‘Bir iyi, bir kötü haberimiz var’

Polis tarafından vurulan Ahmet Sülüşoğlu’nun babasına karakolda işkence gibi sözler.

21 Ağustos 2015 Cuma, 04:38
Abone Ol google-news
<video:349203>

Ahmet’in babası Mehmet Sülüşoğlu arkadaşımız Hilal Köse’ye konuştu. Baba Sülüşoğlu, karakolda yaşadığı işkenceyi anlattı. Polisin kendisine 10 kere “Nerelisin” diye sorduğunu söyleyen baba, oğlunun alkol kullanıp kullanmadığının da sorulduğunu belirtti. Ahmet Sülüşoğlu uzun süre baktığı babaannesiyle... (üstte)

Emniyet Müdürü Celal Yılmaz’ın 3 kurşunuyla, 33 yaşında hayata veda eden Ahmet Sülüşoğlu’nun ailesi, Halkalı Kavaklı Mahallesi’ndeki evlerinde taziyeleri kabul ediyor. Komşuları da henüz olayın şokunu atlatabilmiş değil. Çocukluk arkadaşları, annesini 13 yıl önce kaybeden Ahmet’in kimseye zararı olmayacak biri olduğunda hemfikir. Ahmet, buradaki aile apartmanında doğmuş, büyümüş. Evleri, olayın yaşandığı Fulya Sitesi’ne çok yakın. Sitede çalışan bir güvenlik görevlisi, Ahmet’in son sözlerine tanıklık etmiş. Ahmet, emniyet müdürüne “Allah razı olsun” diyerek gözlerini kapamış. Baba Mehmet Sülüşoğlu’nun, olayı öğrendiği anlar ise dayanılacak gibi değil. Babayı karakol kapısında karşılayan polis şöyle demiş: “Bir iyi bir de kötü haberimiz var... Ahmet öldü, şu an morgda. Bizimkilerden biri vurmuş.”

10 kere sordular: Nerelisin

Baba Mehmet Sülüşoğlu, soruşturma sürecini sonuna kadar takip etmekte kararlı. Önceki gün savcılıkta, olay görüntülerinin tamamını izledi. Oğlunu ve cinayeti nasıl öğrendiğini Cumhuriyet’e anlattı: “Olay gece 01.00’de olmuş. Beni sabah 10.00’da bir polis aradı. ‘Ahmet’in babası sen misin? Karakola gelmen lazım. Önemli bir şey yok’ dedi. Gittiğimde kapıda bekliyorlardı. Bana ilk önce ‘nerelisin’ diye sordular. ‘Bulgar göçmeniyim’ dedim. Bu soruyu en az on kez sordular. ‘Oğlun uyuşturucu kullanıyor mu, alkol alıyor mu’ diye sordular. ‘Pazar günleri iki bira içerdi o kadar’ dedim. ‘Ahmet’in nerede olduğunu biliyor musun?’ diye sordular. Benzin istasyonunda çalıştığını, akşam iki kez aradığımı ama cevap vermediğini söyledim. Sonra tekrar memleketimi sordular. Biri ‘sana bir iyi bir de kötü haber vereceğim. Kötüsünden başlayayım. Ahmet öldü, şu an morgda. Bizimkilerden biri vurmuş’ dedi. Şok yaşadım. ‘Detayları savcılıktan öğren’ dedi.

İyi haber ne bilmiyorum

Önce Vatan’daki emniyet müdürlüğüne, oradan Gayrettepe’ye geçtim. ‘Halkalı’da cinayet olmuş, ölen benim oğlum’ dedim. Güvenlikten, bir memura telefon ettiler. Telefondaki polis ‘Çok meşgulüm, sen en iyisi git bir avukat tut. Savcılığa git, evrakları sana verirler’ dedi. Kimse benimle muhatap olmadı. İyi haber neydi bilmiyorum.”

Yaralı Ahmet’e kurşun sıkmış

Savcılığın elindeki görüntülerde, oğlumu ilk önce darp ediyorlar. Dayaktan 5- 6 dakika sonra kurusıkı silahla dönüyor. Nereden aldı araştırılıyor. Evde kesinlikle görmedim. İlk kurşun boynunu sıyırmış. Yaralı kurtarılabilecekken kurşun sıkmaya devam etmiş. Canavar gibi. Olamaz böyle bir şey. Yarın bir gün o polis insanların arasına nasıl çıkacak? Ne yüzle insanların yüzüne bakacak? Yaralıya tekrar kurşun sıkıyor, en acısı o. Hukuka güveniyoruz. Hak ettiği cezayı almasını istiyoruz. Madem o deneyimli bir emniyet müdürü, bir tehdit hissetmiş, neden ekip çağırmamış. Sanki kapıda onu bekliyor. Oğlum çok efendiydi. Öyle yumuşak yürekliydi ki, her sabah camın önüne kuşlara yem ve su koyardı. En son Pazar günü saat 12.00 gibi evden çıktı. Akşama düğüne gideceğim, eve erken gel demiştim...

Babaannesine baktı

Biz arkadaş gibiydik. “Babacığım” derdi bana. İki yıl babaannesine o baktı. Babaannesinin zili vardı. İhtiyacı olduğunda çalardı, Ahmet inerdi aşağı. İşteyken de “Kulağımda ziller çalıyor” derdi. Annem 86 yaşında. Olayı öğrendi. Sürekli ağlıyor.”