'Baldıran zehiri içebiliriz ve iktidardan da uzaklaşabiliriz'

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Siirt Halk Eğitim Merkezi'nde partisince düzenlenen "İl Danışma Kurulu" toplantısında yaptığı konuşmada, " Biz bu zor işe elimizi değil, bütün bedenimizi koyduk. Baldıran zehiri içebiliriz ve iktidardan da uzaklaşabiliriz. Ama yeter ki bu işte başarılı olalım. Yeter ki annelerin gözyaşları dinsin" dedi.

11 Mayıs 2013 Cumartesi, 15:37
Abone Ol google-news

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Siirt Halk Eğitim Merkezi'nde partisince düzenlenen "İl Danışma Kurulu" toplantısında, 2023 yılında kişi başına düşen gelirin yıllık 25 bin dolar, ihracat için 500 milyar doları hedeflediklerini, Allah'ın izniyle işler iyi giderse daha fazlasının olacağını belirtti.

Çözüm sürecinin kan döken, içlerini yaralayan, gözyaşlarıyla 30-35 yıldan beri acısını çektikleri bir konu olduğunu, bunun için her şeyi yaptıklarını anlatan Arınç, bugüne kadar ellerinden geleni yaptıklarını, doğru bildikleri ne varsa bunları yerine getirdiklerini ifade etti.
"Ama baktık ki kesin sonuç alınamıyor. Ölenler şu veya bu taraftandır. Bunun tartışmasını yapacak değiliz" diyen ve Türkiye'de kanayan yaranın tamir edilmesi gerektiğini dile getiren Arınç, şöyle dedi:

"Bir insanın bile ölmemesi lazım. Biz bu yüzden teröre karşı farklı tedbirlerle, acaba silahlar susabilir, bırakılabilir ve bundan sonra kan dökülmesinin önüne geçebilir miyiz? diyerek büyük bir risk aldık. Herkes görevinin başında. Hamdolsun ki niyetimiz hayır olunca akıbet de hayır olacak. 5 aydan bu yana Türkiye'de kan dökülmüyorsa, bundan memnun olmak gerekir değil mi? Memnun olmayanlar var, hiç önemli değil."

"Baldıran zehiri içebiliriz ve iktidardan da uzaklaşabiliriz"

Terörle mücadelede özellikle son yıllarda bütün faillerin bir şekilde ele geçirildiğini, bir kısmının de teslim olduğunu bildiklerini anlatan Arınç, şöyle dedi:

"Ama bu bizi sonuca götürmedi. Dağa çıkan bu kadar genç olduktan sonra, eline silah alan bu kadar insan olduktan sonra. Gittikleri yerden öldüreceksiniz talimatını almaya devam ettikçe, demek ki kan akacak, başka şehitlerimiz olacak. Demek ki artık Cudi'de, Gabar'da, başka yerde değil, belki İstanbul'un ortasında, Kayseri'de, Gaziantep'in en işlek yerinde Allah korusun, Allah'tan korkmayan birisi bir patlama yapacak. 3-5-10 kişi hayatını kaybedecek. O zaman bizim güvenlik güçleri yapacaklarını yapsınlar. Ama bir başka tedbir olarak da bizim Öcalan ile birilerinin anlayacağı dilden mesajlar verilmesiyle bir çözüm sürecini başlatmamız lazımdı."

Arınç, hiç kimseden çekinmediklerini, yaptıkları işin doğru olduğuna inandıklarını, 5 aydır kan dökülmediğini vurgulayarak, silahlı unsurların dışarı çıkmaya başladığını, bunun sonunda da silahların tamamen bırakılmasını ümit ettiklerini dile getirdi.
Türkiye'nin yeniden buluştuğunu, yeniden kucaklaştığını Allah'ın izniyle göreceklerini, bunu hiçbir hükümetin yapamayacağını ifade eden Arınç, "Geçmiştekilerin hepsi korktu. Başaramayacaklarını biliyorlardı ve zor işe ellerini sokmadılar. Biz bu zor işe elimizi değil, bütün bedenimizi koyduk. Baldıran zehiri içebiliriz ve iktidardan da uzaklaşabiliriz. Ama yeter ki bu işte başarılı olalım. Yeter ki annelerin gözyaşları dinsin" diye konuştu.
Ağızlardan çıkacak sözlerin ve davranışların süreci zora sokacak ölçüde olmaması gerektiğini, buna dikkat ettiklerini ama başkalarının dikkat etmediğini kaydeden Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Şimdi beni eleştiren birkaç tanesi var. Onların şu birkaç aydan beri yaptıkları konuşmalara bakın gülersiniz ve üzülürsünüz. Sinir uçlarına dokunacak ne kadar laf varsa hepsini söylüyorlar. Millete lanet olsun dedirtecek ne hareket varsa yapıyorlar. Ondan sonra da bize dönüp birilerinden özür dilememizi bekliyorlar. Hayır, bu sürecin başlamasına ve başarıyla sonuçlanmasına gayret eden insanların başında geliyorum. Kimse buna hiçbir şekilde itiraz edemez."

Cennete gitmek isteyenlerin cennete götürecek işler yapması gerektiğini belirten Arınç, şöyle devam etti:,

"Günahsız yere insanları öldürenler cennete mi gider? Anneleri çocuklarıyla havaya uçuranlar, annelerin, babaların ellerinden çocuklarını alıp onlara silah sıkmayı öğretenler, mayınları gizleyerek şuralarda buralarda patlatıp, günahsız insanların hayatlarına son verenler. Sizin inancınızla cennete gidecekse onu bilmem. Ama Müslümanlık inancında böyle bir şey yok. Onların gidecekleri yer bellidir. Ancak hayattayken yapacakları çok işler var. O işleri yapacaklarsa, rabbim de dilerse belki o günahlarından kurtulacak bir noktaya gelebilirler."

"Emine Erdoğan olmasaydı, Başbakan da Tayyip Erdoğan olmazdı"

Konuşmasında "Bakın Başbakanın arkasındaki büyük başarı kim? Emine Erdoğan değil mi?" diyen Arınç, "Siirt'in bir kızı. Emine Erdoğan olmasaydı, Başbakan da Tayyip Erdoğan olmazdı. Daha ne diyeyim ben size yahu" şeklinde konuştu.

Bir partilinin "Ama herkes Tayyip Erdoğan olamaz" demesi üzerine de Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"E olamaz ne yapalım bir tane o. Ama ona benzemeye çalışırız, onun gibi gayret ederiz. Hani bu kadar milleti de yok sayma kardeşim. Bunların da her biri Tayyip Erdoğan kadar. İnşallah başarılı olmak için gayret edecek. Öyle tek adamlık bizde yok. Hepimiz faniyiz. Fani olan herkes dünyadayken güzel, iyi şeyler yapacak. Bir gün hesaba çekileceğini bilecek. Biz de böyle insanlarız. Bu seçimleri kazandığımız zaman arkası cumhurbaşkanlığı seçimidir. Mahalli seçimlerde ne kadar başarılı olursak, cumhurbaşkanlığı seçiminde de o kadar başarılı olacağız. İki imtihan önümüzdeki sene. Ondan sonra 2015 milletvekili seçimi. Allah'ın izniyle Siirt'e yakışan 3'te 3 yapmak."

AKP Siirt Milletvekili Afif Demirkıran'a dönerek, "3 dönem oldu mu Afif bey?" diye seslenen Arınç, "Gözünüz aydın bir tanesinden kurtulacaksınız. Benden de kurtulacaksınız tabii ki ben de yokum, 2015'te. Ondan sonra hanımı alıp geleceğim, 10 gün Siirt'te kalacağım köy köy dolaşacağım inşallah" diye konuştu.