Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Doğancı: ‘Önce uyarı sistemi ve tanı testi üretimi’

Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Levent Doğancı, “Yatırım ve alt yapı planlamasında stratejik hedeflerin daha rasyonel hale getirilmesi gerekir. Bu tür enfeksiyonlar için ‘uyarı sistemi’ ve ‘tanıya yönelik test üretimlerini’ hızla yapılabilecek bir organizasyona sahip olmak, öncelikli hedef olarak belirlenmelidir” dedi. Prof. Dr. Doğancı, dünyanın gündemine gelen “enfeksiyon salgınlarına” ilişkin Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.

23 Mayıs 2020 Cumartesi, 06:00
Abone Ol google-news

- Ülkeler enfeksiyon salgınlarına nasıl hazırlanmalıdır?

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de “yeni” veya “yeniden önem kazanan” enfeksiyonların (Emerging Infections) zaman zaman salgın şeklinde toplumu etkilemesi kaçınılmazdır. Küçülen dünya kavramı, bu tehdidin çok ciddiye alınmasını ve hazırlıkların stratejik bir perspektifle yapılmasını gerektirmektedir.

Böylesi salgınlar erken uyarı, erken tanı, tedavi ve karantina önlemlerinin ivedi olarak alınmasına yönelik, teknolojik altyapısı çok güçlü, kurumsal, objektif karar alma mekanizmalarına sahip ve ülke genelinde yaygın uçları bulunan araştırma merkezlerinin varlığını da gerektirir.

Ülke coğrafyasının Doğu-Batı medeniyetleri arasında bir köprü olması, artan göç, küreselleşme ve küresel iklim değişikliğinin yanında uluslararası ticaret ve turizmin de çok hızlanması bu gereksinimin önemini artırır.

HAYALİ HEDEF İSRAF

- Peki, sürece nasıl hazırlanmalıyız?

Yatırım ve altyapı planlamasında stratejik hedeflerin daha rasyonel hale getirilmesi ve bu tür enfeksiyonlar için “uyarı sistemi” ve “tanıya yönelik test üretimlerini” hızla gerçekleştirebilecek potansiyele sahip bir organizasyonun öncelikli hedef olarak belirlenmesi gerekir. Bilimsel ve teknolojik birikimimize uymayan hayali hedefler sadece israfa alet olur.

Bunun kötü bir örneği 10 yıl önce başlanan Kırım Kongo Kanamalı Ateş hastalığına yönelik aşı ve serum çalışmalarıdır. Bu çalışmalar hiçbir pratik kullanıma dönük ürün elde edilemeden hüsranla sonuçlanmış ve israf edilen büyük meblağlar okyanus ötesi unsurların cebini doldurmaktan öte başka bir işe yaramamıştır. Ülkemizin böylesi ulusal bir mücadelede, gayrimilli unsurların hevesleri için harcanabilecek dövizi ve sokağa atılacak tek bir kuruşu yoktur.

- Enfeksiyon salgınlarına karşı aşı çalışmaları nasıl ilerlemeli?

Stratejik ve milli öneme sahip insan aşılarının üretim ve geliştirme hedefi, teknolojisi daha basit aşılardan başlanarak (örneğin tetanos, difteri, boğmaca, Hepatit B gibi) mutlaka geliştirilmelidir. Daha yüksek teknoloji gerektiren veya tamamen yeni üretilmesi gereken (koronavirüs aşısı gibi) aşıların çalışmaları ise gelişmiş uluslararası merkezlerle yapılmalıdır. Bu bağlamda, insanlar için aşı üretimiyle hayvanlar için aşı üretim metotlarının farklı olduğunu vurgulamak gerekir.

Batı ülkelerinde konuşlanmış aşı kartellerinin büyük bir pazarı olduğumuz için bu üretimin her safhada engellenmek isteneceği de açıktır.

‘İŞBİRLİĞİ DOĞRU STRATEJİ’

- Engellenmenin önüne nasıl geçebiliriz?

Henüz kartelleşme aşamasına geçmemiş ve ülkemize tarihi bağlarla dostluk gösteren diğer ülkelerdeki üreticilerle işbirliği yapmak daha doğru bir strateji olabilir. İlaç geliştirme, keşif ve üretim hedefleri açısından da çok az sayıda ayakta kalmayı başarmış Türk sermayedarların, hâkim olduğu modern tesislere sahip büyük ilaç firmaları stratejik olarak korunmalıdır.

Ülkemizde yeniden önem kazanan bazı endemik hastalıklarla (örneğin Tularemi, Bruselloz, Hantaan virüs nefropatisi, Batı Nil ateşi gibi) bazı yetersiz ve abartılı tanı alan (örneğin Lyme Hastalığı, amipli dizanteri) saptanmasında ileri tanı merkezlerinin kısıtlı olması, bu hastalıkların kesin ve güvenilir olarak belirlenmesine yönelik olarak rutinde kullanılabilecek testlerin üretilerek sadece akademik araştırma için değil, yaygın ve ticari olarak da değerlendirilebilmesi için de seri üretim aşamalarının da plana dahil edilmesi yararlı olacaktır. Bu üretimin CE sertifikası öne sürülerek engellenmemesi ulusal bir öneme ve önceliğe sahiptir.