Bir unutamama öyküsü ve “kötülüğün sıradanlığı”

Yusuf Yerkel’i yeniden hatırlama nedenimiz ise Yerkel’in Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” ifadesini George Floyd cinayetiyle hatırlatmış olmasıydı. Kötülüğün sıradanlığı, Arendt’e göre, kişinin kötülüğü uygulayarak onu sıradanlaştırması ve içselleştirmesi anlamına gelir.

19 Haziran 2020 Cuma, 17:01
Abone Ol google-news

 ABD’de George Floyd’un, bir gözaltı girişimi sırasında, boğazına basılarak öldürülmesi, dünyayı sarsmaya devam ediyor. ABD başta, dünyanın bir çok ülkesinde ve başkentinde sokak eylemleri, ırkçılıkla özdeşleştirilen sömürgeci liderlerin heykellerinin suya atılmasıyla gibi eylemlerle, tarihin “sembolik” değerlerini yeniden yazmaya doğru itiyor. Bu eylemler, “ABD Baharı” diye adlandırılır mı, henüz bilinmese de, “beyaz üstünlükçü” siyaseti derinden sarsıyor. Trump’ın elinde İncil ile poz verdiği kilisenin papazı ona karşı çıkıyor ya da Trump’ın emirleri valilikler ya da askeri güç yerine getirmiyor. Covid – 19 salgınıyla görünür hale gelen yerel ve merkezi otorite arasındaki güç kavgası kendine yeni bir alan buluyor. Fransa, İngiltere, Belçika, Meksika… Salgına rağmen binler sokakta. George Floyd’un ölümü, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı ve İletişim Başkanlığı nezdinde de kınama mesajlarıyla karşılandı. Coğrafya ne kadar uzaksa, kınama da o kadar sert oluyordu tabii...

Köle taciri ve sahibi Robert Milligan’ın Londra’nın West India Quay bölgesinde bulunan heykeli, başlatılan imza kampanyasının ardından 9 Haziran’da kaldırıldı.

Yusuf Yerkel kimdi?

Peki, Yusuf Yerkel ile Recep Tayyip Erdoğan’ın yolları nasıl kesişti? Aslen Yozgat Boğazlıyanlı olan Yusuf Yerkel’in ailesi Almanya’da yaşarken Türkiye’ye dönüyor ve Kartal İmam Hatip Lisesi’nin açılışında bir araya geliyorlardı. 1984 yılında, TRT, Almanya’da yaşayan Türk işçi çocuklarının kültür çatışması ile adaptasyon sağlayamama sonucunda, milli kültürlerinden uzaklaşıp kendilerini kötü alışkanlıkların pençesinde bulduklarına dair bir program yayımlıyor. Program, dönemin yöneticilerinin dikkatini çekiyor, bunun üzerine Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler ve Din Öğretimi Genel Müdürü Hikmet Özdemir, inceleme yapmak üzere Almanya’ya gidiyor. Bir karma program oluşturuluyor ve 1985 yılında, yabancı dil ile imam-hatip müfredatı birleştirilerek, Türkiye’nin ilk Anadolu İmam Hatip Lisesi Beykoz’da kuruluyor. Açılışında babası da olan Yusuf Yerkel bu okulun ilk öğrencilerinden. Ardından Fatih Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, Exeter Üniversitesi’nde yüksek lisans… Exeter Üniversitesi, Milli Görüşçülerin bir dönem uğrak yeri. 2011 yılında evlendiği Sümeyra Keleş ile düğününde nikah şahitleri Bekir Bozdağ, dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuc Jeremic. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesiyle beraber 10 bakan da davetliler arasında yer alıyor. Yerkel, AKP’nin Şubat, 2011'de düzenlediği “Türk Dış Politikası” konulu yarışmada “Akçura’dan Davutoğlu’na: Türk Dış Politikasının Stratejik Zihniyeti” başlıklı makalesiyle birinci oluyor, ödülünü de Erdoğan'ın elinden alıyor.  

 Arendt’li tweet atınca... 

 Yerkel’in eşi Sümeyra Keleş Yerkel ise İstanbul Sözleşmesi’ne karşıtlığıyla tanınan KADEM’in üyelerinden… Dönemin Başbakanlık Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel’i, Soma’da 301 madencinin öldüğü (öldürüldüğü) o acı olayda, iki polis memuru tarafından gözaltına alınan madenci Erdal Kocabıyık’ı tekmelediği fotoğrafıyla tanıdık. Kocabıyık’ın gözaltına alınma nedeni ise “Başbakanlık’ın Mercedes araçlarına zarar verme” iddiası. Yusuf Yerkel bu olaydan sonra, bir haftalık “ayağı incindi” raporu alacak, 4 yıl sonra da bu olayda “günah keçisi” ilan edildiğini söyleyerek, Kocabıyık’tan helallik aldığını belirtecekti. Ancak, Kocabıyık 2018’de bu iddiayı yalanlayacak, “Hâlâ üzgünüm, kalbim kırık. O tekme yalnızca bana değil, tüm madencilere atıldı” diyecekti. Geçen hafta Yusuf Yerkel’i yeniden hatırlama nedenimiz ise Yerkel’in Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” ifadesini George Floyd cinayetiyle hatırlatmış olmasıydı. Kötülüğün sıradanlığı, Arendt’e göre, kişinin kötülüğü uygulayarak onu sıradanlaştırması ve içselleştirmesi anlamına gelir. Soma Maden Faciası’ndan sorumlu Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ve onlara usülsüz izin verenler ne kadar unutulmayacaksa, ne kadar pişmanlık belirtse de, Yerkel’in gözaltına alınan bir madenciyi tekmelemesi, üzerine “ayağım incindi” raporu alması da toplumsal belleğimizden kolaylıkla silinmeyecek.