"En büyük temennim hırsız denmemesi"

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Allah'tan en büyük temennisinin Kızılay'da gezerken, arkasından, şu hırsız gidiyordu, şu soysuz gidiyordu denilmemesi olduğunu söyledi.

04 Kasım 2009 Çarşamba, 19:36
Abone Ol google-news

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, bakanlığına bağlı YDK ve TODAİE'nin bütçesini sunan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Allahtan en büyük temennisinin Kızılay'da gezerken, arkamdan şu hırsız gidiyordu, şu soysuz gidiyordu denilmemesi olduğunu söyleyerek, bu hassasiyeti gösteren bir insan olarak siyaset grubuna da bazen olduğundan fazla haksızlık yapıldığını vurguladı. "Gelin düzeltilecekse, bunu beraber düzeltelim" diyen Bakan Çiçek, bunu düzeltebilmek için Anayasa'nın idareyle ilgili bölümünde, yasamayla, yargıyla ilgili düzenleme yapılacağını vurguladı. Bakan Çiçek, "Anayasa değişikliğine hep hayır denilecekse, bu nasıl yapılacak. Varsa yoksa 83'üncü madde. Bu eksiklik olarak, TBMM'nin yolsuzluğun merkezi gibi algılanmasına neden olur. Bunu ifade etmek istiyorum" dedi.


"Dokunulmazlığın yolsuzluğu himaye ettiğini söylemek doğru değil"

Bakan Çiçek, her dönem yaşanabilecek yolsuzluk olayında "Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğu!" sözlerinin sarf edildiğini anımsatarak şu açıklamalarda bulundu: "Eğer Anayasa'daki dokunulmazlık kavramı yolsuzluğu himaye ediyorsa ve Türkiye bu nedenle kirli bir ülkeyse, bu çok doğru değil. Bu bir düzenleme yapılmaması anlamına gelmiyor. Ancak TBMM'ye de bir haksızlık yapmayalım. Toplumun bütün kesimi düzgün, bütün kurumları düzgün, ah bu siyasetçiler olunca her şey kirleniyor' Bu çok gerçekçi değil. Ayağı yere basmıyor. Eğer bir düzenleme yapılacaksa, yasamadaki, yargıdaki dokunulmazlıkların da, yürütmedeki ayrıcalıkların da bir arada ortaya konulması lazım. Sadece siyasetçiyi getirsen, demokrasinin dibine dinamit koymuş olursun. Dokunulmazlıkla ilgili bir problemi olmayan bir arkadaşınız olarak bunu söylüyorum."


"Türkiye'de ayrıcalıklar listesi var"

Adalet Bakanı'yken Türkiye'de ayrıcalıklılar listesi olduğunu söylediğini hatırlatarak, havalimanlarındaki VİP'ye girişte, oradaki herkesin bir suç işlemesi halinde yargılama usulünün farklı olduğunu ifade etti. Soruşturmanın bu kişiler üzerinde bir yere kadar gideceğini, ondan sonra ilerlemeyeceğine değinen Bakan Çiçek, "Eğer iddia edilen suçu idareden biri işlemişse, onun soruşturmasını idari makamlar yapıyor. Yasamadan biriyse yasama yapıyor. Yargıdan biri işlemişse yargıda yapılıyor. İkisini bir yana bırakıp, sadece siyasilerin dokunulmazlığını kaldırırsan, yine yanlış bir sonuca varırsınız" diye konuştu.


"Onurum evlatlarımdan ve yakınlarımdan önce gelir"

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Çiçek, "damadın 2 milyon TL'lik iş" iddiasıyla ilgili soruyu da cevaplandırdı. Herkesin görevinin yasaya uymak olduğunu söyleyen Bakan Çiçek, bir insanın dokunulmazlığı yoksa, ayrıcalığı yoksa bu işleri soruşturmanın ve neticelendirmenin kolay olduğunu anımsattı.

Ama iş yasalara uygun yapılıyorsa, o takdirde söylenecek de çok fazla şey olmadığını vurgulayan Bakan Çiçek, "TOKİ mezkur yerde bir ihale yapıyor. Bu ihaleyi bir şirket alıyor. Onlar bir bilgi notu gönderdiler ilgililere. İşleri iyi gitmeyince, idarenin kanunlara göre davranıyor. İhaleye alan bu şirket, bir yere kadar yapmış. Bu andan itibaren tasfiye edilmesinin uzun zaman alması nedeniyle, bundan sonraki kısmını benim namıma siz yapın deniliyor. Yeni bir ihale yapılmıyor. İşin özü budur" diyor.

İnsanların onurunun, evlatlarından ve yakınlarından önce geleceğini söyleyen Bakan Çiçek, "Çünkü benim evlatlarıma ve yakınlarıma bırakacağım temiz ve dürüst bir geçmiştir. Eğer buna leke getirecek bir şey varsa ben bunu yapmaya hazırım. Hangi denetim koşulunu istiyorsanız, hemen buradan çıktıktan sonra Ankara Savcılığı'na gidip ihbar dilekçesi verelim. Bu konu basına çıktıktan sonra zaten savcıların harekete geçmiş olması gerekir. Geçmediyse ihbar ediyorum. Ne yapılması gerekiyorsa yapmaya hazırım. Suç ve ceza sabittir. Bu konuşmam savcı tarafından ihbar kabul edilsin" dedi.


"Sayıştay ve Yüksek Denetleme kurulu birleşecek"

Devlet Bakanı Çiçek, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görevli milletvekillerinin yönelttiği sorular üzerine, Yüksek Denetleme Kurulu'yla ilgili açıklamalarda bulundu. Yüksek Denetleme Kurulu'nda çok önemli insanların görev yaptığını belirten Bakan Çiçek, "Ancak devletimizde bir çok alanda bir çok kurum olduğu gibi, denetim alanında da kurumlar bulunuyor. Biz Sayıştay ve Yüksek Denetleme Kurulu'nun birleştirilmesinde fayda görüyoruz. Yasa tekrar gelecek. Gelmesinde hem yasal dayanak var, hem de şeffaflık, saydamlık ve hesap verilebilirlik açısından Sayıştay Yasası'nın gelmesi gerekecek. Çalışanların özlük haklarında en ufak bir gerilemeye gidilmeden bu işlem yapılacak" dedi.


Bakan Yazıcı Fon'un Tunceli'de dağıttığı beyaz eşyaları savundu

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Gümrük Müsteşarlığı, Devlet Personel Başkanlığı bütçelerinin sunumunu yapan Devlet Bakanı Hayati Yazıcı da milletvekillerinin sorularını cevapladı.

Tunceli'de seçimler sırasında dağıtılan yardımlara yönelik eleştirileri cevaplayan Bakan Yazıcı, 2008 yılında Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'nda belirli pilot bölgeler seçildiğini, bu bölgelerde farklı uygulamalara gidildiğini anlattı. Bu kapsamda Diyarbakır, Batman, Siirt ve Tunceli'nin olduğunu ifade eden Bakan Yazıcı, bu bölgedeki vali ve kaymakamları bu bölgedeki yoksulları ve yardıma muhtaçların ihtiyaç sıralamalarının belirlenmesini istediklerini belirtti. Bu tespitlerin sonucunda buzdolabı, çamaşır makinesi, oturacak koltuğu olmayanlara isteklerinin dağıtıldığını kaydetti.

Bu ürünlerin gidip fabrikadan doğrudan alınmadığını, birim fiyat pazarlığının fabrikayla yapıldığını aktaran Bakan Yazıcı, acentelerin ihaleyle belirlendiğini vurguladı. Yazıcı, bu tartışmalar yapıldıktan sonra bazı fabrika üreticilerin daha fazla indirim yaptığını anımsattı. Yüksek Seçim Kurulu'nun Tunceli'de dağıtılan yardımların seçim yasağı kapsamında durdurulduğu yönünde ana muhalefet milletvekillerinden bir uyarı gelmesi üzerine, dağıtımların durdurulmadığını söyledi.