Berlin’de ilk keşif Paraguay’dan

Festivalde dün genç yönetmen Martinessi’nin ‘Las Herederas’ filmi gösterildi, ayrıca ‘Damsel’in oyuncularının söyleşisi vardı.

17 Şubat 2018 Cumartesi, 20:35
Abone Ol google-news

Dondurucu hava normallerinin dışına taşan güneşli havasıyla önceki gün hoş bir sürpriz yapan bir Berlin sabahında Altın Ayı yarışındaki “Las Herederas/The Heiresses” adlı Paraguay filmine koşturan eleştirmenler karşılığını ziyadesiyle aldı. Paraguaylı genç yönetmen Marcelo Martinessi bu ilk uzun metrajlı filminde borçlarından dolayı hapse giren hayat arkadaşının ardından yalnızlığıyla başa çıkmaya çalışan orta yaşlı bir kadının içine kapandığı evinden ve dolayısıyla usulca kabuğundan çıkışını anlatıyor ve kendisinden daha genç bir kadının ilgisiyle yeniden hayata tutunma ve başını dışarı çıkarma hamlelerini incelikle izliyor.

Film iflasın eşiğindeki iki kadının evinde satılan eşyaların tıpkı elden çıkarılacak baba yadigârı eski lüks araba gibi aslında onları geçmişin yükünden kurturacak ve özgürleştirecek bir şey olabileceğini de duyurtuyor. İki kadının hâlâ tutunmaya çalıştığı sınıfsal ayrıcalıklar ve sosyal statülerin de altını çizen filmde, erkekler kadın sohbetlerinde hayırsızlıkları ve ataerkil düzenin müsebbibi olarak varlar.

Pattison ve #MeToo

Hemen ardındaki “Damsel” adlı günün ikinci yarışma filmi ise büyük bir bütçe ve tanınmış oyuncular eşliğinde bildik “western” kalıplarını sallayarak komedi yaratmaya çalışan yönetmenler David ve Nathan Zellner’den geldi. Filmin adına bahis olan “küçük hanım” rolündeki Mia Wasikowska neyse ki hiç de yardıma muhtaç değil ve Robert Pattison gibi iyi niyetle de olsa aşkını zorla kabul ettirmeye çalışan erkeklerin kurbanı olmayı reddediyor. İkili “Damsel”in basın toplantısında karşımıza çıktıklarında mevzular kaçınılmaz olarak cinsel tacize karşı dayanışma hareketi #MeToo’ya geldi. Günlük hayatta cinsel tacize karşı çıkmanın önemini vurgulayan genç oyuncu Mia Wasikowska bir arada itiraz edebilmenin özgürleştirici duygusundan söz açtı. Robert Pattison da sesini yükseltti ve erkek veya kadın, tacize uğrayanların sonunda korkmadan seslerini yükseltebilmelerinin çok önemli olduğunu söyledi: “Adeta barajlar yıkılmış gibi, çekinmeden, başına ne geleceğinden korkmadan başına gelenleri anlatmak muhteşem olmalı, artık herkes konuşsun!” sözleriyle beklenen alkışı aldı.

Probst’a Altın Kamera

Festivallerin seyirci tarafından fazla bilinmese de onlara ulaşmasına aracı olan ve film satışıyla Berlinale’nin endüstri tarafını başarıyla temsil eden Avrupa Film Pazarı’nın yöneticisi Beki Probst festivalin Onur Ödülü olan Altın Kamera ile takdir edildi. İstanbul doğumlu olan ve geçtiğimiz yıllarda Adana Film Festivali’nde jüri başkanlığı yapan Beki Probst elbette bize hiç yabancı değil.