Erdoğan: Karşılarına 10 bin genç koyarız

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, YGS'de yapılan şifre skandalıyla ilgili ''Gece gündüz ders çalışan, uykusundan, oyunundan, eğlencesinden fedakarlık yapan gençlerin hissiyatını siyasi malzeme haline getirmek, çok açık söylüyorum, ahlaksızlıktır, fırsatçılıktır'' dedi.

18 Nisan 2011 Pazartesi, 09:14
Abone Ol google-news

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Arena Spor Salonu'nda düzenlenen AKP Milletvekili Adayları Tanıtım Toplantısı'na katıldı.  550 milletvekili adayının, Türkiye'ye, Türk Milletine, illere, Türk demokrasisine, içinde bulunulan geniş coğrafyaya ve büyük medeniyete hayırlı olmasını dileyen Başbakan Erdoğan şunları söyledi:

''Bir kuyumcu hassasiyetiyle, 'ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar büyük bir titizlikle' adaylarımızı tespit ettik. 6 bin başvuru içinden, kılı kırk yaran bir incelikle 550 aday belirledik. Şunu buradan büyük bir gönül rahatlığıyla söylüyorum; bugün, işte burada, bu salonda, Türkiye'nin bütün renkleri var. Bugün burada, Türkiye'nin bütün sesleri, bütün nefesleri, bütün zenginliği var. Bugün burada, Türkiye'nin bütün zenginlikleri, Türkiye'nin birikimi, enerjisi var. Bugün buradaki fotoğraf, 'büyük Türkiye' fotoğrafıdır. Bugün buradaki manzara, 'yeniden büyük bir Türkiye'nin manzarasıdır.

Bu tablo, bir Türkiye tablosu olduğu kadar, Türkiye'nin umudunu yansıttığı kadar, Afganistan'ın, Irak'ın, Libya'nın, Filistin'in, Saraybosna'nın, Gazze'nin, Kudüs'ün umudunu yansıtıyor. Bu fotoğraf, barış fotoğrafıdır. Bu fotoğraf, huzurun, istikrarın, demokrasinin, refahın fotoğrafıdır. Bu fotoğraf, tarihinden, büyük medeniyetinden, zengin kültüründen aldığı ilhamla, yeniden büyük bir medeniyet inşa etme iradesinin fotoğrafıdır.

Bu fotoğraf karesi içindeki 550 aday, Türkiye aşkıyla, Türkiye sevdasıyla, hizmet kararlılığıyla yola çıkmış; sadece bedenini değil; gönlünü, yüreğini, zihnini Türkiye idealleri için ortaya koymuş bir kadrodur. Bu kadro fedakar bir kadro. Bu kadro, özverili bir kadro. Bu kadro, makam hırsıyla, ikbal hırsıyla, çıkar hırsıyla yola çıkmış değil, milletin uğruna, milletin yoluna başını koymuş bir kadrodur.

Diyor ya üstad; 'Kim var diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan, fert fert (ben varım) cevabını verici, her ferdi, benim olmadığım yerde kimse yoktur fikrini besleyici, dava ahlakına sahip bir gençlik'... İşte bu kadro, o gençlerin oluşturduğu bir kadrodur. İşte bu kadro, 'Büyük Türkiye' davasını omuzlamaya, o davayı gediğine koymaya kastetmiş, azmetmiş bir kadrodur...''

''Hani söz dokunulmazlığın kaldırılmasını istiyordunuz?''

Kendisinin her zaman, AKP kadrosuyla yola çıkmış olmaktan bahtiyar olduğunu söylediğini hatırlatan Erdoğan, bu yolda AKP kadrosuyla yürüyor olmaktan dolayı gururlu olduğunu dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bizim kadrolarımız, icazetli, vesayetli, güdümlü, ısmarlama kadrolar değildir. Bizim kadrolarımız, çeteleri, mafyayı, hukuk dışı suç örgütlerini temsil eden, onlardan beslenen, onlarla yol arkadaşlığı yapan değil, milletle gönül birliği yapan, kader birliği yapan bir kadrodur. Bu kadronun özü, milletin özüdür, milletin ak ve aydınlık yüzüdür. Bu kadro, bizim diğerlerinden farkımızı ortaya koyan bir kadrodur.

İşte görüyorsunuz... Önce çetelerin avukatı olduklarını söylediler. Ardından, çetelerin operasyonuyla birbirlerine girdiler. Yetmedi, kürsüye çıktılar, Sayın Genel Başkan, Anamuhalefetin, 'Nerede bu Ergenekon örgütü, gidip üye olacağım' dedi... Silivri'de.. Eğer üye kayıt defterini aldıysan gider üye olursun. Ergenekon'un üye kayıt ofisini bulamayanlar, şimdi kendi parti çatıları altında, Ergenekon'un irtibat ofisini açmaya karar verdiler. Dışardan aday bulamadılar, içerden, Silivri'den aday transfer ettiler. Buradan, MHP'ye, CHP'ye soruyorum; siz milletin iradesini mi temsil ediyorsunuz, Silivri'nin iradesini mi? Siz, milletin iradesini mi temsil ediyorsunuz, yoksa çetelerin, mafyanın, cuntanın iradesini mi? Siz gücünüzü milletten mi alıyorsunuz, yoksa çetelerden, mafyadan, karanlık örgütlerden mi?

Hani siz dokunulmazlığın kaldırılmasını istiyordunuz? 8,5 yıl boyunca, dokunulmazlıktan başka muhalefet adına tek bir cümle kurmayan siz değil miydiniz? Biraz tutarlı olun tutarlı... Lütfen, bir kere de sözünüzün arkasında durun. Alıştık size. Bol çark ediyorsunuz. Ne olur bir kere de çark etmeyin. Biz, 8,5 yıl boyunca, hiçbir tehdide boyun eğmedik. 8,5 yıl boyunca çetelere, mafyaya, karanlık suç örgütlerine asla ve asla boyun eğmedik. Çetelerin karşısında boynunu bükenlerden, hazırola geçenlerden, ruhunu çetelere satanlardan olmadık.''

Yaptığı konuşmada, Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı(YGS) hakkındaki tartışmalara değinen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Bakın şu anda, CHP'si, MHP'si, BDP'si, YGS üzerinden, çok yoğun bir şekilde gençlerimizi istismar etmenin gayreti içindeler. 1,7 milyon gencin hayallerini, geleceklerini, umutlarını, siyasi malzemeye dönüştürerek, buradan kendilerine bir rant sağlamanın çirkin gayreti içindeler. Söz konusu olan, 1,7 milyon gencin hayalleridir. Söz konusu olan, 1,7 milyon gencin geleceğidir, umududur. Gece gündüz ders çalışan, uykusundan, oyunundan, eğlencesinden fedakarlık yapan gençlerin hissiyatını siyasi malzeme haline getirmek, çok açık söylüyorum, ahlaksızlıktır, fırsatçılıktır. Eğer, sınavda bir yanlış varsa, bir kayırma varsa, yasa dışı, kirli ilişkiler varsa, buna karşı çıkacak, bunun karşısında güçlü tepki koyacak ilk kişilerden biri ben olurum, arkadaşlarım olur.

Devletin ilgili kurumları, son derece büyük bir hassasiyet içinde meseleyi inceliyor, yargısına varıncaya kadar, araştırıyorlar ve takip ediyorlar. Ama, soruyorum, bir tek kişinin kayırıldığına dair somut deliliniz var mı? Şifre iddialarından çıkar sağladığını ispat edebileceğiniz tek bir genç var mı? Yok. Ama ortada, duyguları istismar edilecek, sokağa dökülecek, zihinlerine, yüreklerine şüphe düşürülecek bir genç grup var.

Bu ülkenin başbakanı olarak, YGS ile ilgili iddiaların tamamının takipçisiyim. Gençlerimiz rahat olsunlar, müsterih olsunlar, gönül rahatlığı içinde ikinci sınava hazırlansınlar. Gençlerimiz, kendilerini istismar edenleri, iddiaları fırsatçılığa çevirenleri de lütfen çok iyi görsünler, tanısınlar. Taksim'de bin kişiyi, iki bin kişiyi yürütmek, iki bin genci yürütmek problem değil. Onlar YGS sınavının karşısında tavır ortaya koyduklarını açıklarken, biz de kalkarız onların karşısına 5 bin, 10 bin tane genci koyarız. Ama biz bu ülkede gerilimden yana değiliz. Bırakın kurumlar işini yapsın. Bırakın kurumlar görevini yapsın. Hiç kimsenin asla ve asla hakkı yenemez. Buna müsaade etmeyiz. Gençlerimiz bunu böyle bilsin.''

'Kağıttepe'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin, ''İstanbul'a 2 şehir'' fikrini önce kendisinin ortaya attığı ile ilgili, ''Akif Hamzaçebi önce İstanbul'u tanısın, ama önce genel başkanı tanısın. Çünkü, genel başkanı İstanbul'a büyükşehir belediye başkan adayı oldu, adres olarak gösterdiği Kağıthane'yi tanımadı 'Kağıttepe' dedi'' diye konuştu.

Erdoğan, ''Hamzaçebi, İstanbul'a iki kent kurulmasından değil, İstanbul'un doğusu ve batısına 2 kent kurulmasından bahsediyor. Bunlardan biri Sakarya'nı Karasu ilçesi civarına, diğeri de Saroz Körfezi'ne kurulsun' diyor. Bunu o söylüyor. Bunu İstanbul ile alakası var mı? Bu projesinin bizim projemizle yakından uzaktan alakası yoktur'' dedi.
Erdoğan, AK Parti milletvekili adaylarının tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Yunus Emre'nin, ''Biz, sevdik aşık olduk... Sevildik, maşuk olduk... Her dem yeni doğarız... Bizden kim usanası...'' dizelerini anımsattı.

''Her dem yeniden doğarız. Bizden kim usanası'' diyen Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

''İşte 12 Haziran seçimleri öncesinde, aziz milletimize biz şunu söylüyoruz: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımız sırasında, yapmıştık. 3 Kasım-22 Temmuz arasında yaptık. Burası çok önemli, 22 Temmuz'dan beri yapıyoruz. 12 Haziran'dan sonra da yapacağız... Bakın ne diyorum: Yapmıştık, yaptık, yapıyoruz ve yapacağız... 4 tane eylem.''

Seçim bildirisini açıklayınca hemen birilerinin, özellikle de Anamuhalefetin, bu projeleri eleştirdiğini belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''(Bizim arkadaşımız Hamzaçebi, Sayın Başbakanın İstanbul ile ilgili 2 yeni şehir projesini o çok önce açıklamıştı) diyor. 4 sene önce bunu Meclisteki bütçe müzakerelerinde açıkladığını söylüyor. Ben İstanbul gibi bir büyük şehrin belediye başkanlığını yaptım. Ben maliye memuru değilim. Ben belediye başkanlığından geliyorum. İstanbul'un neresinde ne var gayet iyi bilirim. Akif Hamzaçebi, önce İstanbul'u tanısın, ama önce genel başkanı tanısın. Çünkü genel başkanı İstanbul'a büyükşehir belediye başkan adayı oldu, adres olarak gösterdiği Kağıthane'yi tanımadı 'Kağıttepe' dedi.

Akif Hamzaçebi, 13 Kasım 2007'de Ulaştırma Bakanlığının bütçesiyle ilgili komisyonda konuşuyor. Bunu iyi bilelim ve öğrenelim ki gittiğiniz her yerde bunları kullanmanız lazım. Hamzaçebi, İstanbul'da iki kent kurulmasından değil, İstanbul'un doğusu ve batısına 2 kent kurulmasından bahsediyor. 'Bunlardan biri Sakarya'nı Karasu ilçesi civarına, diğeri de Saroz Körfezi'ne kurulsun' diyor. Bunu o söylüyor. Bunu İstanbul ile alakası var mı? Bu projesinin bizim projemizle yakından uzaktan alakası yoktur. Dedim ya bunlar İstanbul'un neresi olduğunu bilmiyorlar. Genel başkanı da o da aynen öyle... Bunlar İstanbul'a Fransız...
Ben ise İstanbul sınırları içinde mevcut İstanbul sınırları içinde kentsel değişim, dönüşüm anlayışı içinde 2 yeni şehirden söz ediyorum. Biz onlar gibi başlık atmıyoruz. Örneğin bunlardan bir tanesinin mimari çalışmasını bile yaptık. Haftaya çarşamba bunu açıklayacağız. Hiç heyecanlanmayın. Orada, neresi olduğunu, nasıl olduğunu o çılgın proje ile beraber açıklayacağız.

'Bizim çılgın projeyle işimiz yok' diyor Genel Başkan ve 'biz millete hizmet ile ilgileniyoruz' diyor. Bu projeler vatana, millete hizmet değil de nedir? İşte bunların siyaset anlayışı, mantığı bu... Bunları açıkladığımız zaten hepsi görülecek. Ve burada binlerce insan istihdam edilecek. Bu proje üzerinde... Belki on binlerce insan istihdam edilecek. Bizim attığımız adımlar bu...

Bunların bugüne kadar dikili ağacı yok. Şimdi kendileri bir açıklamayı yaparken Kadıköy'den bir ses yükseliyor. Kadıköy Belediye Başkanı, 'İstanbul'a yeni şehir gerekmez' diyor. 'Gecekondular var bunları yenileyelim' diyor. O da kendi belediye başkanı. Biz, bunların minyatür denemelerini yaptık. Nasıl yaptık? İstanbul'un Avrupa yakasında, belediye başkanlığım döneminde bir Başakşehir kurduk. Biz bunları yaptık. Şimdi aynı yerde bir Kayabaşı inşa ediliyor. Onun daha büyüğü. Aynı şekilde şu anda CHP'li bir belediye başkanının, belediye başkanı olduğu Ataşehir'i biz kurduk, biz inşa ettik. Bunlar bizim çıraklık ve kalfalık dönemimizin ürünleri, şimdi ustalık döneminin ürünlerine geçiyoruz. Onun için İstanbul'a iki büyük şehir diyoruz, Ankara'da da aynı şekilde yapacağız, bunları İzmir'de de yapacağız.''

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanına yanıt

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının da ''bizim projelerimize sahip çıkıyor'' dediğini ifade eden Erdoğan, ''Yahu sen önce kendi şehrindeki gecekondularına sahip çık, raylı sistemini yapamadın, bizden yardım istedin, geldik raylı sistemini biz yaptık. Aynı şekilde binlerce konutu biz yaptık, şimdi kalkıyor sıkılmadan teşekkür edeceği yerde 'böyle böyle bizim projelerimize Başbakan sahip çıkıyor' diyor. Bizim proje kadrolarımız sürekli çalışıyor. Bu noktada kapasiteniz zaten buna el vermez. Bugüne kadar bu noktada yaptığınız herhangi bir şey yok, icraatınız yok. Ama biz yoğun bir şekilde burada devam ediyoruz'' dedi.