Bodrum Yarımadası’nda yürekli bir girişim: ‘Bodrum Filarmoni’

Bodrum Yarımadası’nda yürekli bir girişim: ‘Bodrum Filarmoni’

18 Eylül 2014 Perşembe, 23:06
Abone Ol google-news

Yaz sıcağı sona ermiştir. Okullar açılmıştır. Yazlıkçılar evlerine dönmüştür… Kalabalık, gürültü ve hoyratlık azalmıştır. Aylardan eylüldür. İşte o zaman yarımada soluk alıp vermeye başlar. O zaman Halikarnas Balıkçısı ve Azra Erhad bir yandan, Neyzen Tevfik ve Bedri Rahmi bir başka yandan çıkıverir karşınıza… O zaman İlhan Berk’i, ince uzun gölgesini sırtlamış yürürken, Mina Urgan’ı denizde ufka doğru yüzerken görürsünüz yanı başınızda… İşte o zaman Bodrum yarımadası, doğasıyla ağacıyla, çiçeğiyle yaşamaya başlar.

HERKES KENDİ BODRUM’UNU SEÇER

Hafif bir rüzgâr çıkmıştır. Rüzgâr kumsalın üzerinden yaz aşklarının izlerini silmeye başlar. Gözünüz sularda güzel şeyler düşünmeye çalışırsınız. Geleceğin daha güzel falan olacağına dair bir umut belki… Sonra bir zamanlar minicik balıkçı köyleri olarak tanıdığınız yerlerin nasıl böyle beton yığınlarına dönüştüğünü; dağ, ova bayır demen betonla zapt edildiğine öfkelenecek olursunuz… Bodrum, Konacık, Bitez, Ortakent, Yahşi, Yalı, Gümüşlük, Turgut Reis, Yalıkavak, Gündoğan, Türkbükü, Gölköy (ikisini birleştirip ucube bir isim buldular: Göktürkbükü ) Torba… Saymakla bitecek gibi değil… Ama burası Bodrum Yarımadası. Burada öfkeye yer yok… Öfkenizi bastırıp, çoook yıllar önce bulduğunuz ve tüm sevdiklerinizin benimsediği ve tekrarladığı o tümceye sarılırsınız.

Bu yarımadada herkes kendi Bodrum’unu seçer… Bodrum Yarımadası’nda herkes nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşamak hakkına sahiptir ve yaşayabilir…

İşte ben de eylül ayının bir bölümünde kendi seçtiğim Bodrumumu yaşarken karşılaştığım bir haberi sizlerle paylaşmaya karar verdim:

ODA ORKESTRASINDAN FİLARMONİYE…

Hep biliriz taşıma suyla değirmen dönmez diye... Yaz aylarında Turgutreis’teki çok başarılı D-Marin Klasik Müzik Festivali olsun, Devlet Opera ve Balesi’nin Bodrum’da düzenlediği festivaller olsun büyük bir gereksinimi karşılıyor ve her konser, her temsil tıka basa doluyor. Ancak bu etkinliklere kış aylarında da buraya sürekli yerleşmiş olanların gereksinimi var.

Her şey viyola sanatçısı Nadi Atasoy’un girişimiyle ve öncülüğüyle başladı. Önce Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’un desteğiyle ve onun himayesinde burada yaşayan müzisyenlerle ve kimi takviyelerle “Bodrum Belediyesi Klasik Batı Müziği Topluluğu” kuruldu. İlk konser Belediye’nin Nurol Kültür Merkezi’nde geçen kasım ayındaydı. Konserin solisti kemancı Arif Manaflı’ydı. Konser öyle büyük ilgi gördü ki, o günden sonra her ay, “Bodrum Belediyesi Oda Orkestrası” adıyla bir konser verdiler. Bülent Evcil’den Hakan Aysev’e, farklı solistlerle devam ettiler.

Bodrum’da Şef Nadi Atasoy’a ulaştım. “İzleyicilerin coşkusu görülmeye değerdi” diyor. Sekiz konser vermişler ve konserlerin son ikisinde “Belediye olanaklarının elvermemesi nedeniyle” nakit destek kesilmiş... (Buna aklım ermedi!) Son iki konser Atasoy’un gayretleriyle gerçekleştirilmiş. Bu arada konserlerin devamı için yüzlerce imza toplanmış…

BİR MEŞALE DE SİZ YAKIN

Şimdi amaç “Bodrum Filarmoni Orkestrası”. Elbet yine belediye ile ilişkiler sürecek. Ancak sivil toplum desteğini arttırabilmek için Bodrum Filarmoni Vakfı’nı kurmaya çalışıyor. Gerek belediyenin gerek Bodrum’a yerleşmiş meslek sahibi insanların bu vakfın kuruluşuna katkıda bulunacaklarını umuyorum.

“İdeal olanı belediye meclis kararı ile orkestra kadroları açılması ve olanaklar elverdiğince en az beş kişi öncelikli olmak üzere bu kadroların kademeli olarak kullanılmasıdır. Filarmoni orkestrası oluşumuna ulaşabilmek için 25 kişilik sanatçı kadrosuna ulaşabilmek gerekiyor. Biz bir meşale yaktık hep birlikte aydınlığa koşacağız” diyor Nadi Atasoy.

İçimden “Yaz aylarında Bodrum’u sömürenler, bir akşam dışarıda yemek yemeyin, Bodrum Filarmoni için bir meşale de siz yakın!” demek geliyor… En iyisi şöyle bağlayayım: Nitelikli müziksevenler, meşaleleri yakmak galiba yine size düşüyor…