Balbay ve Haberal'a ret

Milletvekili mazbatalarını alan Ergenekon sanıkları Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal'ın tahliye taleplerini mahkeme reddetti. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay'ın avukatı, red kararı üzerine "Karara üst mahkemede itiraz edeceğiz" dedi. Mahkeme kararı oy çokluğuyla alınırken Mahkeme Başkanı Köksal Şengün karara muhalif kaldı. CHP, karara tepkili.

23 Haziran 2011 Perşembe, 12:19
Abone Ol google-news

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin oy çokluğuyla aldığı kararda, dosya kapsamı, sanıklara ayrı ayrı isnat edilen suçlamalar ve bunlarla ilgili sevk maddeleri, delillerin tamamının toplanmamış olması, dosyadaki belgeler ve raporlar, atılı suçların işlendiği konusunda kuvvetli suç şüphe sebeplerinin varlığının devam etmesi, bu suçların CMK'nin 100/3. maddesinde sayılan suçlardan olması ve bir kısım sanıkların savunmalarının alınmamış olmaması gerekçeler arasında sayıldı.

Bu nedenlerle Prof. Dr. Mehmet Haberal ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay'ın tutukluluk hallerinin devamına hükmedildiği belirtilen kararda, ''herhangi bir yasal dayanağı olmayan tahliye taleplerinin reddine'' ifadesi kullanıldı. Mahkeme heyeti, tutukluluk halinin devamına ilişkin kararın bir örneğinin acilen TBMM'ye gönderilmesini hükme bağladı. Söz konusu karara Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün muhalif kaldı.

Haberal ve Balbay'ın tahliye taleplerini değerlendiren özel yetkili cumhuriyet savcıları Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın da tahliye taleplerinin reddedilmesi yönünde görüş bildirmişti.

Köksal Şengün, karara yazdırdığı muhalefet şerhinde, sanıklardan Mustafa Balbay'ın 6 Mart 2009'da, Mehmet Haberal'ın 17 Nisan 2009'da tutuklandığını hatırlattı. Şengün, şunları kaydetti: ''Tutuklu olarak davaları açılmış, mahkememizde devam eden yargılamada her 2 sanığın sorgu ve savunmaları tamamlanmış ve tarafımdan sanık Mustafa Balbay için 26 Aralık 2009, Mehmet Haberal için de 9 Nisan 2010 tarihinden itibaren her 2 sanık ile ilgili olarak 'sanıklara isnat olunan suçların vasıf ve mahiyetlerine, dosyada mevcut delil durumlarına, sorgu ve savunmalarındaki anlatımlarına, üzerlerine atılı suç vasıflarının değişme ihtimallerine, tutuklamada beklenen gayenin sağlanmış olup bu aşamadan sonra kaçma, saklanma ve delilleri karartma şüphelerinin bulunmamasına ve gerekirse haklarında adli kontrol uygulanmasının da düşünülebileceğine' ve bireysel olarak sanık Mehmet Haberal'ın 'yaşına, sosyal ve mesleki konumuna ve sağlık durumuna', diğer sanık Mustafa Balbay'ın 'toplum içerisindeki konumu' da dikkate alınarak her 2 sanığın tahliye edilmeleri yönünde oy kullanmaktayım.''

Her 2 sanığın 12 Haziran 2011'de yapılan milletvekili genel seçiminde milletvekili seçildiğini belirten Şengün, anayasanın 14 ve 83. maddeleri dikkate alındığında bu sanıkların milletvekili seçilmelerinden dolayı yasama dokunulmazlığı kazanmalarının bu aşamada söz konusu olamayacağını ifade etti. Şengün, TBMM üyeliğine yasal bir seçim sonucu ve demokratik yollardan seçilen bu kişilerin kazanmış oldukları nitelikleri sebebiyle kaçma, saklanma ve delilleri karatma ihtimallerinin kalmadığını bildirdi.

CMK'nin 100. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen katalog suçlarda bile tutuklamanın varsayım olarak ifade edildiğini, bu şekildeki suçlamaların kesin tutuklama sebebi olarak gösterilmediğini kaydeden Şengün, şöyle konuştu: ''Kaldı ki aynı suçlamalarla yargılaması tutuklu olarak yapılmaktayken 22 Temmuz 2007'deki milletvekili genel seçiminde bağımsız olarak milletvekili seçilen Sebahat Tuncel, anayasanın 14. maddesi doğrultusunda değil, milletvekili seçilmesinden dolayı kazanmış olduğu temsil niteliğinden dolayı da tahliye olmuş ve son seçime kadar da parlamentoda görev yapmıştır. Bu durumda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarındaki açık kriterlerle birlikte bir emsal olarak değerlendirilmesi de gerekir. Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı daha önce ifade ettiğim tahliye gerekçelerine ilave olarak her 2 sanığın TBMM'ye üye olarak seçilmiş olmaları karşısında, bu kişilerin bu niteliklerinden dolayı da artık kaçma, saklanma ve delilleri karartma şüphelerinin de kalmamış olduğu dikkate alındığında tutuklu sanıklar Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay'ın tahliyelerine karar verilmesi görüşünde olduğumdan, aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne muhalifim.''

 

Engin Alan için de karar bekleniyor

10. Ağır Ceza Mahkemesi ise Balyoz davası sanıklarından emekli Korgeneral Engin Alan'ın dosyasını incelemeye aldı. Savcı Savaş Kırbaş, Alan'ın tahliye talebinin reddedilmesi yönünde mahkemeye görüş bildirdi. Savcının devlete yönelik suçların dokunulmazlık kapsamı dışında tutulması gerektiğine dikkat çektiği belirtiliyor. Engin Alan’la ilgili kararın da bugün çıkması bekleniyor.

 

Erdoğan ince mesajı vermişti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçim sürecinde Balbay ve Haberal’ın milletvekili seçilseler dahi parlomentoya giremeyebileceklerini söylemişti. Erdoğan, Kanal 24 televizyonunda katıldığı bir programda, “Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti içerisinde eğer hukuk bu işe müsaade ediyorsa benim yapacağım bir şey yok. Ben otokrasiden yana değilim. Ama tabii burada seçilmiş olmaları onların parlamentoya geleceği anlamına gelmez. Burada yargının bir defa bu işe müsaade etmesi gerekiyor. Beni parlamentonun içine kimin geldiği çok ilgilendirmiyor” demişti.

 

CHP'li Öztürk'ten Meclis'i boykot önerisi

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, YSK'nin Hatip Dicle ile ilgili kararı ve Balbay ve Haberal ile ilgili tahliye isteminin reddedilmesini değerlendirdi. Milli iradeye aykırı bir karar alındığını ileri süren Öztürk, şöyle dedi: "Gerek bu karar gerek Dicle kararı bir kere milli iradeye aykırı bir karar. Milli iradeye meydan okumaktır. Halk seçmiş Diyarbakır'da, onu düşürüyorsunuz, milletvekili adayı oluyor, aday olduktan sonra halk oy veriyor, adam milletvekili seçiliyor, mazbatasını alıyor ama ondan sonra milletvekili olamaz, diyorsunuz; milletvekilliğini düşürüyorsunuz, onun oylarını AKP'ye veriyorsunuz. Hak etmeyen kişiyi milletvekili yapıyorsunuz."

Haberal ve Balbay ile ilgili kararı eleştiren Öztürk, "Burada yapılması gereken şey şudur. Milli iradeye meydan okuma vardır. Madem öyle CHP olarak Meclis'e gitmeyelim. Milli irade zedeleniyorsa, meydan okunuyorsa, milletin vekillerinin o parlamentoda ne işi var, hiçbir milletvekili katılmamalı. Hiçbir milletvekili o olay çözülene kadar parlamentoya katılmamalı" dedi.

AB Komisyonu yorum yapmaktan kaçındı

AB Komisyonu, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, ''İkinci 'Ergenekon' davası kapsamında tutuklu olarak yargılandıkları sırada milletvekili seçilen Prof. Dr. Mehmet Haberal ile gazeteci-yazar Mustafa Balbay'ın ''tahliye taleplerinin reddi'' konusunda yorum yapmaktan kaçındı.

AB Genişleme Komiseri Stefan Füle'nin basın ofisinden yapılan açıklamada, ''Henüz inceleme fırsatı bulamadığımız mahkeme kararıyla ilgili yorum yapma durumunda değiliz'' ifadesine yer verildi.

Açıklamada, AB Komisyonu'nun bu ve diğer yargı kararlarını sonbaharda yayımlayacağı ilerleme raporunda dikkate alacağı belirtildi.