Fakıbaba: Ucuz et değil ucuzlatılmış et... Bütün marketlere vermiyorum çünkü...

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ucuz eti neden bütün marketlere dağıtmadığını anlattı: O zaman yerli üreticiyi mahvederim

27 Kasım 2017 Pazartesi, 06:57
Abone Ol google-news

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Hürriyet gazetesinden İpek Özbey'e konuştu... Fakıbaba ucuz eti neden bütün marketlere dağıtmadığını anlattı: O zaman yerli üreticiyi mahvederim

"Ucuz et değil, ucuzlatılmış et"

"Bir kere ben bunun adına ‘ucuz et’ demiyorum, ‘fiyatı ucuzlatılmış et’ diyorum.Ucuz et deyince değersizleştiriyoruz. Avrupa’ya gittiğimizde de bize benzeyen insanlar var. Kimi mavi gözlü, kiminin de boyu uzun ama insan. Hayvan da aynıdır. Değişen bir şey yok. Allah korusun; ucuz dediğiniz şey hastalıklı olur anlarım. Ya da dana eti olmaz, o yüzden ucuzdur. O zaman endişelenmeyi anlarım."

"Vatandaşa yedirdiğim eti ben de yiyorum"

"Benim şüphem yok. Bakın binlerce insanız. Herkes sizin kadar başarılı olabilir mi ya da dürüst. Ben dürüst bir hekimim ama bütün hekimler dürüsttür diyebilir misiniz. Arada dürüst olmayanlar çıkabilir. Ama mümkün olduğu kadar riski sıfıra indirmek bizim görevimizdir. Arada kaçan olabilir, bu burada da olabilir, yurt dışında da olabilir. Vatandaşa yedirdiğim eti ben de yiyorum. Eşim gidip marketten alıyor. Bu arada eşim çok güzel yemek yapar, o bu ete onay verdi."

“Etin hepsini ben karşılayacağım' demiyorum ki"

"Alt gelir grubunun et yemesini sağlamak gerekiyordu. Amaç, piyasada regülasyonu sağlamaktı. Biz bunu yaptık. Ama orta ve uzun vadede planlarımız var. Ben insanların kar etmesine karşı değilim ama her şeyin etik kuralı vardır. Ona uymak gerekir. Demek olabiliyormuş. Belki kasabınız size 50 liradan et veriyor, o sizin tercihiniz. Zaten ben de “Etin hepsini ben karşılayacağım” demiyorum ki. Sadece yüzde 8’ini karşılıyorum. Bu emri de bana Sayın Cumhurbaşkanımız verdi."

"Bütün marketlere verirsem..."

"Benim amacım et satmak değil ki, piyasadaki et fiyatlarını normal seviyeye çekmek. Belediye başkanlığım zamanında da çorba evlerini ilk başlatan benim mesela. Bir mercimek çorbası, bir de ekmek ve isot var. Ücretsiz. Ben biliyordum ki o evleri açınca Urfa’da aç insan yok. Burada da amaç hiç evine et girmeyen insanların evine et sokmaktı. Bütün marketlere verirsem o zaman yerli üreticiyi mahvederim. 6 bin ton et veriyorum. Elimde 15 bin ton olsa vermem. Regülasyon yapıyorum. Normalde bu etin kilosu 10 lira diyelim. Herkes 10 liraya sattığında regülasyona gerek kalmaz zaten. Ama siz 10 liralık ete 15 lira dediğiniz an o zaman devlet baba karşınıza çıkar ve “Bir dakika ben varım” der. Ben bunu yapmaya devam edeceğim.

"Rüşveti babam alsa cezalandırırım"

Haram... Özellikle para konusunda. Rüşvettir, haksız kazançtır, başkasının hakkıdır, bu konuları affetmem. Babam dahi olsa cezalandırırım. Savcılığa gönderirim. En son Sayın Kılıçdaroğlu, benim için “O paraya sahip çıkıyor, köşeyi dönmeye sahip çıkıyor” falan demiş. Benim iki kızım, bir oğlum var. Kızımın biri evde, biri avukat özel sektörde, bir oğlum var annesiyle perdeci dükkanında. Bizim yaşamımız basittir. Evde kullandığımız araba 55 bin liraya aldığımız sıradan bir araba. Şatafatı sevmem. Tabii ki servet düşmanı değilim. Ama kendi hayatımda bana yeteni tercih ederim.

Röportajın tamamını okumak için buraya tıklayınız

 

 

 

 

-.