"Eksenimiz AB, ABD..."

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Eksenimiz AB, ABD, çağdaş ve modern dünyadır, bundan sapmadık, ama tek merkezli değil çok merkezli bir dış politika uyguluyoruz. Türkiye'ye de zaten böyle bir misyon yakışır. Dolayısıyla bizim tüm dünyada tanınan, bilinen, sözüne itimat edilen bir ülke olarak yerleşmiş olmamamızın dünya barışına da katkı sağladığını düşünüyorum" dedi.

06 Nisan 2011 Çarşamba, 20:16
Abone Ol google-news

Bülent Arınç, Washington'daki ilk gün temasları kapsamında, ABD'deki düşünce kuruluşlarından German Marshall Fund'da toplantıya katıldı.

Arınç, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin önemli bir seçime doğru gittiğini, 12 Haziran'da Genel Milletvekili seçimlerinin yapılacağını söyledi.

Kendisinin de kurucusu olduğu AKP'nin, 2002 seçimlerinden bu yana 2 genel seçim, 2 mahalli idareler seçimi ve iki referandumdan tek başına çoğunluğu sağlayacak şekilde büyük bir güçle başarılı olduğunu belirten Arınç, bu seçimi de kazanırlarsa 3. dönem iktidara geleceklerini ve bunun AKP'yi "son 50 yıl içinde en çok iktidarda kalan parti" haline getireceğini kaydetti.

"Gücümüz var, iddiamız var, bunu da başaracağımıza inanıyoruz" diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama seçimler her zaman farklı sonuçlar da verebilir. Bu ABD'de de bizde de böyledir. Her ülkede halkın iradesine saygı göstermek gerekir, olaylar bazen oyların istikametini de değiştirebilir ama Türkiye'de şu şartlar altında AK Parti'nin tekrar iktidara geleceği herkes tarafından kabul ediliyor.
Ancak bir tereddüt var o da şudur: AK Parti tek başına iktidara gelecek, ama mevcut çoğunluğuyla mı gelecek yoksa, Anayasayı tek başına değiştirecek bir çoğunlukla mı gelecek? İkisine de itirazımız yok ama bunun sonucunu 12 Haziran'da hep birlikte göreceğiz".

"Türkiye büyük gelişme gösterdi"

Türkiye'nin son yıllarda büyük gelişmesine değinen Arınç, 2000 ve 2001 yıllarında Türkiye'nin büyük bir ekonomik kriz içine düştüğünü hatırlatarak, o dönem yüksek oranda devalüasyon olduğunu, bankaların battığını ve hazinenin üzerine 40 milyar dolarlık yük geldiğini, yüksek faiz ve enflasyon olduğunu ve tüm bunların Türkiye'yi çok fakirleştirdiğini anlattı. Arınç, "Belki bu siyasi tabloya da etki etti. O güne kadar hükümetlerde bulunan tüm partiler 2002 seçiminde kaybettiler, istisnasız hepsi kaybetti ve parlamento dışında kaldılar" dedi.

2002 yılındaki seçimler sonrasında AKP'nin hükümeti kurması ve bugüne kadar gelen süreci anlatan Arınç, "AK Parti'yi kuran kadroların bugüne kadar başarılı olduğunu" kaydetti. Arınç, AKP hükümetinin iktidara gelmesinin ardından fevkalade bozulan ekonomide dengelerin 2 yıl içinde olağanüstü şekilde düzeltildiğini hatırlatarak, son açıklanan Türkiye'nin ekonomideki büyüme rakamlarına göre, Türkiye'nin yüzde 9 büyüme hızıyla dünyada kalkınmış ekonomi ve büyüme oranları açısından ilk 5'in içinde olduğunu söyledi. Arınç, "Bu yüzde 9'luk hızın, 2000-2001 krizleri sırasında eksi 9 olarak sonuçlandığını söylemek istiyoruz. Biz bugüne kadar, istikrarlı şekilde, yüzde 5-6-7 ve sonunda yüzde 10'lara yaklaştık. Şüphesiz bugünkü rakam küresel finans krizinin etkisinde kalan bir ekonomiden sonraki rakamlardır ve 2011 rakamlarının daha da iyi olacağını söyleyebiliriz" diye konuştu.

Bakan Arınç, Türkiye'nin GSMH'sının 2000-2001 krizinde 50-60 milyar dolara kadar düştüğünü, ama artık 756 milyar dolara çıktığını, IMF ile de ilişkilerin ekonomik boyutunun sona erdiğini ve geçmişte IMF ile stand-by anlaşmaları yapan Türkiye'nin artık IMF'den kredi almaya ihtiyacı kalmadığını, geçmişten bu yana gelen IMF'ye borçlarının 3'te 2'sini ödediğini bildirdi.

Türkiye'nin ihracat rakamlarının da şu anda 130 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirten Arınç, ABD ile ticaret hacminin de sürekli gelişme içinde olduğunu kaydetti. Türkiye'de iş adamlarını doğrudan yatırımlara teşvik ettiklerini, Türkiye'deki müteahhitlik sektörünün dünyadaki ilk 10 firma içine girerek, dünyanın her yerinde iş yaptığını hatırlatan Arınç, Türkiye'nin diğer tüm yatırımlar bakımında da iyi bir noktada olduğunu söyledi.


"Siyasi istikrar ile ekonomik istikrar siyam ikizleri gibi"

Arınç, tüm bu verilerin Türkiye'deki siyasi istikrarın ekonomik istikrara da doğrudan yansıdığını gösterdiğini söyledi. Siyasi istikrar ile ekonomik istikrarın siyam ikizleri gibi birbirinden ayrılmaz ve birbirinin olmazsa olmazı olduğunu belirten Arınç, şunları kaydetti:
"Türkiye geçmişte siyasi istikrardan yoksundu. Biz iki defa askeri darbe görmüş bir ülkeyiz, 1960'da ve 1980'de. Askeri darbeler geleneği son yıllarda bitti. Artık darbe yapmak şöyle dursun, darbeyi düşünmenin bile çok çirkin ve yakışıksız bir iş olduğuna hem Türk milleti hem de Silahlı Kuvvetler kanaat getirdi. Türkiye'de Silahlı Kuvvetler de demokrasiden, modernleşmeden yana ve Türkiye'nin hem AB hem de ABD ilişkilerinin mutlaka daha gelişmiş olmasını arzu eden bir yapı içerisinde.
Sadece askeri müdahalelerle değil, zaman zaman muhtıralarla da tehditlerle de Türkiye'nin geçmişte sorunlar yaşadığını biliyoruz, sivil hükümetler kurulur, ama bir şekilde önü kesilirdi, parçalı siyaset vardı. Uzun yıllar Türkiye koalisyonlarla yönetildi, ABD'deki gibi iki partili bir sistem Türkiye'ye 2002 yılında geldi. O dönemde CHP ve AK Parti Meclis'te işi birlikte götürdü, şimdi 3-4 parti olmasına rağmen sayısal çoğunluk yine iki partide toplanıyor. Bütün bunlarla, geçmişte 3-4-5 partili koalisyonlarda Türkiye mesafe alamadı, karar alınamıyordu, uygulayamıyordu, cesaret edemiyordu. Koalisyonlar sadece bakanlık sayısı üzerinden pazarlık olarak yürütülüyordu ama AK Parti'nin gelmesiyle Türkiye'de tek başına bir iktidar, bakanlık sayısını indirmiş bir iktidar ile çabuk, cesaretle karar alan ve popülizm yapmayan bir ekonomi ve iç politika yürütümünü gördük."

Arınç, hedeflerinin Cumhuriyetin 100. yılında milli geliri 25 bin dolara, ihracatı 500 milyar doların üzerine çıkarmak ve büyüme hızını yüzde 7'lerde istikrarlı hale getirmek olduğunu söyledi.


"Hükümetin yapması gerekenin hizmet olduğunu gösterdik"

Türkiye'nin ikinci olarak, "kendi iç yapısında toplumsal barışını kurma noktasında" önemli gelişmeler katettiğini belirten Arınç, "Ayrımcılıklar, haksızlıklar, yolsuzluklar, iç politikada güvensizlik ortamı vardı. Bir terör örgütü fevkalade kötü ve çirkin eylemler yapıyor, askeri, polisi ve sivil halkı öldürebiliyordu. Türkiye'nin belli bölgelerinde sıkıntılar yaşanıyordu. Terörle mücadele ederken bir taraftan da ekonomik, politik ve sosyal tedbirler almak suretiyle bu mücadelemizde hem örgüte karşı başarı sağlama, hem de halkın güvenini artırma konusunda çalışmalar yaptık" ifadelerini kullandı.

Arınç, Türkiye'nin her yerinde eğitime özel önem verdiklerini, "bir hükümetin yapması gerekenin topluma hizmet olduğunu gösterdiklerini" söyledi. Türkiye'nin karayolu ve demir yollarının geliştirildiğini ve bugün Türkiye'deki hızlı trenlerin New York-Washington hattındaki trenden bile mükemmel ve daha hızlı olduğunu dile getiren Arınç, geçmişte yapılamayan kamu yatırımlarını arttırdıklarını ve 500 milyar doların üzerinde kamu yatırımı yaptıklarını belirtti.

Bakan Arınç, "Toplumsal barışa ihtiyacımız var. Türkiye'nin her yerini birbiriyle kucaklaştırdık. Devlete olan güven geldi, güvenlik unsurunu ön plana aldık, emniyet, ikincisi eğitim, sağlık çok önemliydi, en büyük reform sağlık üzerine yapıldı. Sağlıkta ABD ile yarışabilecek düzeyde olduğumuzu söyleyebilirim" dedi.

Türkiye'de hemen herkesin sağlık güvencesi olduğunu, en iyi hizmeti dilediği her yerde alabildiğini belirten Arınç, Türkiye'de iyi bir beraberlik ve bilinç yakaladıklarını kaydetti.

"Eksenimiz AB, ABD..."

Arınç, Türkiye'nin sadece bölgesindeki huzur ve barışla yetinmeyip, dünya barışının da gerektirdiği her yerde olduğunu, BM'nin meşruiyet içinde aldığı kararları rahatlıkla uyguladıklarını söyledi.

Dünyanın 10 sıcak bölgesinde Türkiye'nin asker ve polisinin bulunduğunu ve eskiden dışarıdan borç alan Türkiye'nin bugün donor ülke olarak, 1 milyar dolar parayı ihtiyaç duyulan ülkelere gönderebildiğini anlatan Arınç, nerede barışı bozan olaylar veya tabi afetler varsa, Türkiye'nin o bölgelere yetişmeye çalıştığını kaydetti.

Arınç, "Eksenimiz AB, ABD, çağdaş ve modern dünyadır, bundan sapmadık, ama tek merkezli değil çok merkezli bir dış politika uyguluyoruz. Türkiye'ye de zaten böyle bir misyon yakışır. Dolayısıyla bizim tüm dünyada tanınan, bilinen, sözüne itimat edilen bir ülke olarak yerleşmiş olmamamızın dünya barışına da katkı sağladığını düşünüyorum" diye konuştu.