Bergama Sunağı bağlamında müzecilik

Tarih bilimci Prof.Dr. Edhem Eldem, 17 Aralık’ta Zoom üzerinden Cevdet Erek’in Arter’de devam eden Bergama Stereotip başlıklı kişisel sergisi bağlamında ve Büyük Bergama Sunağı odağında bir sunum yaptı.

19 Aralık 2020 Cumartesi, 02:00
Bergama Sunağı bağlamında müzecilik
Abone Ol google-news

Osmanlı İmparatorluğu’nda arkeoloji, müzecilik ve Osman Hamdi içerikli konuşma bugünün bilgileri ışığında ve bu başlık altında yapılması gereken bir sempozyuma duyulan ihtiyacı da gösterdi.

YOĞUN İLGİ...

Sergi bağlamında gerçekleşen, Cevdet Erek’in de katıldığı, 75 dakika olarak planlanıp yoğun ilgi dolayısıyla tam iki saat süren, 300’ün üzerinde katılımcı tarafından izlenip, soruların yanıt bulduğu konuşmada Eldem, Bergama Sunağı’nın keşfi, kazısı, yerinden sökülerek Berlin’e götürülmesi ve burada sergilenmesini kapsayan yaklaşık otuz yıllık süreci kritik etti.

Çağdaş müzecilik ve eserlerin yerinde sergilenmesi konusundaki görüşlerini açıklayan Eldem, konuşmasını somutlaştıran belgeleri ve imajları da paylaştı. Bunlar arasında mekânından, doğallığından koparılarak müzede sergilenen Bergama Sunağı da vardı.

Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyesi ve Collège de France’da Uluslararası Türk ve Osmanlı Tarihi kürsüsü olan Edhem Eldem, konuya dışarıdan ve içeriden bakabilen bir bilim insanı olarak bütün dünyada eserlerin geri dönüşlerinin problemliliğine dikkat çekti. Replika gibi yaratıcı çözümlerin de düşünülebileceğini ileri sürdü. Müzeciliğin orijinal eserler galerisi olarak yürütülmemesi gerektiğini vurguladı: “Geri getirdikten sonra arkasını getirebiliyor muyuz? İdeolojik olmayan, eğitimle güçlenen arkeoloji çalışmaları ve müzeciliği başarabiliyor muyuz” sorularını yanıtladı. Konuşmasında eleştirel bakışının gereği olarak iğneyi kendimize de batırdı. Dönemi, eğitimi ve koşulları içinde Osman Hamdi Bey’i kritik etti. Onun, “Buluntular Avrupalı bilim adamlarının ulaşabilecekleri bir yerde toplandıktan sonra bilimin gereğini yerine gelmiş olur ve açıkçası İstanbul, Londra, Berlin veya Paris kadar geçerli bir yerdir” sözlerini okuyarak kurduğu müzeyi aynı kulvarda göstermek için mücadele ettiğini, kaza yapılmasına değil buluntuları kaçırmalarına karşı yasa çıkardığını açıkladı.