Darbe sanığının işkence iddiasına sert yanıt: Kendi mağduriyetini anlatma burada

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde 14 kişinin şehit olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin işgal girişimi emrini verdiği iddiasıyla yargılanan Kurmay Albay Sadık Cebeci'nin gözaltı sürecinde işkence gördüğünü iddia etmesi, mahkeme başkanını şehit yakınlarını tepkisine yol açtı.

01 Haziran 2017 Perşembe, 12:21


15 Temmuz darbe girişimine ilişkin "Yurtta Sulh Konseyi’’ İstanbul yapılanmasını da kapsayan İstanbul’daki darbe ana davasının görülmesine Silivri’de devam ediliyor. FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in de aralarında bulunduğu 9’u firari 15’i tutuklu 24 sanık yer aldığı dava tutuklu sanıklardan Yüksel Durak’ın ifadesinin alınmasıyla başladı. AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci, 15 Temmuz Gazileri Platformu Başkanı Erol Bulut’unda bulunduğu yüzlerce kişi duruşmayı takip etmek üzere Silivri Cezaevi önüne geldi. Burada toplanan kalabalık şehitler için dualar etti. Ellerinde bulunan urganları yola atan kalabalık idam isteklerini dile getirdi.  Kalabalıkla bir süre sohbet eden Temurci, daha sonra duruşmayı izlemek üzere salona girdi.

 FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında İstanbul'da yaşanan eylemleri planladığı ve "Yurtta Sulh Konseyi" üyesi oldukları iddiasıyla bir numaralı sanığı Fetullah Gülen olan, 6'sı general, 17'si subay olmak üzere 15'i tutuklu 9'u firari 24 sanığın yargılandığı davanın üçüncü duruşması başladı. Duruşmada savunma yapan Tuğgeneral Yüksel Durak, darbecilere neden karşı koymadığı sorusuna, "Şok halindeydim. Gitsem de birşeyleri değiştiremezdim diye düşünüyorum" cevabını verdi.  
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'de yapılan duruşmada 13 sanık hazır bulundu. Darbe girişiminde şehit olanların yakınları, gaziler ile bazı sivil toplum kuruluşuları da duruşmayı izledi. 

"ŞAŞKINLIK YAŞADIM"
Olay tarihinde Tuğgeneral rütbesiyle 1'nci Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı olarak görev yapan ve sözde atama listesinde ismi bulunan Tuğgeneral Yüksel Durak savunma yaptı. FETÖ'cü olmadığı, darbeye katılmadığını ileri süren Durak, kendisine sanıklardan Eyyüp Gürler'in sıkıyönetim ilan edildiğini söylediğini ancak bu duruma tepki gösterdiğini söyledi. Mahkeme Başkanı, "Kurmay başkanı olarak neden inisiyatif almadınız, karşı koymadınız?" diye sordu. Sanık Yüksel Durak da, "Çok ani böyle bir konuyla karşılaşınca şaşkınlık yaşadım" cevabını verdi. Darbe girişiminin yönetildiği 1. Ordu Komutanlığı içerisindeki harekat merkezine gitmediği ve kışla içinde kimseyle görüşmeden 2 saat boyunca yalnız dolaşarak hareketsiz kalmakla suçlanan Durak, "Neden gidip faaliyete engel olmadınız" sorusuna, "Gitsem de birşeyleri değiştiremezdim diye düşünüyorum" cevabını verdi.  
Başsavcıvekili Fatih Karakuş da, "Eyyüp Gürler'den darbeyi öğreniyorsunuz. Darbeye önlemek için neden kimseyi arama ihtiyacı duymuyorsunuz?" diye sordu. Durak da "Şok halindeydim. Durum nedir onu anlamaya çalıştım. Komutanımız alındı denmişti. Bu işin gerçek olduğunu düşündüm. Genelkurmay Başkanı'ndan da haber yoktu" diye konuştu.

"BABAMDAN KALAN PARA OLABİLİR"
Avukat Yasin Şamlı  da, "Eyyüp Gürler sizi birliğe çağırdı, durumu söyledi. Darbe olduğunuzu anladınız. Daha sonra kendisini vazgeçirmeye çalıştığınızı söylüyorusunuz, ne söylediniz?" diye sordu. 
Sanık Durak ise, "Bunun kanunsuz olduğunu söyledim. Birkaç kere gecenin devamında da arayarak kendisine yapılanların kanunsuz olduğunu söyledim" dedi. Bunun üzerine Avukat  Şamlı bu durumun Eyyüp Gürler'e sorulmasını istedi.  Kürsüye çağırılan Eyyüp Gürler ise "Ben Yüksel komutanımla görüştüğümde 'sıkıyönetim' olarak ifade ettim. Darbe demedim. Komutanın tepkisi sıkıyönetimeydi. Tam hatırlamıyorum. Doğru söylüyor olabilir" diye konuştu. Durak son olarak sorulması üzerine Amerika'ya hiç gitmediğini, annesinin 17/25 Aralık sürecinde Bank Asya'ya yatırdığı 3 bin 900 TL'nin ise vefat eden babasından kalan para olabileceğini söyledi. 


Darbe girişiminde İstanbul'daki eylemleri planladıkları iddiasıyla 6'sı general 24 sanığın yargılandığı davada olay tarihinde Esenler'de bulunan 47'nci Motorize Piyade Alay Komutanı olan Kurmay Albay Sadık Cebeci savunma yaptı.

 

ESKİ İFADESİNİ İŞKENCE ALTINDA VERDİĞİNİ İDDİA ETTİ

14 kişinin şehit olduğu İstanbul Büyükşehir Belediye binasının işgal edilmesi ile İstanbul Valiliği ve Ak Parti İl Başkanlığı'nın işgal girişimi emrini verdiği belirtilen Cebeci, darbe girişimi olduğunu bilmediğini, kanunsuz hiçbir emir uygulamadığını, suçlamaları kabul etmediğini belirterek, daha önceki ifadelerini işkence altında verdiğini ileri sürdü.

 

İŞKENCE İDDİASINI DETAYLANDIRINCA MAHKEME BAŞKANI TEPKİ GÖSTERDİ

Gördüğünü iddia ettiği kötü muamelenin detaylarını anlatması ve o anki ifadelerini de bu şartlarda verdiğini söylemesi üzerine ilk tepki mahkeme başkanı Cem Karaca'dan geldi. Mahkeme başkanı Karaca sanığa, "89 şehit var. Bu kadar mağduriyet var. Kendi mağduriyetini anlatma burada. Burada sana işkence yapan polisleri yargılamıyoruz. Bunlar senin savunmana tesir edecek konular değildir. O kısımları atlayın sadece size yöneltilen iddialara cevap verin" diye uyardı. Bunun üzerine duruşmayı izleyen bazı gaziler ve izleyiciler, Mahkeme Heyeti Başkanı Karaca'nın bu sözünü alkışladı.


SAVCI: DAVANIN AİHM'DEN DÖNECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORSAN YANILIYORSUN

Başsavcıvekili Fatih Karakuş da sanığın işkence iddialarına ilişkin, "işkence altında ifade verdiğini söyleyerek bu davanın AİHM'den döneceğini düşünüyorsan yanılıyorsun" diyerek tepki gösterdi. İzleyicilerin bunu da alkışlaması üzerine araya giren sanık avukatlarından Ali Rıza Dizdar, mahkeme heyetinden alkış yapılmasına izin vermemesini istedi. Bunun üzerine duruşmayı izleyen bazı şehit yakınları, gaziler ve izleyici bölümüne oturanlar, avukata da tepki gösterdi.

 

İZLEYİCİLERİ AK PARTİLİ MİLLETVEKİLİ SAKİNLEŞTİRDİ

Dizdar ile tepki gösterenler arasında sözlü atışmanın sürmesi üzerine duruşma salonunda kısa süreli kargaşa yaşandı.

Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Bu sırada bazı izleyiciler Dizdar'ın bulunduğu bölüme geçmek isteyince jandarma araya girdi. Duruşmayı izleyen AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, "Bu oyunlara gelmeyin, vakur durun, adaletin sağlanmasına yardımcı olun, yoksa bunların oyununa geliriz" deyip kalabalığı sakinleştirdi. Bu tartışmanın ardından savunmasını tamamlayan sanık Cebeci'nin çapraz sorgusuna geçildi. 

 

İDDİANAMEDE 1 NUMARALI SANIK FETULLAH GÜLEN 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede FETÖ elebaşı Fetullah Gülen 1 numaralı sanık olarak yer alıyor. 9’u firari 15’i tutuklu 24 sanık, İstanbul’da darbeci askerler tarafından şehit edilen 89 vatandaşın ölümünden de sorumlu tutuluyor.
İddianamede, "Yurtta Sulh Konseyi’’ İstanbul yapılanmasının, Fethi Alpay, Mehmet Nail Yiğit, Özkan Aydoğdu, Eyyup Gürler, Muzaffer Düzenli, Uzay Şahin, Onur Özden, Ahmet Zeki Gerehan, Mehmet Murat Çelebioğlu ve Murat Yanık isimli sanıklardan oluştuğu vurgulanıyor.
Askerlerin eylemleri sonucu 2’si asker, 5’i polis, 82’si sivil vatandaş olmak üzere İstanbul’da toplam 89 kişinin hayatını kaybettiği aktarılan iddianamede kolluk görevlileri dahil 719 kişiye karsı hedef gözetmeksizin silahla veya tankla ateş açılarak öldürülmelerine teşebbüs edildiği, eylemlerin yöneldiği mağdurlardan 685’inin yaralandığı belirtiliyor.

800 BYLOCK’ÇUDAN 500’Ü DARBE GİRİŞİMİNE KATILMADI
İddianamede FETÖ’nün TSK içerisinde kümelenen uyuyan hücrelerine de dikkat çekiliyor. Örgütün kriptolu haberleşme uygulaması Bylock’u kullanan 800 personelin varlığının tespit edildiği, bunlardan 300’ünün darbe girişimine iştirak ettikleri, bunlardan 500’ünün ise darbe girişimine iştirak etmediklerine dikkat çekilen iddianamede bu kişilerin darbenin başarısız olması durumunda ikinci bir darbe girişiminde kullanılmak üzere uyuyan hücreler olarak bekletildikleri tespiti yer alıyor.
İddianamede FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in 92 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 56 yıldan 174 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması isteniyor. İddianamede ’Yurtta Sulh Konseyi’in İstanbul yapılanmasında yer aldıkları gerekçesiyle Tümgeneral Fethi Alpay, Tuğgeneral Mehmet Nail Yiğit, Tuğgeneral Özkan Aydoğdu, Tuğgeneral Eyüp Gürler’in de aralarında bulunduğu 10 kişi hakkında, doksan ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet ve yüz yetmiş dörder yıla kadar hapis cezası istenirken diğer 13 kişi hakkında da en az üçer kez olmak üzere ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 30 yıla kadar değişen hapis cezaları talep ediliyor.