Bekir Aksoy: Oyunculuktaki açlık hoşuma gidiyor

Şimdi, Star Tv’deki “Akrep” dizisinde, Fikret rolüyle izleyeceğiz onu. Bekir’le bir araya geldik; yeni diziyi, evliliğini, sekiz aylık oğulları Asil’i, sektörü ve hayatını konuştuk.

12 Aralık 2020 Cumartesi, 16:08
Bekir Aksoy: Oyunculuktaki açlık hoşuma gidiyor
Abone Ol google-news

Bekir Aksoy, yıllardır sahnelerde ve televizyon ekranlarında, sayısız karaktere hayat veren ve çok sevilen bir oyuncu olarak hayatımızda. Şimdi, Star Tv’deki “Akrep” dizisinde, Fikret rolüyle izleyeceğiz onu. 

Bekir’le bir araya geldik; yeni diziyi, evliliğini, sekiz aylık dünya tatlısı oğulları Asil’i, sektörü ve hayatını konuştuk. 

- Hayırlı olsun yeni dizi.

Çok teşekkür ederim. Başladık valla çekimlere. İlk bölümler olduğu için daha bir özenli çalışılıyor tabii. Şu anda biraz daha yavaş çalışıyoruz.

- Nasıl gidiyor çekimler?

Çok keyifli. Çok anlaşan bir ekip olduk. Hem Demet (Akbağ) hem Evrim (Alasya) ile çok eski arkadaşız. Demet’le hele çok çok eski. Herhalde 25, 30 sene falan olmuştur.

- Nerede tanıştığınızı hatırlıyor musun?

Yolun Yarısı diye Dormen Tiyatrosu’nun bir müzikali vardı, orada dostluğumuz başlamıştı. Sonrasında Erler Film için eski Türk filmlerinden esinlenen skeçler çakiyorduk.

- Peki ilk bölümlerde biraz daha yavaş çalışıyoruz dedin ya, bu bir sabırsızlık duygusu yaratmıyor mu?

Aslında çok özenildiği için hoşuma gidiyor. Biz diziyi o kadar kaliteli çekmek zorundayız ki, karakterler de daha iyi tanınsın, o özen de bu şekilde devam edebilsin. Yönetmen de oyuncular da işi daha iyi anlayarak devam edebiliyor. Ama bak, bazen şöyle sıkıntılar olabiliyor; diyelim ki on kişilik bir sahne çekiyoruz. On kişi için de bir daha bir daha oynuyorsun. En sona da sen kalmışsan, yüz kere falan tekrar etmiş oluyorsun! Ama tabii o heyecanla hiç sıkıntılı bir tarafı yok. Sadece yorulmuş oluyoruz.

- Karakterin nasıl?

Karakterim, şimdiye kadar oynadıklarımdan çok farklı. Ben de zaten öyle tercih ediyorum. Sitcom başka, drama karakterim bambaşka olsun isterim. Akrep’teki karakterim Fikret, zengin bir aileye damat olarak gelmiş. Aslında o şirkette yönetici, genel müdür. Kayınvalideyle pek anlaşamıyor. İçgüveysine yakın bir konumda, ama şirketi de o yönetiyor ve pay sahibi. Aile de ondan vazgeçemiyor bir yandan.

- Kayınvalideyi kim oynuyor?

Demet Akbağ.

- Ne de güzel oynuyordur... Türk izleyicisinin de çok seveceği bir konu bence.

Son zamanlarda “biz gerçek hikaye çekiyoruz” diyorlar dizilerde. Baktığın zaman bütün hikayeler gerçek, öyle değil mi? Gerçek ve hayal karışıktır biraz, harmanlanır.

- Hayatta da öyle değil mi? Hepimiz biraz hayal, biraz gerçek değil miyiz?

Aynen öyle. Fikret’te benim hoşuma giden şeylerden biri, onun ne istediğini bilmesi ama karar verememesi. Amaçları biraz yarım kalmış. Erkekler biraz daha zayıftır zaten, onlara sıcaklık gösteren kadına daha hızlı kayabiliyor. 

- Normal değil mi?

Şöyle, evliysen çok normal değil tabii. 

- Haa, Fikret başkasıyla mı evli?

Evet, Fikret başkasıyla evli. Sürprizler var, ama evliyken başlayan başka bir ilişki var. Güzel bir konu. 

- Bu arada geçmiş olsun. Hastalıkla başladı çekimler değil mi?

Aslında bütün setlerin başına gelen şey. Bütün önlemleri alıyoruz, her hafta üç kez test oluyoruz, sürekli set dezenfekte ediliyor. Ama maske takamıyoruz tabii, biraz korumasız kalabiliyoruz.

- Ağır mı geçirdin?

Çok ağır değil, ama hafif de diyemem. Bende zatürreye döndü. Dört gün hastanede kaldım. Daha uzun kalmamı istediler, ama eşim ve oğlum da pozitif çıktı, hemen eve dönmek istedim. Özel izinle evde bakımım devam etti. Şimdi üç gündür setteyim, gördüğün gibi gayet iyiyim.

- Üstelik antikorunu da geliştirmiş oldun.

Aynen öyle oldu. Şimdi gayet sağlamım anlayacağın.

- Evlilik, yeni bebek... Allah analı babalı büyütsün. Adıyla şanlı olsun... Kaçlısın sen Bekir?

1969 doğumluyum.

- Çok iyi görünüyorsun, ayrı hikaye, ama baba olmak için genç denecek bir yaş değil muhakkak.

Değil, evet; ama yaşın artık dünyada en önemsiz şey olduğunu düşünüyorum. Aşkın karşına ne zaman çıkacağını asla bilemezsin. Seveceğin insan tesadüflerle karşına çıkıyor. Biz de öyle tanıştık, çok hızlı bir şekilde de Asil dünyaya geldi. 

- Yaşın önemsiz olduğunu söyleyecek en doğru adamsın bu arada.

Hayatın her anını doğru ve güzel yaşamak lazım. Hızlı evlendik, hızlıca çocuğumuz oldu. Bu, bizim için bir kayıp değil, aksine bir kazanç oldu. Bazen hızlı karar verip yanlıuşın içine de düşlebilirsin çünkü. Çocuğumuzun sağlıklı, huzurlu olması, bizim için en önemli şey.

- Nasıl da güzel bakıyor, Allah nazardan saklasın.

Yaa, onun gözleri bizden farklı bir renk oldu. Benim gözlerim de elaya kaçar, ama iki amcam da mavi gözlüdür. Önemli olan bahtı açık olsun, ne yaparsa yapsın mutlu olsun isterim.

- İlk evliliğinden de bir oğlun var.

Evet, Emir var. Emir onu çok koruyor, zaten Asil’in ismine de hep beraber karar verdik; Nazife, ben, Emir.

- Nazife’yle hızlı evlendik dedin, nerede tanıştınız?

Aynı oyunda karşılaştık, Şehir Tiyatroları’nda. Ben onu sahnede gördüm, ne kadar asil duruyor dedim. Meğer Ankara’dan gelip bizim oyuna dahil olmuş. Önce sadece merhabalaşıyorduk. Ortak arkadaşlarımız vardı, biraz daha konuştuk. Derken bir ortak paydamız oluştu, onun üzerine daha çok konuşmaya başladık. Sohbet, muhabbetle ilişki çok keyifli olmaya başladı. Ciddiyet kazandı demek istemiyorum, baştan beri zaten herşey çok ciddiydi. Resmileştirdik ve buraya kadar geldi. 

- Evliliği düşünüyor muydun?

Karşıma Nazife çıkmamış olsaydı, bir daha evlenmeyi düşünmezdim. Onun bana verdiği enerji, bağlılık duygusu, aşk; sanırım bana tekrar evlenme cesaretini veren şeyler bunlar. 

- Sen oyuncu olarak çok çalışkansın; farklı karakterlerle sürekli karşımıza çıkıyorsun. İnsan sıkılır bir zaman sonra... Yılmamayı nasıl başarıyorsun?

Biz Yıldır Kenter’in, Müşfik Hoca’nın öğrencileriyiz. Oyunculuk çok doyumsuz birşeydir. Her seferinde çok aç olman lazım. Müşfik Hoca’yı da, Yıldız Hanım’ı da, ileri yaşlarında bile her oyuna çok asılmış, çok heyecan içinde görüyordum. Benim için de öyle. Her karakter, aslında yeni bir macera. O karakterle birlikte kendi karakterini de daha iyi analiz ediyorsun, tanıyorsun. O açlık benim hoşuma gidiyor. Samimi aktarabilmek; tek amacım orada başarılı olabilmek. Dizi sektöründe biraz daha zor, her birinde farklı nüanslar var. Onları yakaladığında çok keyif alıyorsun. 

- Şan eğitimi aldın mı? Gayet güzel söylediğini gördüm defalarca.

Çok az şan eğitimi aldık, tiyatro için tabii. Herhalde içgidüsel yürüyor bende. Evde doğru notaları duya duya herhalde. İddialı değilim, ama söylerim.

- Kimleri seversin?

Yaşar’ın şarkılarını severim. Nazife’yle ilk tanıştığımızda “Son Göz Ağrım”ı birbirimize söylerdik. Birlikte “Kırmızı Gül Demet Demet” türküsüne çalıştık, birlikte söylüyoruz. Sana da söyleriz bir gün! 

- Çok isterim! Peki oyuncu olmaya nasıl karar verdin?

Tam 19 yaşındaydım. Ablam konservatuar öğrencisiydi, kontrbas bölümündeydi. Onun arkadaşları çalıştırdılar beni. Aslında futbol oynuyordum, futbolcu olmak istiyordum. Ama babam polis olmamı istiyordu, izin vermedi.

- Sonrasında nasıl tepki verdi?

Annem zaten hemen onayladı. Babamla da sonrasında bir sorun yaşamadım, o da onayladı, çok destek oldu.

- Onlar ne yaparlar?

Babam emniyet müdürüydü, hayatta. Benim polis olmamı, emniyet teşkilatına girmemi çok arzu etti. Annemi on sene evvel kanserden kaybettik ne yazık ki. Ev hanımıydı. Ablam Türkiye’nin ilk kontrbasçı kızıydı. Şimdi mesleğini yapmıyor. Evli, bir de yeğenim var.

- Oyuncu olarak ilk profesyonel işin neydi?

Dormen Tiyatrosu’nda, “Yolun Yarısı” isimli müzikal. Benim rolümü Fikret Kuşkan oynuyordu, ama İzmir turnesine gidemedi. Son dakika benimle anlaştılar. Acayip bir kadro vardı: Kamran Usluer, Buket Dereoğlu, Nevra Serezli, Demet Akbağ... Tek bir provayla sahneye çıktım. Herkes çok yoğun, prova yapacak zaman bulunamamaıştı. Rolümü İstanbul’da ezberleyip gitmiştim. Ama bin kişinin karşısına çıktığımda yüreğim yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu.

- Bekir, birazcık da kıskanarak kadınlkarın seni “acayip yakışıklı” listesine koyduklarını biliyorum...

Aslında imaj, başarınla endeksli. Hani Ahmet Mete Işıkara vardı, hatırlar mısın? Türkiye’nin en seksi erkeği seçilmişti... Güzellik, başarıyla gerçek güzellik olur bence.

- Hobilerin var mı?

Motora binmeyi çok severim. Bir de sanat koleksiyoneriyim. Resim ve heykel topluyorum.

- Kimleri takip ediyorsun?

Ahmet Güneştekin, Hoca Ali Rıza, Nuri İyem, Mümin Orhon, Bedri Rahmi... Modern resmi çok seviyorum.

- Son sorum: Gelecekten ne bekliyorsun?

Türkiye’de her an herşey değişiyor. Emir ve Asil’in güzel büyüdüklerini görmek istiyorum. Mutlu olduklarını görmek istiyorum...

NAZİFE AKSOY: “BEKİR’LE EVLENECEĞİMİ RÜYAMDA GÖRDÜM”

- Nazife, senin Bekir’le evlilik hikayen nasıl?

Aşık olup evleniyorsun, sonra aşık olduğun adamdan bir çocuğun oluyor... Asil, benim herşeyim. Bu olay, dünyadaki en güzel şey. Bu arada 7/24 beraber olduğumuz için de olağanüstü bir duygusal bağlılık içindeyim.

- Asil’le mi, Bekir’le mi?

Asil’le. Bekir sete gitti, ben çocukla başbaşa kaldım.

- Evlenmeyi planlıyor muydun? 

Hiç öyle bir düşüncem yoktu. Artık neden evlenemeyim falan diyordum. Ama Bekir’i gördüğüm andan itibaren onunla evleneceğimi biliyordum.

- Gerçekten mi? Nasıl bir his bu?

Bu bir his sadece. Gördüm, kalbimde kuşlar uçuyor. Ortak arkadaşlarımıza dedim, rüyamda gördüm. Hatta çocuğumuzun olacağını bile hissettim...

- Ne kadar hoş birşey anlattın... Sen de oyuncusun, ama şimdi sahneden uzakta kaldın mecburen.

Hacettepe Üniversitesi, Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun oldum. Orada yüksek lisansımı da yaptım, hep orada oynadım. Sonra İstanbul’a geldim. İki oyun oynadım, biri de tanıştığımız oyun. Şu anda bu pandemi koşullarıyla da kolay değil, bebek de büyüsün. Ama tiyatro biraz zor şimdilerde. Oyunculuk dersleri veriyorum. Konservatuar hazırlığı, diksiyon, ya da hobi olarak oyunculuğu merak edenlerle çalışıyoruz. 

- Sinema istemez misin?

Çok isterim. İnşallah. Tiyatroyu, oyunculuğu çok seviyorum. Doktora yapmayı da düşünüyorum. Öğretmeye de tutkum giderek artıyor. Paylaştıkça çok güzel öğreniyorsunuz aslında. Bir de öğrencilerin gözlerinin içi parlayarak, tiyatro sevgisiyle bakmaları da çok heyecan verici. Öğrencilerimin arasında çok gençler de var. Onları doğru motive ettiğimi gördüğüm zaman ben de çok mutlu oluyorum.