Çiçek'ten 'akil adamlar' yorumu

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, "akil adamlar komisyonu" konusunda, "Akil adamlar diye ifade edilen hususta dile getirilen şahısların hiçbirisi milletvekili değildir. Dolayısıyla mecliste milletvekili olmayanlardan müteşekkil bir komisyon kurulamaz. İhtiyaç varsa, uygun görülüyorsa bu meclisin dışında kurulmuş olması gerekiyor" dedi.

28 Mart 2013 Perşembe, 11:15
Abone Ol google-news

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD) üyeleriyle Rixos Otel'de kahvaltılı toplantıda bir araya geldi.

Dernek üyelerinin sorularını yanıtlayan Çiçek, dün 300 kadar akademisyen ve gazetecinin yayımladığı bildiriyle ilgili olarak zaten herkesten bu konuda görüş istediklerini, meseleye o açıdan bakmak gerektiğini ifade etti.

Çiçek, "Aksini söyleyen, 'etnik çağrışımları yapacak ifadeler olmasın, herhangi bir ideolojik vurgu olmasın' diyen de birçok kişi görüşünü bildiriyor. Buna karşılık da 300 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 'anayasadan bu kavram çıkmasın' diye görüş bildirmiş oluyor. Bunu ifade özgürülüğü çerçevesinde değerlendirmek lazım" dedi.

Anayasa komisyonunun herkesten görüş bildirmesini istediğini hatırlatan Çiçek, anayasada vatandaşlıkla ilgili maddenin henüz müzakeresinin yapılmadığını, alınan kararla üzerinde anlaşılması zor olan maddelerin en sona bırakıldığını kaydetti.
Çiçek, kamuoyunda çözüm süreciyle ilgili olarak anayasayla ilinti yapıldığını belirterek, böyle bir vurgu olmasa bile, siyasi partiler yeni anayasaya olan ihtiyacı belirttikleri için yeni anayasanın yapılmak zorunda olduğunu ifade etti.

Süreçle anayasa arasında doğrudan ilgi kurmanın bazı sıkıntılar çıkaracağına işaret eden Çiçek, "Çünkü 4 siyasi partinin bu sürece bakışı farklıdır" dedi.

Çiçek, "Komisyonda da bu işler görüş birliğiyle çıktığına göre, demek ki bu süreçle bağlantısı kurulduğunda bazı sıkıntılar da olacaktır. Bunu da görmemiz lazım. Bir kısım taleplerin anayasayla bağlantısı olabilir mi, olabilir. Bunun nasıl çözüme kavuşacağı da zaten partilerin birlikte verecekleri karara bağlı" diye konuştu.

Süreçli ilgili olarak meclisin işin neresinde bulunduğunu açıklayan Çiçek, "Türkiye'de konular, yürürlükteki mevzuat hesaba katılmadan, anayasa, iç tüzük, meclisin görevleri, geçmiş uygulamalar hesaba katılmaksızın tartışma yapılıyor" dedi.

Çiçek, tartışmalar yapılırken anayasa ve iç tüzük açısından duruma bakmak gerektiğini ifade eden Çiçek, genel siyasetten ve devletin işleyişinden esas sorumlu olanın hükümet olduğunu söyledi.

Çiçek, "Sayın Başbakan, 'bu işin muhatabı hükümettir' diyor. Ben de diyorum ki, evet bu işin muhatabı hükümettir. TBMM değildir" dedi.

Akil adamlar komisyonu

Mecliste akil adamlar komisyonu kurulsun önerisiyle konunun bu noktaya geldiğini aktaran Çiçek, konuyla ilgili şunları söyledi:

"Böyle bir komisyon mecliste kurulamaz. Neden kurulamaz çünkü biz mecliste 3 tip komisyonla çalışıyoruz. Bir tanesi daimi komisyonlar. Bunlar kanun tasarı ve tekliflerini görüşür. Adalet, İçişleri, Dışişleri Komisyonları gibi. İkincisi araştırma komisyonlarıdır. Belli bir konuyu araştırmak incelemek üzere kurulan komisyonlardır. Bunlar 3 1 ay için kurulur. Yetmezse bir ay daha veririz, ondan sonra komisyon biter. Üçüncü komisyon, anayasa uzlaşma komisyonu gibi anayasa iç tüzükte olmayan ama teamül olarak mecliste bulunan partilerin muvafakatıyla kurulan komisyondur. Ama her üçünün de ortak noktası bu komisyonlarda görev yapanların tamamı milletvekilidir. Halbuki, akil adamlar diye ifade edilen hususta dile getirilen şahısların hiçbirisi milletvekili değildir. Dolayısıyla mecliste milletvekili olmayanlardan müteşekkil bir komisyon kurulamaz. İhtiyaç varsa, uygun görülüyorsa bu meclisin dışında kurulmuş olması gerekiyor."

Süreçten sorumlunun hükümet olduğunu tekrarlayan Çiçek, "Hükümet süreci yürütürken, yürürlükteki mevzuat açısından bir yetmezlik söz konusuysa, bir ihtiyaç duyuyorsa, bu ihtiyacını bilinen usullerle, meclis önüne getirir. Meclis bunu tartışır ve bir karar bağlar. Ama şu ana kadar yapılan açıklamalarda, bu süreci yöneten ve bu sürece muhatap olan hükümet, 'benim bir yeni düzenlemeye en azından bu safhada ihtiyacım yok' diyor. Süreci yöneten ve sorumluluk taşıyan yok diyorsa, ben illa da 'vardır, sen doğruyu söylemiyorsun, ihtiyaç vardır' diyemem çünkü işin ayrıntısını bilen biz değiliz. Bu işin detaylarını hükümet, hatta hükümetten de çok az sayıda Bakanlar Kurulu üyesi biliyor. Çünkü bu işin doğrudan muhatabı onlar" diye konuştu.

Uludere raporu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Uludere Alt Komisyonu'nun kabul ettiği Uludere raporuyla ilgili bir soru üzerine Çiçek, raporun ayrıntılarını bilmediğini, olayda kasıt olmadığı üzerinde durulduğunu, tartışılan konunun bu olduğunu söyledi.
Çiçek, "Bu kamuoyunda tartışılır. Bu rapor zaten Genel Kurul'da da tartışılacak. İlgili komisyonun raporu kabul etmiş olması işin son noktası değil. Dolayısıyla kamuoyu, muhalefeti de dinler, kabul yönünde oy kullananları da dinler, ona göre bir karar verir. Ama bir defa daha bu konuyu biz Genel Kurul'da tartışacağız" dedi.

Yeni anayasa çalışmaları

Çiçek, yeni anayasa çalışmalarının neden uzadığı yönündeki bir soru üzerine, anayasa yapım sürecinin zorlukları bulunduğunu belirterek, "En temel hukuk metni olması hasebiyle, en temel konuların tartışıldığı bir süreci götürüyoruz. Dışarıda uzlaşmanın olmadığı, dışarıda çatışmanın olduğu, dışarıda o konularla ilgili çok sert tartışmaların yapıldığı bir konuyu siz uzlaşma komisyonunda ortak noktaya getireceksiniz. Evvela işin zorluğu buradadır" dedi.

"Dışarıda tabiri caizse gırtlak gırtlağa tartışmanın olduğu bir ortamda partileri temsil eden arkadaşların ortak noktayı bulmadaki zorluğu takdirinizedir" diyen Çiçek, ikinci olarak yeni anayasanın biraz daha sükunet ortamı gerektirdiğini ifade etti.

Çiçek, üçüncü olarak üç siyasi partinin genel kurullarının bu döneme geldiğini söyledi ve genel kurulların çalışmaları aksattığını kaydetti.

Yaklaşan dönemde art arda seçimler yapılacak olması nedeniyle bu işin fazla uzamaması gerektiğine işaret eden Çiçek, "Seçim ortamında anayasa gibi bu çok zor düzenlemeleri yapmak gerçekten mümkün olmaz" dedi.

Çiçek, siyaset kurumu olarak bu işi en öncelikli mesele kabul etmeleri gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

"Biz Lozan Anlaşması gibi Türkiye'nin varlığı açısından, Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından, istiklal mücadelemizin bir hukuki zeminle buluşması açısından önemli bir anlaşmayı 6 aylık bir sürede yaptık. Bu anayasayı çok daha fazla uzatamayız. Uzatmamızın getirdiği birçok sıkıntı var. Bir an evvel bu işi belli bir noktaya getirmemiz gerekiyor."

 

''Bu safhada meclise ihtiyaç yok''

Anayasal çalışmaların çözüm sürecine etkisine ilişkin soru üzerine Çiçek, konuyla ilgili yapılan değerlendirmelerin çoğunun bilgiye dayanmadığını, konuyla birinci dereceden muhatap olanların dışındaki açıklamaları şahsi görüş olarak değerlendirdiğini belirterek, ''Birinci derecede bu işin içinde olanlar diyor ki, bizim bu safhada yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyacımız yok, meclisin bu noktada yapabileceği bir şey yok'' dedi.
Türkiye'nin bu süreci, geçmişte başarıya ulaşmış ülkelerinkinden daha farklı ve kendine mahsus bir şekilde yürüttüğünü ifade eden Çiçek, her gün her vesileyle açıklama yapmanın süreci ileri götürmeyeceğini kaydetti.

''Türkiye'nin imajını bozar''

Anayasal sürecin sonlandırılamaması durumunda kendisinin bir inisiyatif alıp almayacağının ve liderlerle görüşme ihtimalinin sorulması üzerine Çiçek, ''İhtiyaç olunca bunu yaparız'' yanıtını verdi.

Şimdiye kadar yapılan çalışmaların hiçbir parti tarafından yok farz edilemeyeceğini söyleyen Çiçek, ''Bu, çok fazla uzun süremez. Bazı işlerin takvimi kendi içindedir. Önümüzde çok fazla zaman yok, hepimizin elini çabuk tutması lazım'' şeklinde konuştu.
Anayasal çalışmaların tamamlanamamasının Türkiye'de siyaset kurumuna duyulan güven açısından sıkıntı doğuracağını söyleyen Çiçek, sürecin dış dünyada da takip edildiğini vurgulayarak, ''Yapılamamış olması halinde, Türkiye'nin bu yöndeki imajını da bozar'' dedi.

Çiçek, ''Çok mükemmel bir anayasa yapma imkanı yok. En mükemmel anayasa, herkesin kendi anayasası. Halbuki biz, hepimize bir anayasa yapmaya çalışıyoruz. Birlikte yaşamanın şartlarını belirliyoruz. Karşılıklı fedakarlıklara, uzlaşmaya ihtiyaç var'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün vatandaşlık konusunda 1924 anayasasına atıfta bulunduğunun hatırlatılması üzerine Çiçek, ''Diğer maddelerde mutabık kalsak da oraya gelsek. En son vatandaşlık maddesine gelsek bir çözüm bulunabileceğini düşünüyorum. Karamsar değilim, çözüm bir şekilde bulunabilir. Yeter ki, öteki maddelerde tamamen mutabık kalalım da üç beş madde kalsın. Onu bir şekilde çözeriz diye düşünüyorum'' ifadesini kullandı.

''Cevap vermesi gerekenler cevabını verir''

Çiçek'e, geçmişte Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKYB) Başkanı Mesud Barzani'ye yönelik olumsuz ifadeler kullandığı hatırlatılarak, Barzani ve Türkiye arasında bu dönemdeki ilişkileri nasıl yorumladığı da soruldu.

Çiçek, ''O açıklamayı hangi şartlarda yaptığıma bakın. Türkiye'yi çok incitici laflar etmişti, sonra Türkiye ile ilgili olumlu laflar etti. Türkiye'yle ilgili bir söz söylediyse, o gün o sözlere cevap vermesi gerekenler cevabını verir. Ben de onun söylediklerine mukabil, o denklikte bir açıklama yaptım. O günkü sözü bugüne getirir, bugünkünü o güne götürürseniz, hiçbir ülkenin birbirleriyle ilişki kurmasına imkan yok'' diye konuştu.

''Mecliste konuşmak talebe bağlı''

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in geçmişte TBMM'de İbranice konuşma yaptığı hatırlatılarak, Türkiye-İsrail ilişkilerinde özrün ardından gelinen noktada yine böyle bir konuşma olup olamayacağının sorulması üzerine de Çiçek, konuşmalar konusunda meclisin bir geleneği bulunduğunu ve mütekabiliyete bakıldığını söyledi.

Konuşma için konuk devlet başkanı ya da cumhurbaşkanının talebinin de bulunması gerektiğini vurgulayan Çiçek, ''Talebe bağlı, talebi yapan da şartları değerlendirir'' dedi.

''Genel af ifadesi tehlikeli''


Çözüm sürecine ilişkin olarak genel bir affın gündeme gelme ihtimalinin sorulması üzerine Çiçek, ''seçim'' ve ''af'' kavramlarının, siyasette iki tehlikeli kelime olduğunu söyledi.

Çiçek, ''Namludan çıktı mı bu lafların nereye gideceğini hesap edemezsiniz. 'Gündemimizde genel af yok' deniyorsa, ileriye bağlı olarak ihtiyaç olur mu, olmaz mı diye bu işi tartışmaya açarsak çok doğru olmaz. Onun için o ifadeyi kimse durup dururken kullanmasa iyi olur'' dedi.

Seçimle ilgili sorular üzerine Çiçek, ''İlk seçim zamanında yapılacak, cumhurbaşkanlığı seçimi zamanında yapılacak. (Anayasa konusunda) uzlaşma olursa referandum problem olmaz'' yanıtını verdi.

''Düzgün içtihat kanundan etkili''


Dördüncü yargı reform paketine de değinen Çiçek, hükümetin, ihtiyaçları gördükçe paket halinde meclisin gündemine getirdiğini söyledi.

Anayasa Mahkemesi'nden de tatminkar kararlar beklediklerini ifade eden Çiçek, ''Yargı başkanları, panellerde söyledikleri güzel sözlerin arkasına güzel içtihatlar koysunlar, bu bizi rahatlatır. Yüksek mahkemelerden çıkartılacak üç tane düzgün içtihat, uygulamada bizim otuz tane kanun yapmamızdan etkili olacaktır'' değerlendirmesinde bulundu.

Çiçek, tutuklu milletvekillerine ilişkin görüşünün sorulması üzerine, ''Hala aynı düşünüyorum. Yargının zamanında çözemediği her sorun, bize siyasi sorun olarak dönüyor. Biz şimdi bu siyasi sorunu yaşıyoruz'' yanıtını verdi.

TBMM Başkanı Çiçek, davaların bir an önce sonuçlanmasını ümit ettiğini, bu sürenin uzamasının kamuoyu tatmini açısından da sorun çıkardığını belirtti.

Çiçek'e, TBMM Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu'nun çalışmalarına işaret edilerek, kendisinin de dinlenme ihtimali soruldu. TBMM Başkanı, bu soruya karşılık olarak, ''Olabilir, bilmiyorum. Biz toplum önünde siyaset yapan insanlarız. Birilerinin merakı var da dinlediyse onu bilemem'' diye konuştu.