasına ve egemenlik haklarına doğrudan doğruya olumsuz yansımıştır."

 

'Çiftçinin borçlanmasından mutlu Başbakan'

Toplantıda bugünün 14 Mayıs Çiftçiler Günü olduğunu da anımsatan Bahçeli, AKP iktidarında çiftçilerin sorunlarının daha da ağırlaştığını öne sürdü. Çiftçinin tarlasında, yalnızca banka borçlarını hafifletmek için çalışır duruma geldiğini savunan Bahçeli, "Daha da düşündürücü olanı ise ürünlerin para etmemesi ve çiftçilerimizin emeklerinin heba olmasıdır" dedi.

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, çiftçiyi kredi faizini indirerek borçlandırmayı müjde olarak sunduğunu ifade ederek, "Başbakan işte bunu müjde olarak sunmuş, neredeyse heyecandan bir takla atmadığı kalmıştır. Çiftçimiz borca batmışken, hatta borçlarını ödeyemez durumdayken, kredi faizindeki bir puanlık indirimi övmek, lütuf gibi göstermek en hafif tabirle işgüzarlıktır" diye konuştu.

Erdoğan'ın, Ziraat Bankası'ndan 2002 yılında 28 bin çiftçiye 227 milyon lira, 2012'de 960 bin çiftçiye 19 milyar lira kredi verdiğini anlattığını anımsatan Bahçeli, "Acaba dünyanın neresinde çiftçisinin borçlanmasından mutlu ve bahtiyar bir Başbakan vardır?" diye sordu.

Öte yandan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır grup toplantısından ayrılırken, gazetecilerin, İçişleri Bakanı Muammer Güler hakkında gensoru verip vermeyecekleri sorusu üzerine, Güler'in bilgilendirme yapmasından sonra konuyu değerlendireceklerini belirtti.