Balyoz'da son sözler

Balyoz davasında mahkeme, avukatların çoğunun duruşmalara girmeme protestolarına karşın sanıklardan son savunmalarını yapmalarını istedi. Sağlık durumuna karşın tahliye edilmediğine dikkat çeken Emekli orgeneral Ergin Saygun, "Bu dünyadan darbeci damgası ile gitmek istemiyorum. Bizler bu lekeyi hak etmiyoruz" dedi.

16 Ağustos 2012 Perşembe, 08:00
Abone Ol google-news

İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davanın dün gerçekleştirilen 98. duruşmasında, avukatların bilirkişi ve tanık talepleri kabul edilene kadar duruşmalara girmeme eylemine karşın sanıkların esas hakkındaki savunmalarının alınmasına geçildi.

250’si tutuklu 365 sanıklı davanın bugünkü oturumu, avukatların duruşmalara girmeme eyleminin gerginliği ile başladı. Başkan Diken, duruşmaya katılmayan eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Emekli Oramiral Özden Örnek’in 155 sayfa ve 17 klasörden oluşan esas hakkındaki savunmasını mahkemeye sunduğunu açıkladı. Diken, daha sonra Emekli Orgeneral Özkök’ün Ergenekon davasının 2 ve 3 Ağustos 2012 tarihli duruşmalarında tanık ifadelerinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gönderildiğini belirterek, Balyoz davasıyla ilgili olarak belirlediği bölümleri okudu.

Başkan Diken, mahkemenin 6 Ağustos tarihindeki kararında avukatların duruşmaya girmemesinin “hakkın kötüye kullanılması” olarak değerlendirildiğini, son savunmalar için bugüne kadar süre verildiğini anımsatarak, sanıklara son savunmaları için söz verileceğini söyledi. Başkan Diken “Bundan sonra hükümden önce çok kısa son sözleriniz alınacak. Savunma için başka söz verilmeyecek” dedi.Söz isteyen Çetin Doğan, “Ben son savunma olarak, delillere karşı beyanda bulunacağım” sözleri üzerine Başkan Diken “Sizin ne yapmak istediğiniz önemli değil, mahkemenin ne söylediği önemli. Sizin ne anladığınız önemli değil, mahkemenin ne sorduğu önemli” dedi.

Doğan’ın beyanları için 5 dakikaya ihtiyacı olduğunu belirtmesi üzerine duruşmaya ara verildi. Aranın ardından sağlık durumu nedeniyle Ergin Saygun’a öncelik tanınacağını belirtti. Saygun, 1999 depreminin yıldönümü olduğunu belirterek depremde yaşamını yitiren yurttaşlara ve donanma mensuplarının ailelerine başsağlığı diledi. Saygun, sağlık durumu nedeniyle bundan sonraki duruşmalara katılıp katılamayacağını bilmediğini ifade ederek “Bu celsede bazı şeyleri anlatıp belki de son sözlerimi söylemek istiyorum” dedi.

32 ilaç, 18 hastalık

Kalp, göğüs, diyabet hastalıklarına bağlı olarak 18 değişik hastalığı ve 32 ilaç kullandığını anlatan Saygun, “Tecavüzcülerin, bilmem kaç yüz ton uyuşturucu ile yakalananların, polis dövenlerin tutuksuz yargılandığı ülkemizde, TSK mensuplarının kanunlara aykırı gerekçelerle 18 aydır tutuklu yargılanmaları fevkalade hazin bir durumdur. Bu dünyadan darbeci damgası ile gitmek istemiyorum. Bizler bu lekeyi hak etmiyoruz” diye konuştu.

Dava için kurgu

Mahkemenin tutuklama kararı ile GATA’daki tedavisinin yarım kaldığını söyleyen Saygun şöyle devam etti: “Bu dava için bir icra planı, cereyan tarzı planı yapılmış, kimler bilirkişi olacak, kimler tanık olarak dinlenecek, hangi bulgular delil olacak, yargılama ne zaman bitecek, hepsi önceden tespit edilmiş. Bu plan sadakatle uygulandı, planı bozabilecek taleplerimizin hiçbiri kabul edilmedi. Benim tutuklanmam, bu plandaki zamanlamaya uymanız için şarttı. Sorgum yapıldı ve önceden hazırlanmış olan esasa ilişkin mütalaa okundu. İnsan hayatına hiç önem vermediginizi bir kere daha ispat ettiniz.”

Cyber Dilligence’nin iddiaları

Saygun ABD’de faaliyet gösteren Cyber Dilligence adlı adli bilişim suçları şirketinin raporunda “Türkiye’de istedikleri kişi hakkında, istedikleri suç isnadında bulunabilen, bu suçla ilgili her türlü delili yaratabilen ve bunu da yargıya kabul ettirebilen bir yapı olduğu anlatılmaktadır” ifadelerinin yer aldığını vurguladı. Saygun, “Sahte CD’leri kim üretti? Artık sorulması ve cevabı bulunması gereken soru budur” dedi. Organize suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla yargılanan Orhan Aykut bir soruşturma sırasında “2007 yılında Balyoz soruşturmasında delil olarak kullanılan belgeleri ağzı kapatılmış bir çuval içinde, geçmişte TSK’dan uzaklaştırılmış olan uzun saçlı bir binbaşı ve Amerikalı Senatörün getirerek, 4. Levent’deki bir otelde kendisi de hazır olduğu halde, İhsan Aslan’a teslim ettik” ifadelerini anımsattı.Saygun “İçinde Balyoz soruşturmasına dayanak olan belgelerin bulunduğu çuvalı kendisinin İhsan Aslan’a ait otomobile taşıdığı, oradan Ankara’da İhsan Aslan’a ait ofise götürdükleri, İhsan Aslan’a ait 22 katlı binanın 5. Katında askeri seminer ile ilgili bu belgeler arasındaki kayıtlara ilaveler yapıldığı” sözlerine aktararak “Bu beyanları soruşturma ve dosyaya ekleme gereği neden duymadınız?” diye sordu. Saygun, şöyle devam etti:
“Genelkurmay eski başkanı emekli orgeneral  Hilmi Özkök’ün tanık olarak dinlenmesi talebimizde ne kadar haklı olduğumuzu,  komutanın Ergenekon davasında söyledikleri göstermiştir. Kilit şahidin ise zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı emekli orgeneral Aytaç Yalman olduğu kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Ama kendilerinin dinlenmesi mümkün olmamıştı.”