Dinleme skandalında Türkiye hassas davranacak

Alman istihbaratı BND’nin Türkiye’yi dinlediği iddialarının ardından Ankara’nın, Almanya nezdinde girişim başlatması bekleniyor. MİT’in, Dışişleri’ne sunduğu bilgilendirme ışığında diplomatik kaynaklar; Ankara’da ilk değerlendirmenin başladığını bugünden itibaren ise girişim yapılacağını belirtti ve “Ancak bu konuda hassas olmalıyız çünkü yapılacak açıklamaların krizi büyütmesini istemeyiz” dedi.

17 Ağustos 2014 Pazar, 22:59
Abone Ol google-news

Alman İstihbaratı BND’nin, Türkiye’yi 2009’dan bu yana yakın takibe aldığı iddiaları için girişimde bulunulacağı öğrenildi. Diplomatik kaynaklar, girişimin bugünden itibaren Almanya’da yapılmasının beklendiğini söyledi.

MİT’in, Dışişleri’ne sunduğu bilgilendirme ışığında ilk değerlendirme yapıldı. Girişim için nihai kararın siyasi otoriteden geleceğine işaret eden diplomatik kaynaklar şu bilgiyi verdi:

“Olay henüz taze ama resmi görüşmeler başladı. İddialar ciddi. İnceleniyor. Ankara’da ilk inceleme ve girişimler başladı. Almanya nezdinde girişim yapmak için de talimat bekleniyor. Süreç hafta sonuna denk geldi. Ankara’dan gelecek talimat doğrultusunda hafta başında (bugün veya yarın) girişim yapılacak. Resmi görüşmeler yarın (bugün) hız kazanacak. Ancak bu konuda hassas olmalıyız çünkü yapılacak açıklamaların krizi büyütmesini istemeyiz. Bu girişimin ardından da Almanya ile ilişkilerimiz sürecek.”

Skandalın ardından Almanya tarafı ise sessizliğini korudu. Büyükelçilik kaynakları, “Bu konuda hiçbirimiz yorum yapmayacağız” demekle yetindi. Diplomatik kaynaklar, istihbarat örgütleri için dinlemenin olağan olduğuna işaret ederken “Bu ‘kral çıplak’ demek gibi” yorumunu yaptı.

‘Sistematik dinleme yok’

Uzman kaynaklar ise her örgütün uydudan yakaladığı sinyalleri değerlendireceğini ancak sistematik bir dinleme olmadığını belirtirken “Bütün istihbarat örgütleri konuşma düştüğünde affetmez, biz de affetmeyiz. Bunun centilmenliği olmaz” değerlendirmesini yaptı. Kaynak, Türkiye için sıkıntı yaratacak bir durum olmadığını savunarak şunları söyledi:

“Bizim yurtdışındaki temaslarımızda pozisyon kâğıtlarımız zaten önceden bellidir ve yazılı olarak gideriz. Çok acil bir şey varsa ya Türkiye’ye geri dönülür ya da kripto geçilir. Bizden çok daha fazla risk altında olan ABD’li siyasilerdir çünkü mesafeden dolayı ülkesine kolayca dönemez. Bizim yetkililerimiz kıtaötesi mesela ABD’ye uçtuğunda bizim için de risk artar.”

Hem diplomatik hem de güvenlik uzmanı kaynaklar, Almanya ile ikili ilişkilerin bu süreçte bozulmamasına özen gösterileceğini belirtti. Uzman kaynaklara göre; 2009 tarihinin, İsrail-Oslo süreci veya Gülen Cemaati ile bir bağlantısı yok. Ankara’daki değerlendirmede, tarihin asıl nedeni olarak konuşma sinyallerinin bu tarihte uydudan yakalanması gösteriliyor.

‘Siyasi ilişkileri etkilemez’

Dışişleri eski Müsteşarı Ali Tuygan, “Devletler birbirini dinler. Bu şaşıracak bir şey değil” derken dinlemenin açığa çıkmasının ardından izlenecek yöntemi de anlattı:

“Bu iddiaların ardından muhakkak ki örgütler arasında temas olur. Diplomatik açıdan da temas olur ama üstü örtülür gider. Daha önce de ABD’nin Almanya’yı dinlediği ortaya çıktı. Kıyamet kopmadı. Üstü örtülür gider. Bu ülkelerin arasındaki siyasi ilişkiyi çok etkilemez. Bu, ikili ilişkilerde kriz yaratmaz. 2009’da dinleme birçok nedenle olabilir. Bunu illa somut bir şeye bağlamak doğru değil. Teknoloji ile birlikte güvenli telefonlar da var ama bu süreçte teknolojisi ileri olan ülke kazanır.”

‘Yarım elma gönül alma’

İstihbarat konularında uzman isimlerden Doç. Dr. Nihat Ali Özcan da şu değerlendirmeyi yaptı:

“Telefon dinleme açığa çıkıncaya kadar normaldir. Ülkeler dost olabilirler fakat istihbarat örgütleri dost olmaz. Almanlar sadece dinlememiştir. Bilgi toplama kararı verildiyse, insani istihbarat da vardır. 2009’da Almanya’nın Türkiye’ye ilişkin beklentilerinde önemli bir kırılma olmuş olmalı. Bu kırılma iki türlü belli olur. Ya siyasi otorite istihbarat örgütüne direktif verir ya da örgüt topladığı bilgilerle bir noktaya gelir. Her halükârda siyasi otoritenin haberi vardır. Buna Türk istihbaratının zayıflığı diyemeyiz. Almanların faaliyetini Türk istihbaratının bilip bilmediğini bilemeyiz. Bunlar uluorta tartışılmaz ama kişisel kanaatim MİT biliyordur. Almanya’nın özür dileyecek olması ise ‘Yarım elma gönül alma.’ Özür diler ama yoluna aynen devam eder.