Denizciliğimizde Öğretim Birliği...

30 Nisan 2010 Cuma, 06:51
Abone Ol google-news

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, Atatürk’ümüzün sağlığında çıkarılan yasaların en önemlilerinden biri de o günlerin dili ile “Tevhidi Tedrisat Kanunu” olarak bilinir. Pratikte de eğitimde bütünlük ve kolaylık yerine karmaşa ve zorluğu önleyici bir önlem. Bir dağınıklık ve sağlıksız bir çeşitlilik görüntüsünü değiştirip toparlayan bir önlem.

Aradan nice görüşmelerle dolu on yıllar geçmiş, bugünlere gelmişiz. Öğretim ve eğitimde birlik hedefini genelde tutturabilmiş sayılabilir miyiz sorusu bir başka yazı ve yazılara konu olabilir. Burada onu görüşmüyoruz. Ancak son on beş/yirmi yıl içinde konuyu başka taraflara doğru çekmeksizin özellikle konumuz olan denizcilikle ilgili okulların sayısında bir artış, eğitim ve öğretim programlarında neredeyse sınırsız denilebilecek bir çeşitlilikle yeni ismi ile “öğretimde birlik” prensibinden bir ayrılış gözlenmektedir.

Ülkemizdeki denizcilik öğretiminin beşiği olan en gurur verici kuruluşu 1773 tarihini madalya gibi ilk binasının göğsünde taşıyan Deniz Harp Okulu (eski ismi ile Mektebi Şahane-i Fünunu Bahriye) ile 1844’te keza irade-i şahane ile Kaptan Çarkı Mektebi, 1914’te de Ticaret-i Bahriye Mektebi Âli’si giderek Cumhuriyet yılları içinde Yüksek Deniz Ticaret Mektebi, Yüksek Deniz Ticaret Okulu, Yüksek Denizcilik Okulu ve şimdi İTÜ Denizcilik Fakültesi isimleri ile anılan ticaret filomuza işin istediği sertifika ve bilgilerle donatılmış denizciler yetiştiren okullar, uluslararası bir uğraşın arenası olan denizcilik dünyasına ve donanmamıza komutanlar, kaptanlar yetiştiren temel kurumlardır. Fakat son yıllarda ülkemizin dört bir yanında değişik isim ve öğretim düzeylerinde sayıları gittikçe artan çeşitli denizcilik okulları yaygın bir şekilde yerlerini almayı sürdürmekteler.

Denizcilik yaşadığımız günlerde artık uluslararası niteliği ve çeşitli bilimlerin ön planda yoğunlaştığı bir sanayi ve ekonominin en önemli bir endüstri alanı oldu. Bu yoğun, hareketli ve gittikçe artan bir hızla gelişen endüstrinin kara ve denizde çalışacak unsurları denizcilik okullarını doldurdu. Bu okullara giriş, öğretim sistemleri konusunda ayrıntılı bilgilere tam olarak sahip olmamakla beraber ülkemizin çeşitli noktalarında açılmış değişik öğretim düzeyindeki bu okullarda bir öğretim birliğinin varlığından söz etmenin güçlüğünü hissediyorum.

Oysa özellikle uluslararası denizcilikte yer alacak ve mesleklerinin aşamalarında yükselecek bu öğrencilerin belirli uluslararası standartların içinde yetiştirilmelerinin esas olması bir zorunluluktur. Örneğin bu öğrenimin uluslararası denizciliğin dili olan İngilizcede yapılması temel unsurlardan biri olmalıdır. Doğal unsur olarak insan/doğa ilişkisi ve çatışmasının en sert, en güçlü alanı olan denizle, orada çalışacak insanın o ortama hazırlanmasında kaçınılmaz bir aşama olan denizle ilk temasın gerçekleşeceği “okul gemilerinin” bu okulların hepsinde belirli bir süre eğitimin yapılacağı ünitelere, yani staj gemilerine özel laboratuvar ve simülasyon imkânlarına kesin ihtiyaç vardır. Bu ise her şeyden önce bir masraf ve maliyet işidir. Denizcilik Okulları bir bina ve birkaç öğreticinin temin edilmesinden çok daha öte özel donanımlar gerektiren misyonlar yüklenmiş kurumlar olmalıdır.

Bir ülkede “denizcilik okulları” diye anılan ve mutlaka iyi, yapıcı hatta idealist niyetlerle açılan okulların sayısından çok, orada insanları “deniz” ve “denizcilik” denilen unsurlara hazırlayacak akademik ve pratik kazanımların sağlanabilmeleri önem taşımaktadır. Türkiye’de Deniz Harp Okulu, Piri Reis Üniversitesi, İTÜ Denizcilik Fakültesi, İÜ Su Ürünleri Fakültesi aynı donanım ve akademik düzeyde olabilecek birkaç temel öğretim kurumu deniz ve denizciliği aklına koymuş gençlerimizi amaçlarına ulaştırabilecek düzeydedir ve anılan bu öğretim kurumlarında dış ülkelerden gelen öğrenciler de eğitim görmektedirler.

Şu anda Türkiye’de 14’ü üniversite ve yüksekokul, 47’si de çeşitli meslek okulu düzeyinde denizcilik öğretimi veren toplam 61 adet okul ve fakülte var. Pek çok nedenlerle yüzyıllar öncesi uluslararası ölçülerde çoktan bir denizci ülke olması gereken ülkemizdeki eğitim kurumlarının sayısından çok denizcilik mesleğinin uluslararası standartlarına oturmuş pratik ve akademik donanım kalitesinin esas alınabilmesi için ise öncelikle “Denizcilik öğreniminde birlik – Tevhidi Tedrisat”ın sağlanmasını, olası dağınıklığın giderilmesi için bir temel prensip olarak görüyoruz.