Demokrat Aydın Kışlalı’nın Ardından

19 Temmuz 2012 Perşembe, 08:38
Abone Ol google-news

Adına kısaca ‘trafik canavarı’ denen dramatik bir sosyal olgunun tam göbeğinde yaşıyoruz. Kentsel büyümedeki plansızlığın, tüketim hummasının göbeğine itilmiş bireylerdeki mal mülk ve bu arada otomobil edinme hırsının bir araya getirdiği akıl almaz bir trafik düzensizliği ülkemizdeki kentsel hayata damgasını vuruyor. Bu talihsiz oluşumun son ürünü aslan gibi bir Mahmut Kışlalı oluyor. Toplumun çok iyi yetişmiş bir aydın insanı aramızdan trajik biçimde ayrılıyor.

Mahmut, Kilis orijinli okumuş insanlar grubunun tipik bir temsilcisiydi. Büyük ağabeyi Mehmet Ali ile küçük kardeşi Ahmet Taner arasında entelektüel olarak çok verimli bir yaşam sürdürmüş üç erkek kardeşin ortancasıydı. Ölçülü ve alçakgönüllü karakteri dolayısıyla kendini ön plana çıkarmayan bir çağdaş aydın tipolojisi çizerdi. Bu satırların yazarı çeşitli vesilelerle bu üç güzel kardeşi hayat boyu tanıma fırsatına ulaşmıştı. Sevgili Ahmet Taner başarılı bilim adamlığı ve hocalığın yanı sıra özverili bir devlet adamlığı özellikleriyle hâlâ aramızdadır. Bizim Cumhuriyet camiamıza uzun yıllar güzel ve anlamlı bir toplumsal mücadelecilik sergileyen yazılarıyla yaptığı değerli katkılar unutulmamıştır.

Gelişememiş toplumun yurttaşı olmak

Gelişmesini tamamlayamamış bir ülkede yurttaş olmak hele aydın bir yurttaş olmak zor bir sanattır. Mahmut Kışlalı bu zorlukların girdabında kaybolmadan yaşamını sürdürmeyi becermişti; ama büyük cehd ile. Lise eğitim yıllarından başlayan ve sonraki yüksek eğitim ve profesyonel çalışma dönemleri boyunca çok yakınında yer aldığı Batı Avrupa kültürü kendisini derin biçimde etkilemiş ve şekillendirmişti. Batılı düşünce rasyonelliğinin ve toplumsal dengeleri insancıl çerçevede gözeten demokrat aydın yaklaşımın geleneğine özgü davranışlarını hayatı boyunca sergiledi, Sevgili Mahmut. Başarılı bir mühendis, eğri yapılan işlere izin vermeyen titiz bir yönetici kişiliği sergiledi.

Kendi alanında onu tanıyan çevrelerde devamlı saygınlık kazandı. Teknik karmaşıklık taşıyan bazı önemli projelerde rastlantılarla benim tasarımcı olarak katkıda bulunduğum bazı işlerde Mahmut uygulama yöneticiliği yaptı. Çok başarılı oldu. Çalışanlarına teknik olarak otoriter ancak insani ilişkilerde alabildiğine sıcak ve yardımcı tavırlarla yaklaştı. Toplumsal katmanlar arasındaki hak ve hakkaniyet paylaşımı mekanizmasının bir türlü kurulamadığı ve gelişmesini tamamlayamamış bir ülkede tek başına bu hakkaniyetçiliğin ve insani dürüstlüğün kavgasını verdi.

Ülkesinin kamu düzenindeki akılcılığı yakalayamamanın üzüntüsünü sürekli yaşadı ve o alanda hep mücadele verdi. Kendi yakın çevresinde demokrat ve ilerici aydın tavırları içinde daha gençleri motive edecek şekilde önderlik yaptı. Alçakgönüllü kişiliği dolayısıyla, ön plana sıçrayarak lider, yol göstericilik arayışları içine girmedi. Ancak meslek çevresinde ve onun dışında genel aydın insan topluluklarında sürekli bir saygınlık taşıdı.

Tüm bireyleri güzel sanatlara saygılı ve duyarlı insanlar olarak gelişmiş bir Kışlalı’lar kalyonuna bir gerçek sanatçının da binmesi gerekiyordu. Müzik yeteneği küçük yaşlarından beri gözlenmiş bulunan sevgili kızı Damla’nın müzik eğitimine ve profesyonel bir müzik kariyerine yönlendirilmesi rastlantısal değildi. Sanat ve kültürle ilgili aile duyarlılığının bir sonucuydu. Sevgili Mahmut’un ve eşi Tülay’ın şimdiye kadar müzik yaşamını çok güzel sürdürmüş olan Damla kızlarından geleceğe dönük de beklentileri vardı. Babası hayatta olmasa bile Damla’nın gelecekteki başarıları ailesini ve yakın dost çevrelerini mutlu edecektir.

Bu satırların yazarı yakınlarda çok ağır ve vahim sonuçlar verebilecek şiddetli bir trafik kazasını eşiyle birlikte orta karar hasarlarla atlatmış bulunduğundan kentsel trafik düzensizliği olgusunun tamamen bilincindedir. Özellikle günümüz politik iktidarının toplumun bütün katmanlarına egemen olacak biçimde yaygınlaştırdığı mal mülk edinme hırsı, araba sahibi olma tutkusunu da müthiş kamçılamıştır.

Yeterince maddi varlığa sahip olmaksızın kredi kartı oyunları ve kolay alınmış banka kredileriyle, herkes bir otomobil sahibi olma arayışçılığına yenik düşmüştür. Yollarının, sokaklarının ve genel trafik akış yetersizliğinin çok belirgin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Bu durum, gündelik yaşamı azaba çevirmektedir. Kaza ve kazalardaki can kaybı sayılarıyla ilgili istatistikler artık izlenemez hale gelmiştir.

Mevcut iktidar insanları tüketim hummasının iyice dibine sevk etme yolundadır; çünkü bu durumda tüketimden başka bir şey düşünemeyen kitlelerin toplumsal bozukluklara ve aykırılıklara duyarlık ve tepki gösterme gücü gittikçe azalacaktır ve de azalmaktadır. Sevgili Mahmut’un kaybı tüm bu düzensizliklerin de acıklı bir son ürünü olarak kendini dışa vurmuştur.