'Bankalarımızın kâr dağıtımında dikkatli olacağız'

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu(BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, "Mevcut istikrar ve büyüme trendinin devamı halinde Türk bankacılık sektörünün aktif büyüklüğünün önümüzdeki yıl yurt içi hasılayı aşmasını ve 2023 yılına gelindiğinde ise 2,5 trilyon dolara ulaşmasını bekliyoruz. Böyle bir büyüklük, finansal sektörün ölçeğini yakaladığına veya derinleştiğine de bir işaret olacaktır" açıklamasında bulundu.

01 Aralık 2011 Perşembe, 15:00
Abone Ol google-news

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, "Bankacılık sistemi olarak krizin yarattığı dev dalgaların önünde dimdik durduk ve durmaya devam ediyoruz. Geçtiğimiz tüm krizlerde temel aktör olan bankacılığımız, bu sefer bu krizin dalga boyunu ülkemiz bakımından azaltmıştır. Globalleşen dünyanın bir oyuncusu olarak çevremizdeki gelişmeleri yakından takip etmek ve ihtiyatlı iyimserliğimizi devam ettirmek zorundayız. Bu yıl da bankalarımızın kar dağıtımı konusunda her beraber dikkatli olacağız. Amacımız eldeki mevcudu özkaynaklara ilave ederek mevcudu daha da kuvvetlendirmektir. yığınağa devam edeceğiz. Toksik ürünlere izin vermeyeceğiz" dedi.

Active Academy tarafından düzenlenen 9. Uluslararası Finans Zirvesi'nin açılışında bir konuşma yapan BDDK Başkanı, "Mevcut istikrar ve büyüme trendinin devamı halinde Türk bankacılık sektörünün aktif büyüklüğünün önümüzdeki yıl yurt içi hasılayı aşmasını ve 2023 yılına gelindiğinde ise 2,5 trilyon dolara ulaşmasını bekliyoruz. Böyle bir büyüklük, finansal sektörün ölçeğini yakaladığına veya derinleştiğine de bir işaret olacaktır" açıklamasında bulundu.

Konuşmasında küresel krizin etkilerine de değinerek, "Hep beraber renkli günler yaşıyoruz. Ama bu sefer doğudan batıya doğru gittikçe renklerin koyulaştığı, hatta bazı ülkelerde kapkara olduğu bir dönemde olduğumuzu görüyoruz. İçinde bulunduğumuz kriz, bana göre pek çok açıdan 1929 krizinden çok daha derin bir kriz olarak görünüyor" dedi.
 

Avrupa bankalarının riski

Küresel krizin Avrupa özelindeki etkilerini yorumlayan Bilgin, "Çok fazla dile getirilmese de Avrupa ülkelerindeki büyümenin düşmesiyle firmaların kredi kullandıkları bankalara olan borçlarını geri ödemede yaşayabilecekleri takibe dönüşüm riski önemli bir konu. Acaba bu riskler banka bilançolarına nasıl yansıyacak. Bu durumun banka bilançolarında nasıl görülebileceği aşamasına ise henüz gelinmiş bile değil. Bugün Avrupa ülkelerinde sosyal devlet olgusu bile sorgulanmaya başlandı. Bir anlamda Avrupa ülkeleri sürekli alınan yeni kararlardan yorgun düşmüş durumda. Hemen hemen her hafta yeni bir karar alınmaktadır. Bu ülkelerde geleceğe ilişkin bir paradigma kaymasını söz konusu" dedi.
 

Türk bankacılığının büyüklüğü

Konuşmasında Türk bankacılığındaki gelişmeleri de ayrıntılı olarak değerlendiren BDDK Başkanı bu konuda şunları söyledi: "Ülkeler arasında güç ve servet kaymaya başlamıştır. 2023 yılında Türkiye'nin dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacağı öngörülüyor. Bu süreçte başta bankacılık olmak üzere finans sektörünün ekonomi için lokomotif sektör olacağından şüphemiz bulunmamaktadır. Bu vizyon çerçevesinde mevcut istikrar ve büyüme trendinin devamı halinde Türk bankacılık sektörünün aktif büyüklüğünün önümüzdeki yıl Gayrisafi Yurtiçi Hasılayı aşmasını ve 2023 yılına gelindiğinde ise 2,5 trilyon dolara ulaşmasını beklemek yanlış olmaz. Böyle bir büyüklük, finansal sektörün ölçeğini yakaladığına veya derinleştiğine de bir işaret olacaktır. Ama buradaki temel parametremiz istikrardır."

'Dalgalar karşısında dimdik duruyoruz'

Türk bankacılığında artık geçmişin değil geleceğinin konuşulmasının çok olumlu bir durum olduğuna vurgu yapan Bilgin, "Şu ana kadar hep gelecekle ilgili konuştuk. Diğer ülkeler israf ettikleri yılların hesabını verirken, bizlerin gelecekle ilgili konuşması da ayrı bir mutluluk. Bankacılık sistemi olarak krizin yarattığı dev dalgaların önünde dimdik durduk ve durmaya devam ediyoruz. Geçtiğimiz tüm krizlerde temel aktör olan bankacılığımız, bu sefer bu krizin dalga boyunu ülkemiz bakımından azaltmıştır" dedi.
 

Kredilerde alınan önlemler

Konuşmasında bankacılık sektöründeki temel güncel rakamsal büyüklüklere de değinen Tevfik Bigin, "Eylül 2011 itibariyle toplam aktifler 1,2 trilyon TL'ye ulaştı. Toplam aktiflerin milli gelir içindeki payı ise yüzde 95,4'e yükseldi. 18 Kasım itibariyle kredilerimizin büyüklüğü 664 milyar TL'dir. Kredilerde yaklaşık 11 aylık artış yüzde 26'dır. Kur etkisinden arındırdığımızda ise bu artış oranı yüzde 19,8'dir. Bu kredi talebi ve kredi kullandırılması, bir bakıma ekonomik aktivitenin de yakıtı durumunda olmakla beraber, BDDK olarak özellikle hane halkının borçluluk seviyesiyle yakından ilgilenmekteyiz ve gözlemlemekteyiz" diye konuştu.

Bilgin, bu yaklaşımın bir gereği olarak bu yıl içinde kredi kartları ve konut kredileriyle ilgili bazı tedbirler aldıklarını belirterek şöyle devam etti: "Krizin başlangıcı olarak kabul edebileceğimiz Eylül 2008 Lehman olayını baz alırsak, o tarihte kredi toplamı 100 iken, 18 Kasım itibariyle kredilerin toplamı 184 olmuştur. Mevduat ise aynı dönemde 100'den 164'e ulaşmıştır. Diğer taraftan sevindirici bir gelişme, Eylül 2011 itibariyle kredilerimizin, yani 664 milyar TL'nin yaklaşık yüzde 30'u, 180 milyar TL'si 5 yıldan uzun vadeli kredilerdir. Sevinerek sektörümüzün firmalar ve tüketicilere daha uzun vadeli fon kullandırmaya çalıştığını görmekteyiz. Kısa vadeli bir mevduatla böyle bir fonlama yapmak da ayır bir başarıdır."
 

Menkul değerler yatırımı

Banka bilançolarındaki menkul değerlerin payını da aktaran Bilgin, "Sektörün ikinci önemli plasman kalemi olan menkul değerlerin aktifler içindeki payı giderek azalmaktadır. Küresel kriz sonrası süreçte çoğu ülkenin finans kesimine kaynak aktarmak durumunda kalması borçluluk oranlarında büyük sıçramalara neden olurken, Türkiye'ye OECD ülkeleri içinde bankacılık kesimine kaynak aktarmayan tek ülke olmuştur. Bu sayede küresel krize rağmen kamunun borçlanma gereği azalmış, bankalar da daha fazla kaynağı reel sektöre aktarabilmiştir. Eylül 2011 itibariyle bankaların portföyünde bulunan 288 milyar TL'lik menkul değerin yüzde 100'e yakını Türkiye Cumhuriyeti tarafından çıkarılmış risklerden oluşmaktadır. Yabancı ülke devlet tahvillerine yapılan menkul değer yatırımın payı yalnızca binde 6'dır. Dolayısıyla sektörde halihazırda riskli görülen ve bu nedenle borçlanma sisteminde büyük değer kaybeden ülkelere ait menkul değer riski bankalarımızda yoktur. Back to back devlet kağıtlarını sistemimizde yoktur. Bu da sistemimizin güvenliği açısından önemli bir gelişmedir" diye konuştu.
 

'Bankaların yurtdışından sağladığı fon miktarı 98 milyar dolar'

Bankacılık sektöründeki mevduat gelişimini de aktaran Bilgin, "Kasım 2011 itibariyle toplam mevduat 685 milyar TL'ye ulaşmış ve nominal artış da yüzde 10.9 olmuştur. Kurdan arındırılmış artış oranı ise yüzde 5.2 düzeyinde kalmıştır. Bankalarımız pasifin vadesini uzatmak için konjonktürün de olumlu etkisinden faydalanarak yurtdışı piyasalardan kaynak bulmuşlardır. Ayrıca yabancı ortaklı bankalarımız da maliyet avantajı nedeniyle ana ortaklarından fon sağlamışlardır. Eylül 2011 itibariyle bankalarımızın yurt dışından sağlamış oldukları bu nevi fonların toplamı 98 milyar dolardır.25.5 milyar doları sendikasyon ve seküritizasyon kredisi, 53 milyar doları ise mevduat ve kredi şeklinde sağlanan fonlardır.15.6 milyar doları repo yoluyla ve 3.8 milyar doları da sermaye benzeri kredi şeklindedir. Bankaların kendi risk gruplarından ana merkezlerinden sağladıkları fonlar ise 18 milyar dolardır" dedi.

'Fon aktarımını izliyoruz'

Bilgin, fonlama konusunda ise şunları söyledi: "Bankalarımızın normal vadesi gelen borçlarını ödemeleri dışında yurt dışı ana merkezlerine fon aktarımlarını çok yakından izliyor ve alarm durumundayız. Beklentimiz gelecek yıl söz konusu dış kaynakların maliyetinin yükselebileceği ve yenilemede bir miktar sorunlar yaşanabileceğidir. Ana fonlama kaynağımızın mevduat olması ve özkaynakların güçlü yapısı bu etkiyi azaltabilecektir. Önümüzdeki yıllarda fonlamada çok fazla sıkıntımız olmayacağını öngörüyoruz." Bankalara yurt içinde ve dışında tahvil ve bonu ihracına izin verdiklerini belirten Bilgin, "Eylül 2011 itibariyle bu büyüklük 16.4 milyar TL düzeyindedir".
 

'Kârlılık rasyoları iyi durumda'

Banka kârlarını da değerlendiren BDDK Başkanı bu konuda şu bilgileri verdi: "Kar rakamımız ilk 9 ayda geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 13 azalmıştır. Yıl sonu kar hedefimiz ise 19-20 milyar TL düzeyindedir. Sistemimiz hala karlıdır. Sektörümüzün aktif getirisi yüzde 1.8, öz kaynak karlılığı ise yüzde 15.4'tür. Bu yıl 2009 ve 2010'daki olağandışı iyi kar performansının gerisinde kalmış olmakla beraber sektörün özkaynak ve aktif karlılık oranları hala Eylül 2008 dönemi ile aynı seviyededir. Sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 16.4'tür. Eylül 2008'e göre rasyo sadece 1 puan düşmüştür. Bu 3 yıllık dönemde nakdi kredilerin yüzde 83 arttığını göz önünde bulundurursak sermaye yeterlilik rasyosunun sadece 1 puan azalması önemli bir başarıdır. Bununla birlikte birçok gelişme ülke bankasının yüzde 8'lik rasyoyu tutturmakta zorlandıkları, gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülke bankasının sermaye yeterlilik rasyosunun bugün bizim rasyomuzun altında olduğu da bir gerçektir."

Bilgin, mevduatın krediye dönüşüm oranının yüzde 99.8'e ulaştığını, takipteki kredi oranının ise kriz döneminde maksimum yüzde 5.4 seviyesini gördüğünü, bugün ise yüzde 2.8 olduğunu söyledi.