Fazıl Say ve Japonlar

09 Mayıs 2012 Çarşamba, 07:15
Abone Ol google-news

‘Her sabah küçük bir müzik parçası dinleyin, bir şiir okuyun, bir çiçek koklayın ve mümkünse birkaç mantıklı laf edin.’ Köklü bilgi birikimi ve yaratıcılığı ile ülkemize ve dünyaya zenginlik kazandıran Fazıl Say hepimizin gururudur.

Geçen yıl (2011) Aralık ayında Japonya’da tsunami felaketinde yaşamlarını yitirenleri anmak için düzenlenen konseri ve bu konserde Japon şef Yutaka Sado’nun yönettiği Beethoven’in ölmez yapıtlarından biri olan Dokuzuncu Senfoni’sinin üçüncü bölümünü dinlediğim geceyi unutamıyorum. ARTE televizyonu aracılığıyla tüm dünyada yayınlanan bu görkemli konserde koro ve solistlerle birlikte 10 bin Japon’dan oluşan topluluğun yarattığı coşku ve heyecan görülmeye değerdi. Sanki Beethoven yeniden dünyaya gelmişti o gece... Belleklerden kolay kolay silinmeyecek bu konseri dinlerken Fazıl Say’ın geleceği için neden Japonya’yı seçtiğini daha iyi anladım.

Türkiye’nin üzerine karanlığın çöktüğü, kültür ve sanatın hiçe sayıldığı, gerçek sanatçıların aşağılandığı bu günlerde Japon müzisyenlerin bu görkemli ve duygu yüklü konserini dinlerken Fazıl Say’ın “Türkiye’de yaşanan çağ, kültürün yok edilme çağıdır” sözlerini acı duyarak anımsamaktan kendimi alamadım.

Bir dönemde, “Dokuzuncu senfoni ile çağdaş olunmaz” diyebilen bir milletvekilinin temsil ettiği görüşü savunanlarla Atatürk’ün bizlere emanet ettiği çağdaş uygarlık düzeyine nasıl ulaşacağız? Klasik müziğin evrensel bir dil olduğunu bu kişilere nasıl anlatacağız? Bir ülke çağdaş dünyada sanatçıları ile saygınlık kazanır. Dünyaca ünlü sanatçımız Fazıl Say Türkiye’nin yüz akıdır. Ülkemizdeki çağdışılığa, kültür kirlenmesine karşı savaş açan Fazıl Say’ı düşünürken Goethe’nin bir sözü aklımdan çıkmıyor:

“Her sabah küçük bir müzik parçası dinleyin, bir şiir okuyun, bir çiçek koklayın ve mümkünse birkaç mantıklı laf edin.” Köklü bilgi birikimi ve yaratıcılığı ile ülkemize ve dünyaya zenginlik kazandıran Fazıl Say hepimizin gururudur. Fazıl Say bizimdir.