En fantastik projem iyi bir insan olabilmek

Şebnem Bozoklu, oynadığı Meliha karakteriyle yer etti zihinlerde. Ancak alternatif tiyatrolarda yaptığı başarılı işler de aşikar. Bozoklu'nun amacı tiyatro ya da dizi ayırt etmeksizin oyunculuğuyla insanlara bir hikâye anlatmak. Onun için en önemlisi anlattığı hikâyenin gerçekliği. Çünkü yaşamındaki bütün perdeleri indirmeyi tercih ediyor.

24 Ekim 2009 Cumartesi, 07:22
Abone Ol google-news

Şebnem Bozoklu, hayatımıza Canım Ailem dizisindeki Meliha karakteriyle girdi birdenbire. Daha önce pek çok tiyatro oyununda rol almış olmasına rağmen, dizi sayesinde tanındı. Ancak yine de çok sevdiği alan olan tiyatroya ihanet etmiyor. Yetişmeye, bir yerlerden yakalamaya çalışıyor. Vakti dar ancak kaçırmıyor hayatı. Bütün derdi de gerçeklik. Hayatı filtresiz görmeye ve daha duru yaşamaya çalışıyor. Biraz karamsar ancak bu karamsarlıktan besleniyor. İçinden kendine umut ve mutluluk çıkarıyor. Çaresizlikse en korkuncu. O yüzden de bence hepimiz deliyizdiyor.

 

Şebnem Bozoklu fotoğrafları için tıklayınız

Bozokluyla oyunculuktan çıktık yola, hayattan beslendiklerine ve yaşamda tutunduğu dallara uğradık.

- Belki sıkıldınız bu ilk sorudan ama merak ediyor insan. Nerelerdeydiniz bugüne kadar?

Konservatuardan ve MSMden mezun olduğumdan beri farklı tiyatrolarda hem oyuncu olarak hem de reji yaparak çalıştım. Hayatımın merkezi hep tiyatroydu. Açıkçası pek de merak ettiğim bir şey değildi sadece televizyonda oyunculuk yapmak. Ama bazen hayat bir yerde kırılıyor ve her şey değişiveriyor. Daha önce bütün zamanımı tiyatroya veriyordum. Şimdi ise setten fırsat buldukça provalara katılıp, tiyatro yapmaya çalışıyorum.

Sokağa yakın olmak

- Peki televizyona geçişte bir çelişki yaşamadınız mı?

Hayır, yaşamadım. Asıl oyunculuk tiyatro sahnesinde yapılır. Televizyonda sadece para kazanmak için oynuyoruzgibi görüşlere inanmıyorum. Bizim işimiz oyunculuk. Nerede yaparsan yap, düzgün yapmalısın. Hatta bence televizyonda oynarken çok daha özen göstermek gerekiyor. Çünkü artık insanlar tiyatroya gidemiyor. Özellikle de son iki yıldır ekonomik sebeplerden dolayı tek izlenilen şey televizyon oldu. İnsanların bir hikâye izlemesi ihtiyaçtır. Sorumluluk bu yüzden büyük. Tiyatroya gidemeyen insanlar için de televizyonda anlamlı bir şey göstermek istiyorum.

- Genele baktığınızda televizyonda aynı özeni görüyor musunuz?

Oyunculuğu nasıl algıladığınızla ilgili bu. Bence oyunculuk, insanın kendisini unuttuğu yerde başlıyor. Kendinden ne kadar uzaklaşabilirsen o kadar oyuncu olursun. Aksini düşünemiyorum bile. Kendimden ne kadar uzağa düşersem, o kadar oyuncu oldum demektir. Büyük tezahürat göstermeye gerek yok. Oyuncuysan saçından da vazgeçeceksin, aksanından da, içinde yaşadığın durumdan da. Oyuncu olmanın eşittiri bu zaten. O yüzden çok önemli bir şey yaptığımı sanmıyorum. Çok büyük ve farklı bir başarı olarak da görmüyorum. Böyle olursa doğru oyuncuyumdur. Çok farklı tipte oyuncu var televizyonda. Tabii ki kendini çok fazla seven oyuncular da görüyorum. Ağlarken güzel görünmeye çalışan, bu yüzden mimiklerini kullanmayanlar... Bu onların oyunculuğu algılayış biçimi. Bence sokağa, hayata ne kadar yakın olursan o kadar oyuncu olursun. Omurgama bunu koymaya çalışıyorum. Doğal olmaya ve oynadığım şeyi gerçek kılmaya çalışıyorum. Hayat nasılsa öyle olsun istiyorum.

Hijyenik bir oyuncu değilim

- Sizi besleyen nedir hem yaşamınızda hem de oyunculuğunuzda?

Kesinlikle sokaktan besleniyorum. Zaten daha iyi bir malzeme de görmedim. Hijyenik bir oyuncu değilimdir ayrıca. Bir derdi olmayan, karanlık, bunalımlı olmayan hikâyeleri de sevmiyorum. Çünkü hayat hiç de öyle değil. Peri masallarına inanmıyorum tabii ki. Sokak karanlık şu an, dünya da. Ben kirli şeyleri seviyorum. Kirli de oynuyorum zaten. Biz hayatta tertemiz cümleler kurup donuk ifadelerle bakmıyoruz ki birbirimize. O yüzden oyunculuğum da insana benzesin istiyorum. Alt kültüre ve sokağa ait her şey vardır hayatımda. Temiz müzikler, çok şeker, tatlı hikâyeler ise hiç yoktur. Izdıraplı şeyleri seviyorum.

- Peki yaşamın içinde sizi ne tutuyor?

Aynı zamanda mutluluğu da koruyabilen bir tipim. Aksi halde deliririz, ölürüz. Ne kadar kötü ve karanlık bir durumla kuşatılmış olursam olayım, iyi hissetmeye, içimden espri yapmaya çalışıyorum. Öyle bir tarafım var. Hayat yokmuş gibi arkamı dönüp pırıl pırıl hayatlar yaşamayı sevmiyorum. Yaşamıyorum da zaten. Farkında olmak ve yüksek kalabilmek lazım, düşmemek için.

Obama’nın Nobel alması karşısında çaresizim

- Bir tiyatro oyunuyla iki yıl boyunca Anadoluyu gezmiştiniz. Neler biriktirdiniz?

İki yıl sosyal sorumluluk projesi kapsamında tiyatrosu olmayan ya da kısıtlı olan yerlere müzikal götürdük. Tunceli ve Bingöl hariç her yeri gördüm. Sadece büyük şehirlerde yaşayıp diğer yerlere gitmemiş insanlar adına çok üzgünüm. Alice Harikalar Diyarında gibi bir şey. 300 km gidiyorsun başka bir dünya, başka hayatlar görüyorsun. Oralar çok daha güzel, çünkü çok daha gerçek. Acısı da, aşkı da, her şeyi gerçek. Burada birilerinin yerleştirdiği filtrelerin ardından görüyoruz her şeyi. Orada bu yok.

- Bazen gördüğünüz gerçeklik karşısında kendinizi çaresiz hissettiğiniz de oluyor mu?

Çaresizlik hayatımın omurgasında var zaten. Çok şey yapmak istiyorum, harika projelerim var. Duysan inanamazsın. Ama şu an dünyada yaşayan herkes, dünyaya karşı çok çaresiz. İklime karşı çaresiziz. Ayın bombalanmasını istemiyordum ama bir şey yapamıyorum. Obamanın Nobel alması karşısında çaresizim. O yüzden de bence hepimiz birer deliyiz. Görmeme ve farkettiğini unutma üzerine kurulu hayatımız. Farkındalık insanı göbeğinden kazıyor.

- Fantastik bile olabilir ama en çok yapmak\t\t istediğiniz şey nedir?

İyi bir insan olmak istiyorum. Bence şu an bu çok fantastik bir şey. En büyük projem bu.

 

Ağlamayayım da makyajım akmasın, evde ağlarım demiyorum. İçimden geldiği gibi yaşıyorum duygularımı. Diğer türlüsünü beceremem zaten. Acı da mutluluk kadar güzeldir benim için. Oyunculukta da o yüzden metotlara çok inanmam. Bende çok işlemedi onlar. Kendi içimde kıvrıla kıvrıla yolumu buluyorum. Çok iyi bir oyuncu olduğumu, Türkiyenin sanat ortamına bomba gibi düşecek çok gerçek bir oyunculuk üslubuyla herkesi baştan çıkardığımı da düşünmüyorum. Sadece iyi bir iş çıkarabilmek için çabalıyorum.