Eksi on derecede restoran deneyimi!..

New York’un havası bizim buralara benzemez. Anneannem 1980’lerde gittiği New York seyahatinde yaşadığı soğuğu hâlâ anlata anlata bitiremez.

21 Şubat 2021 Pazar, 06:00
Eksi on derecede restoran deneyimi!..
Abone Ol google-news

O zamandan bugüne, küresel ısınmanın etkisiyle daha ılımlı bir hal alsa da caddeler arası esen rüzgâr atkı, bere tanımaz, dondurup geçer. Ama buna rağmen şehir hareketini kışın da kaybetmez. Mini elbiseleriyle, gömlek, tişörtleriyle gece kulüplerinin önünde sıra bekleyenlerden tut, atletvari kıyafetlerle Central Park’ta koşuya çıkanlara kadar, harbi New Yorklular soğuğa aldırış etmez... Bizim gibi Akdeniz iklimi insanları ise çoğu kez tıpış tıpış evlere kapanmaya başlar.

Malum Covid-19 salgınıyla birlikte şehir eskisi gibi değil, salgının bilançosu ağır. Ama salgının patlak vermesinden yaklaşık bir yıl sonra yavaş da olsa yeniden o canlılığını kazanma azmi dikkat çekici... Pandemi döneminde ağır yara alan sektörlerden biri de yeme-içme, eğlence sektörü. Yazın dış mekân kullanımı ile işletmeler bir nebze kendilerine alan açarken kışla birlikte yeniden kara kara düşünmeye başladılar. Hele bir de New York’un o içe işleyen soğuğu olunca, dış mekanda müşterilerin öyle uzun boylu oturmaları pek uygulanabilir gibi değildi... Ta ki, “outdoor dining”, restoranda dışarıda oturma konsepti, yeni bir boyut alana dek. Avrupa’ya, ülkemize kıyasla, New York’ta işletmecilerin dışarıya masa atma özgürlüğü New York Eyaleti yönetimi tarafından engellenmekteydi. Fakat, restoran sahiplerini Covid-19 imzalı finansal çöküşten kurtarmak adına, bu kurallar yazın esnetildi, sokaklarda bir nevi şenlik havası esmeye başladı. Kimi restoranlar inisiyatif kullanıp sokaklara canlı müzik getirdi, kimileri şişme flamingo gibi dinamik dekorlarla müşteri çekmenin yolunu aradı... Kışla birlikte ise restoran sahipleri için yaratıcılık arayışı, havuz problemine dönüştü!.. “Eğer her masanın arası iki metre ise belediye başkanının dikkatini çekmeden nasıl bir yapı dikebilirim ki Covid-19 riskini en aza indirirken müşteriler soğuktan donmadan yemek yiyebilsinler?” Haliyle sokaklarda naylon iglolar ve umumi tuvaletleri andıran barakalar belirmeye başladı. New Yorkluluların bu mekânlara ilgisi yoğun. Hatta bazı restoranların bu portatif kapalı alanlarında yemek yemek isterseniz, bir hafta kadar önce rezervasyon yaptırmanız bile gerekebiliyor. Biz de bu deneyimi yaşayalım dedik, ama rezervasyonumuzu önceden yapmadığımız için havamızı aldık!.. Ama madem gittik geri dönmek olmaz deyip vazgeçmedik. Sonunda eksi 10 derecede, basit dış mekân ısıtıcıların merhametine muhtaç şekilde restoran keyfimize devam etme gayretine giriştik. Ama fazla dayanamadık, pek bir şey yemeden kalktık.

EK COVİD-19 VERGİSİ

Bir sonraki denemelerimizden birinde ise bu kez dağa gider gibi giyindik, çift çorap, içlik ve battaniye işlevi gören atkılar... Masanın dört bir yanının ısıtıcılarla çevrili olduğunu görünce de rahatladık. Ama bu iyimserliğimiz çok sürmedi, New York soğuğu ısıtıcı falan tanımıyordu... Yemekler masaya gelir gelmez kim yemeğini hâlâ sıcakken bitirebilecek diye yarıştık. Adeta soluksuz bitirdik... Kalkalım dediğimiz anda ise bacaklarımızı artık hissedemez haldeydik. Isınmak için sokaklarda koşmaya başladık. Koşmak o an mantıklı bir karar gibi geldi. Sanırım beynimizin bir kısmı da donmuştu. Yediğimiz yemekten hiçbir şey anlamadığımız gibi, bu işkence için yüzde 20 bahşişin üstüne, bir de yüzde 10, Covid-19 vergisi ödedik. Eve varır varmaz kaloriferin üstüne tünedik. İki üç bardak çaydan sonra vücut ısımız normale döndü. “Bu son dışarıda yemek yeme deneyimiydi!” dedim parmaklarımı sıcak bardağa iyice dolamış bir halde... Gerçi belki kışın başından beri beşinci deyişimdi, o da ayrı...