Değişen gelişen iletişim, grafik tasarım

İletişimin büyülü yapısıyla birlikte yaşamın her alanında karşımıza çıkan sembolleri, grafikleri öğretim üyesi Tevfik Fikret Uçar ile konuştuk.

28 Ocak 2020 Salı, 12:35
Abone Ol google-news

[email protected]

- Semboller ve görsel iletişim, yazı ve tipografi, sayfa tasarımı, çoğaltım teknolojileri başlıklarıyla kalem aldığınız kitabınızda Türk okuyucusunu nasıl bir dünya ile tanıştırıyorsunuz?

Görme duyumuz bulunduğumuz çevreyi algılama ve anlamlandırmada en çok yararlandığımız, dünyaya açılan en önemli penceremiz. Duygu, düşünce ve olayların anlatılmasında en önemli öğelerden biri görsel bildiriler, bunlar sayesinde mesajları anlıyor, yorumluyor ve tepki veriyoruz.

Görsel iletişimi iyi bilen biri görsel verileri çok iyi anlamlandırmak anlamakla kalmaz, aynı zamanda çevresine doğru bilgi ve mesaj verme, doğru algı yaratma yeteneğini de kazanır.

Görsel İletişim ve Grafik Tasarım kitabı, görsel iletişim ile ilgili konuları temel seviyede bütün yönleriyle inceleyerek örnekler üzerinden aktarıyor. Bu yöntemle ortaya konmuş her türlü kodlama sistemine değiniyor, birbirleriyle ilişkilendiriyor ve açıklıyor. Tarihsel kökleri, gelişim sürecini kendi doğasına uygun görsellerle ortaya koyuyor. Biçimler, semboller, sayılar, renkler gibi pek çok uluslararası göstergeyi yerel ve evrensel perspektifiyle örnekliyor.

DOĞUDAN BATIYA ÖRNEKLER

Kitap, Doğu'dan Batıya pek çok örnekle Türk okuyucusunun görsel kodları çözümleyerek öğrenebilmesi için yoğun bir araştırma ve örneklemi barındırıyor, ülkemiz topraklarından örneklerin yanı sıra, antik Mısır uygarlığından, Çin'e, Maya'lardan Kızılderililere kadar çok ilginç medeniyet izlerini gözler önüne seriyor.

Kitapta ana gövde metni kadar çoğunu kendi oluşturduğum grafik ve görsellerle de anlatmak istediğim konuyu desteklemeye çalıştım. Örneğin ülkemizde ilk kez yayınlanan 'yazı karakteri tasarımı', 'baskı ekolojisi' ve 'ekoloji ve tipografi ilişkisi' gibi konulara değinerek, sözlük bölümünde de mesleğimizdeki yabancı terimlere Türkçe karşılıklar bulmaya çalıştım.

- Siz bu sözünü ettiğiniz konularda uygulama yapan bir kişisiniz, bu kitap yoluyla kendinizden beklentiniz neydi? Bu kitabın amacını nasıl tanımlarsınız?

Aslında çoğunun amblem ve gazete ilanı yapan adam olarak bildiği mesleğimiz, görsel iletişimin olduğu her yerde var. Grafik tasarımcı günümüzde sınırları her gün genişleyen çok geniş bir sahada çalışma alanına sahip. Görsel bir imgenin olduğu, bir düşünce ya da kavramın olduğu her yer, onun çalışma alanı.

Bu kitap bahsettiğim geniş yelpazeyi gözler önüne sererek, gerek mesleğin içinde olanları, yakın konularla ilgilenenleri, gerekse meslek adaylarını, öğrenci ve meraklıları aydınlatma, eğitme ve kafalarında yeni ilişkiler kurarken yeni sorular oluşturmayı amaçlıyor.

Soruların cevaplardan daha uzamlı, sonsuz ve yaratıcı ögeler olduğunu düşünüyorum. Çağdaş insan, yaratıcı insan sorular soran insandır. Aslında şunu da eklemeliyim, pek çok cevabın yanı sıra zihinlerde yeni bağlantılar ve sorular yaratması kitabın en önemli amaçlarından, yanal faydalarından biri...

- Kitabınızdaki konular bana Marshall McLuhan’ın “…sıcak iletişim araçları insanın görme duyusuyla algıladığı işaretlerden yola çıkarak, dış gerçeklik hakkında algılamalar yapmasında kişini tasarım yeteneğini kullanmasına gerek bırakmaz” sözlerini hatırlattı. Bu bağlamda grafik anlatım, bize dış gerçekleri anlamamızda hazır kalıplar mı sunuyor yoksa bizim yeni ufuklara yelken açmamızda yol gösterici mi oluyor?

Aslında her ikisini de yapıyor diyebiliriz. "Görünenler görünmeyenleri gizler", her görünen ardında yatan derinliklerinde barındırdığı daha yoğun ve katmanlı anlamları saklar, kendine özgü bir macerası vardır.

Grafik tasarım çoğu kez McLuhan'ın bahsettiği dış gerçekliği sunarken, aynı zamanda kişinin zekâsı, edinilmiş bilgileri, deneyimi ile oluşturduğu algı penceresinin büyüklüğü ile orantılı, içrek algı boyutları da yaratır.

Böylelikle kişi görünenlerden yola çıkarak görünmeyenlere ulaşır, algının kapılarını açar, evrende daha fazla yer kaplamaya başlar. Bu süreç esnasında, tasarımcı da algı sürecinin ayrıntılarından yeni bilgiler ve yöntemler geliştirir. Algıyı nasıl daha iyi yöneteceğini öğrenir. İşte elinizdeki kitap zinninizde oluşacak yeni soruların yanında, bütün bu yanıtları vermeyi de vaad ediyor.

- Kitabınızın son cümlesini “… sonucu garanti altına almalıyız.” diye bitirmişsiniz. Bir grafik tasarımcının garanti altına alması gereken şeyler neler olduğu konusunda kitabınızda nasıl bir yol haritası yer alıyor?

Tasarım uzun ve zahmetli bir süreç, her iyi iş gibi emek ve özveri istiyor. Önce bir düşünceyle başlıyor, gelişiyor, evriliyor ve bir ürün halini alıyor. Bu ürün ister basımevinden çıkan basılı bir malzeme olsun, isterse televizyon ekranında ışıklı-renkli noktacıklarla izleyiciye ulaşan bir reklam filmi olsun.

Tasarımcı aynı zamanda bu süreci de tasarlayıp yönetmek, kontrol etmek veya ettirmekle mükellef. İşte bahsettiğim 'garanti altına alma' süreci bu. Zira her tasarımcının korkulu rüyası iyi bir fikrin kötü bitmiş bir iş kazasına dönüşmesidir. İşte bu yüzden kitap, bütün bu süreçlere, bu aşamalardaki tuzaklar ve dikkat edilmesi gereken konulara da dikkat çekiyor, örneklerle açıklıyor.

GÖRÜNÜŞ VE İÇERİK

- Bu kitap bana ünlü “zarf ve mazruf” yani dış görünüş ve içerik konusunu hatırlattı. Kitabın kâğıt seçimi, cildi ve kapağı içerikle ilgili olarak bir niteliği sergiliyor. Sizin bu konudaki görüşlerinizi açıklar mısınız?

Öncelikle dekoratif bir masaüstü kitabı olmasından çok, okunan, başvurulan, bölümler halinde incelenen bir kitap olmasını hedefledim. Bir süs gibi değil de okunmaktan yıpranan, şekli bozulan, notlar alınan, altı çizilen, içindekileri son damlasına kadar okuyucuya anlaşılır bir dille sunan bir kitap yapmaktı amacım.

Her merak eden, kültürle beslenen insanın yanısıra, iletişim fakülteleri, meslek liseleri, güzel sanatlar liseleri, güzel sanatlar fakültesi öğrencileri, grafik bölümü öğrencileri, matbaa meslek lisesi öğrencileri hedeflediğim okur kitlesiydi.

Kitabın tasarımını da kendim yaptım, kitabı yazarken tasarladım, tasarlarken yazdım. Her bölüm sayfa başından başlayarak sayfa sonunda bitiyor, trenin vagonları gibi. Bu birimsel sistem, istendiğinde aradan bir bölümü okuyarak orada kitaba ara verebilme, ardından merak ve ihtiyaca göre başka bir bölüme geçebilme imkanı veriyor, kitabın ilk sayfasından başlayarak sona doğru ardışık okumak zorunda değilsiniz. İhtiyaca göre başvurulan bir kitap olmasını hedefledim, zengin bir kaynakcadan yararlandım.

Örneğin sadece yazı karakteri tasarımı ile ilgilenen biri bu bölümü okuyarak bilgi alabilirken, başka biri rakamların veya renklerin sembolik açılımları hakkında da kendini geliştirebilir.

Bilgi verici bir işleve hitap etmesi için tek elle bile okunacak ağır olmayan, ışık kaynağından parlayarak gözü rahatsız etmeyen bir kâğıt seçimi yaptım. Kapak tasarımına gelince; sade ve etkin bir grafik dilde, mutlu, korkutmayan, davetkâr ancak cevaplar veirken, zihinde yeni sorular da yaratan bir kapak tasarımı.

Düşünce balonu içindeki boşluk, arkasındaki ile ilgili boyutsal ilişkisinden, arka kapaktaki Buddha'nın sözüne kadar hepsi bahsettiğim anlamsal zincirin bir parçasını oluşturuyor. Yani metin olarak aktardıkları kadar görsel bir dil üzerinden okuyucu ile kurduğu ilişki ile herkesin farklı boyutlarda çıkarımlar yapabileceği bir çalışmaydı hedefim.

Görsel İletişim ve Grafik Tasarım / Tevfik Fikret Uçar / İnkIlap Kitabevi / 336 s. / 2019.