Davutoğlu'ndan Mısır yorumu

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Demokratik bir seçimle işbaşına gelmiş olan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin Mısır ordusunun müdahalesiyle görevinden alınması, Mısır devriminin kazanımları ve demokratik süreç açısından son derece kaygı verici bir durumdur" dedi.

04 Temmuz 2013 Perşembe, 11:50
Abone Ol google-news

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İstanbul Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde Mısır'daki son gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi. Mısır'da yaşanan süreçte olumlu noktaya gelinmesi için ciddi çaba sarf ettiklerini, bugün de Mısır Dışişleri Bakanı Muhammed Kamil Amr ile görüşerek son gelişmelere ilişkin bilgi aldığını belirten Davutoğlu, son günlerde yaşanan hadiselerin herkesi derinden üzdüğünü ifade ederek, "Özgürlük, adalet ve demokrasi arayışlarının ürünü olan 25 Ocak Devrimi sadece bölgemizde değil bütün dünyada büyük bir heyecan uyandırmıştır. Dolayısıyla 25 Ocak Devrimi'yle başlayan demokratik sürecin korunması ve ilerletilmesi yönünde herkesin titizlikle çaba göstermesi gerekmektedir" diye konuştu.

Mısır halkının seçimlere gittiğini ve demokratik iradesini kullanarak tarihinde ilk kez serbest, adil ve hür seçimlerle cumhurbaşkanını seçtiğini anımsatan Davutoğlu, muhalif grupların endişelerini dile getirmesinin ve meşru taleplerin demokratik kurallar çerçevesinde ifade edilmesinin demokrasinin temel ilkelerinden olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Bu noktada, demokratik bir seçimle işbaşına gelmiş olan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin Mısır ordusunun müdahalesiyle görevinden alınması, Mısır devriminin kazanımları ve demokratik süreç açısından son derece kaygı verici bir durumdur. Bu konuyu biz de çok titizlikle değerlendirmekteyiz. Demokratik süreçlerin yıkıntıya uğraması bütün Mısır halkının kaybı olacaktır, ayrıca bütün bölgenin ve küresel barış için çaba sarf eden bütün çevrelerin kaybı olacaktır."

 

Demokrasi vurgusu

"Demokraside sorunlar yine demokrasinin kendi kuralları içinde çözülür" ifadesini kullanan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, halkın iradesini yansıtan açık ve şeffaf seçimle işbaşına gelmiş liderlerin, ancak ve ancak yine seçimle, yani halk iradesiyle görevden alınabileceklerini kaydetti.

Davutoğlu, demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş hükümetin, gerekçesi ne olursa olsun, meşru olmayan yöntemlerle, dahası bir askeri darbe ile devrilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtirken, "Dünkü müdahaleden sonra, Cumhurbaşkanı Mursi ve başbakan dahil olmak üzere, siyasilerin keyfi olarak tutuklanması yahut ev hapsinde tutulması kabul edilemez" değerlendirmesinde bulundu.

 

'Bu konuda herhangi bir ayrım gözetmedik, gözetmeyeceğiz'

Ortadoğu'daki Arap devrimlerini ateşleyen, Tunus'ta Ebu Azizi'nin kendini yakmasından ve Yasemin Devrimi'nin başlamasından bu yana, Türkiye'nin, kardeş Ortadoğu halklarının talepleriyle ilgili tutumunun, evrensel ilkelere ve uzun vadeli bir stratejik vizyona dayandığını vurgulayan Davutoğlu, "Evrensel ilke olarak Ortadoğu'daki kardeş halkların insanlık onurunu koruyan, hukuk devleti ilkelerine açık ve şeffaf seçimlere dayalı demokrasi taleplerini destekledik. Bu talepler hangi ülkede olursa olsun ve hangi kesimlere ait olursa olsun, ülkemizce desteklenmiştir ve desteklenmeye devam edecektir. Bu konuda ne ülke ne de etnik ya da mezhebi herhangi bir ayrım gözetmedik, gözetmeyeceğiz" diye konuştu.

Stratejik vizyonun ise halk desteğine dayalı ve halkıyla barışık siyasal yapıların oluşturacağı güçlü meşruiyet zemininin, bölgede kalıcı bir istikrar, barış ve refah havzası oluşturacağı inancına dayandığını dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti: "Nihai kertede hedefimiz; böylesi bir barış havzasının Ortadoğu'da gerçekleşmesini temin etmektir ve bunun da ancak ve ancak halkıyla barışık rejimler tarafından yapılacağına dair inancımız bu stratejik vizyonumuzun temel esasını oluşturmaktadır. Bu temelde, dost ve kardeş Mısır halkının, bu yönde gerçekleştirdiği '25 Ocak Devrimi'ne güçlü bir destek verdik. Bu desteğimiz, dost ve kardeş Mısır halkının derin kültürüne, tarihi birikimine, irfanına ve engin tecrübesine olan inancımızın açık bir göstergesidir. Mısır'ın Arap ve İslam dünyasındaki merkezi konumu herkesin malumudur. Mısır, medeniyet derinliği, kültürel birikimi, toplumsal zenginliği ve devlet gelenegiyle tarih boyunca Arap ve İslam dünyasına ilham kaynağı olmuş, ortak kültürümüzün en temel eksenlerinden birinı oluşturmuştur. Mısır sadece bölgesel barışın değil, küresel barışın da ana aktörlerinden biridir. Bunun içindir ki özgürlük, adalet ve demokrasi arayışlarının ürünü olan '25 Ocak Devrimi' sadece bölgemizde değil, bütün dünyada büyük bir heyecan uyandırmıştır. Dolayısıyla 25 Ocak Devrimi'yle başlayan demokratik sürecin korunması ve ilerletilmesi yönünde herkesin titizlikle çaba göstermesi gerekmektedir."

 

'Herkesi derinden üzdü'

Davutoğlu, geçen 2 yıl içerisinde Türkiye'nin stratejik ilişkilere sahip olduğu Mısır'ın siyasi istikrarına, toplumsal barışına ve ekonomik kalkınmasına büyük önem verdiğini, bütün imkanlarını bu yönde seferber ettiğini, kurulan yüksek düzeyli stratejik işbirliği konsey mekanizmasıyla imzalanan anlaşmalar ve mutabakatlar, tecrübe paylaşımları ve ekonomik katkıların, Mısır'la ezeli ve ebedi kardeşliğin bir ürünü olduğunu söyledi.

Son günlerde yaşanan hadiselerin herkesi derinden üzdüğünü ifade eden Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Barışçıl gösteri yapan grupların dışında yaşanan bazı çatışmalarda 30'a yakın Mısırlı kardeşimiz hayatını kaybetmiş, pek çok kişi yaralanmıştır. Ölenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Son 2 yılda yaşanan gelişmeler, demokratik süreçlerin ve kurumların işletilmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha açık bir şekilde göstermiş ve teyit etmiştir. Bu süreçte Mısır halkı seçimlere gitmiş, demokratik iradesini kullanarak tarihinde ilk kez serbest, adil ve hür seçimlerle kendi cumhurbaşkanını seçmiştir. Bunlar Mısır haklı için en büyük demokratik kazanımlardır. Muhalif grupların endişelerini dile getirmesi ve barışçıl gösteri yapması, demokrasinin temel ilkelerinden biridir. Meşru taleplerin, demokratik kurallar çerçevesinde ifade edilmesi ve karşılanması demokratik işleyişin de bir gereğidir. Bu noktada, demokratik bir seçimle işbaşına gelmiş olan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin Mısır ordusunun müdahalesiyle görevden alınması, Mısır devriminin kazanımları ve demokratik süreç açısından son derece kaygı verici bir durumdur. Bu konuyu biz de çok titizlikle değerlendirmekteyiz."

Demokratik süreçlerin yıkıntıya uğramasının bütün Mısır halkının, ayrıca bütün bölgenin ve küresel barış için çaba sarf eden bütün çevrelerin kaybı olacağını vurgulayan Davutoğlu, demokrasilerde sorunların yine demokrasinin kendi kuralları içinde çözüleceğini anlattı.

Halkın iradesini yansıtan, açık ve şeffaf seçimle iş başına gelmiş liderlerin, ancak ve ancak seçimle yani halk iradesiyle görevden alınacağını ifade eden Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş bir hükümetin gerekçesi ne olursa olsun, meşru olmayan yöntemlerle ve dahası bir askeri darbeyle devrilmesi kabul edilemez. Ulusal uzlaşı siyaseti de ancak demokratik kurum ve aktörlerin muhalefetin ve sivil toplumun katkısı ve katılımı ile mümkün olabilir. Bu müdahale 25 Ocak Mısır devriminin tarihi kazanımlarına gölge düşürmemelidir. Mısır halkının adalet, özgürlük, demokrasi ve refah mücadelesi, demokratik kurum ve mekanizmaların işletilmesi suretiyle hayata geçirilmek durumundadır. Gelinen noktada Mısır'da demokratik kurumların ivedilikle devreye girmesi, ülkede kaos ve kargaşa ortamının önlenmesi gerekmektedir. En kısa sürede serbest ve adil seçimlerin yapılması ve demokratik mekanizmaların işletilmesi, Mısır'ın siyasi istikrarı ve toplumsal barışı için zaruridir. Seçimlere bütün siyasi aktörlerin hiç bir kısıtlama ve ayrımcılık olmadan katılması Mısır demokrasisi için bu hayati öneme sahiptir. Bu süreçte bütün siyasi aktörler hiç bir baskı altında kalmadan seçimlere hazırlanabilmeli ve seçimlere katılabilmelidir. Dünkü müdahaleden sonra Cumhurbaşkanı Mursi ve Başbakan Hişam Kandil dahil olmak üzere siyasilerin keyfi olarak tutuklanması yahut ev hapsinde tutulması kabul edilemez. Gözaltına alınan yöneticilerin bir an önce serbest bırakılması, ulusal uzlaşı açısından da özel öneme sahiptir. Seçimle işbaşına gelmiş bir Cumhurbaşkanı'nın ve diğer yöneticilerin maruz kaldığı bu muamele herhangi bir demokratik kültür içinde kabul edilmesi mümkün değildir. Bu konuda geçiş yönetiminin azami hassasiyetle hareket edeceğine inanıyoruz. Bütün taraflar her türlü şiddet ve çatışma tavrından uzak durmalı, her tür tahrik ve tertibe karşı dikkatli olmalıdır. Çünkü Mısır'ın üzerinde ve Mısır üzerinden bölge üzerinde hesap içinde olan bir çok çevreler bu kaosu tahrik edici bir takım girişimlere yönelebilirler."

 

'25 Ocak devrimi, 21. yüzyılın ilk büyük devrimidir'

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, temel endişe ve arzularının Mısır'ın bu krizi yeni bir demokratikleşme hamlesiyle aşması, siyasi istikrarını koruması ve toplumsal barışı muhafaza etmesi olduğunu anlatarak, şunları kaydetti: "Dost ve kardeş Mısır halkına mesajımız açıktır. 25 Ocak Devrimi, 21. yüzyılın ilk büyük devrimidir. Bu devrimin kazanımlarını korumak her kesimden, bütün Mısırlılar'ın temel önceliği olmalıdır. Bütün Mısırlıların, bütün bölge halklarının ve uluslararası toplumun 25 Ocak Devrimi'nin kazanımlarını koruma yönünde çaba sarf etmesi, sadece Mısır'ın değil bölgenin geleceği açısından da büyük bir öneme sahiptir. Biz 'Arap Baharı'nın 'Arap Kışı'na döndüğü Arapların veya Müslümanlar'ın demokrasiyle yönetilemeyeceği, bunu hak etmedikleri şeklindeki bütün değerlendirmeleri toptan reddediyoruz."

Her halkın kendi özgür iradesiyle kendi yöneticilerini seçme hakkına sahip olduğuna vurgu yapan Davutoğlu, "Meşruiyetin ilk ve en vazgeçilmez koşulu, halkın iradesinin özgürce tecelli edeceği ortamın sağlanmasıdır ve bu yolda atılacak adımlardır. Bu ortamı da sağlayacak en temel araç; sandıktır ve halktan alınacak destektir. Seçilmiş iktidarların ise yürütme gücünü, anayasal meşruiyet ve hukukun üstünlüğüne saygı gösterecek şekilde icra etmeleri esastır. Bu düşünce ve ilkeler sadece Mısır'daki durum ile ilgili değil kendi demokratik tecrübemiz ışığında her ülke için geçerli olması gerektiğine inandığımız temel ilkelerdir" diye konuştu.

 

'Mısır halkının her kesimini kucaklıyoruz'

Davutoğlu, Mısır ve halkının Türkiye'nin kadim dostu olduğunu ve ebedi dostu kalacağına dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Dolayısıyla biz Mısır halkının her kesimini kucaklıyoruz. Bizim tercihimiz ise Mısır halkının tercihi olmuştur ve olacaktır. Mısır halkı neyi tercih ederse, o tercih bizim için temel tercih olacaktır ve politikalarımızı yönlendiren temel esas olacaktır. Ancak bundan sonraki asıl mesele; Mısır halkının tercihinin özgür bir şekilde tecelli edip edemeyeceği, bu ülkede özgür ve adil seçimlerin bir an önce yapılıp yapılamayacağıdır. Bu yönde gerekli süreç işletilmeli ve yönetimin seçilmiş aktörlere devredilmesi acilen sağlanmalıdır. Bundan sonra takip edilecek süreçte en temel esas desteğini sadece ve sadece halktan alan seçilmiş otoritelerin yönetimi devralmasıdır. Türkiye dün olduğu gibi bugün de yarın da ve ebediyete kadar Mısır'ın ve Mısır halkının yanında olmaya devam edecektir ve 25 Ocak Devrimi'nin kazanımlarının korunması konusunda atılması gereken ne adım varsa atacaktır. Uluslararası toplumla birlikte ve uluslararası toplumu teşvik ederek bu kazanımların korunması yönünde her türlü girişimi gerçekleştirecektir."

Ahmet Davutoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile saat 16.00'da yapacakları toplantı sonrasında gerekirse tekrar bazı açıklamalar yapma imkanı olacağını belirterek, "Ama ilkesel olarak, bu hususların kamuoyumuzca, Mısır kamuoyunca, bölge ve dünya kamuoyunca bilinmesinde fayda mülahaza ettik" dedi.