Bu acı unutulmaz

Çoğunluğu genç 33 kişinin hayatını kaybettiği Suruç katliamının üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen 'Acaba gelecekler mi?' diye sevdiklerinin yolunu bekleyen aileler gelmeyen adalete tepkili.

19 Temmuz 2016 Salı, 18:14
Abone Ol google-news
 
Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) “Kobani’yi Yeniden İnşa Edelim” kampanyasına destek için Türkiye’nin çeşitli illerinden oyuncaklar, kitap, sağlık malzemeleri ile Suruç’a giden ve Amara Kültür Merkezi önünde patlayan bomba ile Türkiye gündeminde yerini alan Suruç katliamının üzerinden tam 1 yıl geçti. Çoğunluğu genç 33 yurttaş yaşamını yitirdiği olayın ardından adalet bir türlü gelmedi. 1 yıl boyunca her gün “Acaba gelecekler mi?” diye sevdiklerinin yolunu bekleyen aileler, gelmeyen adalete ise tepkili. Saldırıda yaşamını yitirenlerden Polen Ünlü’nün annesi Şennur Ünlü, “Ölüm benim kızımı teğet geçmedi. Ben arkadaşımı, sırdaşımı, öğretmenimi ve evladımı kaybettim. Suruç patlamasında adalet bir adım ileriye gidemedi. Giden gitti bari buna sebep olanlar adalet önüne çıkarılsın” diyor. Ezgi Hatice Saadet’in babası Ali Saadedet de “Kızım Kobane’deki çocuklara oyuncak götürecek diye çok heyecanlıydı. Akademisyen olmayı çok istiyordu. Üzerinden 1 yıl geçti. Adalet halen yok. Devlet suçlu değilse gizlilik kararını kaldırsın” diye konuşuyor.
Her şey SGDF üyesi gençlerin, IŞİD kuşatması ve taarruzu sırasında büyük yıkıma uğrayan Kobani’nin yeniden inşası için çalışmalara katılmak üzere, Kobanili çocuklara oyuncak ve kitap alarak yola çıkmasıyla başladı. Gençler, yola heyecan ve umutla koyuldular. Yapmak istedikleri, Kobani halkına yönelik sağlık taramalarına katılıp, Kobani’deki çatışmalarda hayatını kaybeden Suphi Nejat Ağırnaslı anısına kurulan kütüphanenin açılışını yapmaktı. Kentteki savaş mağduru çocukları da unutmamışlardı... Çocuklar için bir kreş açıp, duvarlarını resimler çizip, çocuklara müzik aletleri hediye edeceklerdi. Yola çıktıkları araçları oyuncak doluydu... Suruç’a geldiklerinde kahvaltı yapmak için Amare Kültür Merkezi önünde durdular. Ardından basın açıklaması yaparak yola devam edeceklerdi. İşte herşey bu sırada oldu. Gençlerin basın açıklaması yaptığı sırada bir anda patlayan bir bomba onları, hayatlarının yanında hayallerini ve umutlarını da yok etti. Olayın üzerinden bugün tam 1 yıl geçti... Ne Kobani’ye giderken gülümseyen gençlerin gülüşleri unutuldu, ne de patlama anının acısı geçti. 
 
‘Birşey olmaz, korkma baba’
 
Katliamda yaşamını yitiren 20 yaşındaki Hatice Ezgi Saadet, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğrencisiydi. Üniversite sınavına haziran 2013’te, Gezi Direnişi’nin en hareketli günlerinde girmişti. Bölümü için, “İşsiz olacağım ben. Mutluyum” diyordu. Ancak caniler Hatice’nin işsiz kalmasına bile izin vermedi. Baba Ali Saadet, kızı ile Suruç’a gitmeden önce oturup konuştuklarını belirterek, “Kızıma ‘Kobane’de bir katliam var. Gitmeniz sakıncalı’ dedim. Kızım ise o kadar mutlu ve heyecanlıydı ki, ‘Bir şey olmaz, korkma baba’ dedi. Bende 300 kişinin gittiği bir yerde devletin bir kontrolü olur, çocuklarımıza zarar veremezler diye düşündüm” diyerek anlatıyor. 
 
 
‘Son kez balkondan baktım’
 
Yola çıkmadan önce son kez kızı Hatice ile kahvaltı yaptıklarını söyleyen baba Saadet “Son kez ona balkondan baktım. Yolda olduğu gece boyunca telefonda konuştuk. Bana ‘Şarkılar ile çok güzel bir yolculuk geçirdiklerini söyledi.’ Kızımla, patlama günü, sabah erken saatte yine konuştum. Bu son konuşmamız oldu. Hatice’m iyi kalpli, öz güven sahibi, neşeli bir çocuktu. Dinlemeyi seven ama dinlenmediği yerde de durmayan biriydi. Hatice’m kansızlığı olan bir çocuktu. Ufacık soğuk algınlığında bile hasta olurdu” diyor. Olayın olduğu saatlerde Hatice Ezgi’yi defalarca kez aradıklarını söyleyen baba Saadet, “Çaldı, çaldı, çaldı... Kızım telefonunu açmadı. Haberi alınca yıkıldık. Ben hukuk bilgisine sahip değilim ama hukukçular aracıyla yaptığımız tüm girişimler buz dağına çarpıp geri dönüyor. Eğer devlet suçlu değise, gizlilik kararını kaldırsın. Bizde gerçeği öğrenelim. Zaten başından beri belli bazı şeyler. Olay yerinde herhangi bir güvenlik önleminin olmaması devlet işin içinde mi sorusunu akıllara getiriyor. Tek istediğimiz adalet” diye konuşuyor.
 
‘Çocuklarımızı ölüm bile ayırmadı’
 
Patlamadan 1 ay önce İstanbul Üniversitesi’nden mezun olan ve saldırıda yaşamını yitiren Polen Ünlü’nün annesi Şennur Ünlü ise kızının Hatice Ezgi Saadet ile çok yakın arkadaş olduklarını belirterek “Çocuklarımız ölüm bile ayırmadı. Mezarları yanyana” diyerek başlıyor konuşmasına. Anne Ünlü, şöyle devam ediyor:
 
“Polen okul dışında çalışıyordu. Çalıştığı parayla Kobanili çocuklara hediyeler alıyordu. Böyle bir yolculuğa çıkacağı için içi kıpır kıpırdı, yerinde duramıyordu. Çocuğum çocukluğundan beri kendini okumaya vermişti. Sürekli kitap okuyordu. Çalışan anneler bilirler kreşte büyüyrn çocuklar daha erken olgunlaşır. Polen’de o çocuklardandı. Yaşına karşın çok aklı başında ve çok paylaşımlıydı. Asla haksızlığa gelemezdi. Patlamadan birgün önce beni arayıp telefonuna kontör yüklememi istedi. Olayın olduğu sabah kontör yüklediğimi söylemek için aradım ve bu son konuşmamız oldu. Olayı televizyondan duydum. Aradım çocuğumu arkadaşları ‘Polen yaralılara yardım ediyor’ dediler. Israrla telefona istememe karşın telefona gelen olmadı. Polen, çok üşüyen bir çocuktu. Temmuz ayında bile yorganla yatardı. Polen’im havaalanının morgunda, o soğukta sabaha kadar bekledi. Polen’imi bir daha göremedim. Kabullenemiyorum. ‘Yurtdışına gitti. Dönecek’ diyorum ama dönmüyor. Ben yalnızca kızımı değil, arkadaşımı yoldaşımı, öğretmenimi kaybettim. Babası bir kez bana sesini yükseltmişti. Polen’im, ‘Baba, anneme sesini yükseltme’ demişti. O gideli babası bana sesini asla yükseltmiyor. ‘Sen bana Polen’in emanetisin’ diyor. Bu işi İŞİD yaptı. Destekleyenleri belli. Giden gitti... Adalet yerini bulsun. Gizlilik kararı kaldırılsın.” 
 
‘Arkadaşlarımızın hayatını çaldılar’
 
Saldırının sembol fotoğraflarından biri, yerde yatan iki yaralı kadının el ele tutuşarak birbirlerine güç verdiği kareydi. O kadınlardan Dr. Çağla Seven olayın üzerinden geçen 1 yıl boyunca patlamanın ve bedenine isabet eden 100’ün üzerinde yarattığı yaralar ile hayata tutunmaya çalışıyor. Haseki Devlet Hastanesi’nde Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı olarak görev yapan Dr. Seven yaşadıklarını şu sözler ile anlatıyor: 
 
 
“Patlama sonrası ağır yaralandım. Şuan sağ bacağım aksıyor. Bir daha eskisi gibi yürüyüp, koşamayacağım. beni bekleyen bir dizi ameliyat daha var. Bunlar benden çalınanlar. Arkadaşlarımızın ise hayatlarını çaldılar. Olayın üzerinden 1 yıl geçmesine karşın dosyada bir aydınlanma olmadı, dosyada gizlilik kararı var, bu karar derhal kaldırılmalı. Hayata geri dönemiyoruz, kayıplarımızın acısı halen devam ediyor. Bugün sokağa çağıranlar, bizim Suruç Patlaması’nın yıl dönümünde yapacağımız anmalara izin vermiyor. Adalet yerini bulursa belki biraz rahatlayacağım. Psikolojim bozuk, ilaçlar kullanıyorum. Tek istediğim şey adalet.”