Filozof, şair ve müzisyen Cavit Murtezaoğlu’nun ardından... ‘Halkın sesi Cavit’

Güleryüzünün ve hayat dolu oluşunun ardında sadece umut vardı.

09 Ağustos 2020 Pazar, 06:00
Filozof, şair ve müzisyen Cavit Murtezaoğlu’nun ardından... ‘Halkın sesi Cavit’
Abone Ol google-news

Bir hayata pek çok farklı işi sığdırmış bir müzisyen, filozof, şair ve öğretmen Cavit Murtezaoğlu geçen günlerde Covid-19 yüzünden hayata gözlerini yumdu. 2009 yılında henüz taze çıkmış “Virtüözler” albümünü konuşmak bahanesiyle Yeni Aktüel Dergisi için yaptığım söyleşiden onu daha içeriden tanımak isteyenler için küçük bir derleme... İran halkının olduğu gibi Murtezaoğlu’nun da esas hayatı tam da yasaklardan sonra değişim göstermişti.

Kimsenin yasakların müziğe kadar etki edeceğini düşünmediği zamanlarda yaşamıştı Cavit Hoca. Dünyada adı saygıyla anılıyor olsa da onun müziği de pek çok İranlı müzisyenin başına geldiği gibi yasaklanmıştı. Tebrizli Cavit Hoca, İran Devrimi’nden önce ve İran Devrimi’nden sonra şeklinde özetlenebilecek ikiye bölünmüş hayatın başrol oyuncusuydu. Murtezaoğlu’nun müzik keşfi, ağabeyinin eve getirdiği 45’likler ve plaklarla başlamış.

Bir yandan Elvis Presley’ler, Tom Jones’lar plaktan kasetten çaladursun, Murtezaoğlu’nun babasının eve gelip giden müzisyen arkadaşlarının müzikleri, kulaklarını ve ruhunu müziğe çevirmiş. Derken, Hint müzikleri başta olmak üzere dünya müziklerine ilgisi artmış. Yaşı ilerledikçe müziğe olan becerisi arkadaşları tarafından da cesaretlendirilen Murtezaoğlu’nun hayatını şekillendirmeye başlamış.

Müzikle uğraşmaya başlamadan önce demircilik yapıyormuş, sonra her şeyi satıp savmış yani onların deyimiyle, “Yumurta yapıp duvara vurmuş”, ardından da Bakû Konservatuvarı’na gitmiş ve orada İslami Zeyd’in öğrencisi olmuş.

Azerbaycan makamları üzerine çalışmış, müziklerin arasındaki farklılıklara kafa yormuş, bazı makamların olmadığını görmüş. “Neva Makamı”, “Afşar”, “Abu Atar” gibi makamları vokalle icra etmek istemiş ve Azerbaycan müziğine kazandırmaya çalışmış. Sovyet döneminde değişen Azerbaycan müziğinin ustaları ve akademisyenleri Murtezaoğlu’na “Sen bizim ülkenin sistemini mi değiştirmeye çalışıyorsun” diyerek suçlamış ve karşı çıkmış.

İRAN’DAN SÜRGÜN...

5 yıl kadar Azerbaycan’da kalıp konservatuvarı bitirdikten sonra İran’a dönmüş ama döndükten sonra Azerbaycan’daki birikiminin İran’a ters geldiğini görmüş. İran ve Azerbaycan arasındaki siyasi anlaşmazlıklar onun hayatını da olumsuz yönde etkilemiş.

Memleketinde yalnızca 4 kere sahneye çıkabildiği şöyle anlatmıştı: “Bu acımasız durum belki de dünya rekorudur. Bu dört konserden sonra sahne yasağı aldım. Yine konser vermeye kalktığımda bu sefer polisler geldi, ofisimdeki pek çok şeye el koydular.

Halk benim konser vermemi çok istiyordu ve satışta olan biletlerin neredeyse tamamı tükenmişti, en az 500 kişiye konser veriyordum. Yalnız Tebriz’de ve İran’da 2 bin kişi beni izleme fırsatı buldu. 4 gün artarda verdiğim konserler hem bir başlangıç hem de bir bitiş oldu.

Ben yine konser vermeye karar verdiğimde devlet izin vermedi, beni mahkemeye çıkardılar. Normal mahkemede beraat kararı çıktı, ardından beni devrim mahkemelerinde yargıladılar ve bunun sebebi olarak ise duvarlara yazılan ‘Halkın Sesi Cavit’ sloganlarını gösterdiler.

Ben onlara ‘O yazıları ben yazmadım ki halk yazmış beni neden yargılıyorsunuz?’ dedim. Belki de sadece beni korkutmak istediler ama nihayetinde 5 yıl sahne yasağı verdiler, devrim mahkemesine yargılandığım için alnımda bir damga oldu ve arkadaşlarım korktukları için benden kaçıyorlardı. Sonra Avustralya’ya gittim orada konserler verdim, mutlu olamadım, direksiyonu Türkiye’ye çevirdim.

Burada olmaktan çok memnunum. Çünkü ben istediğim her şeyi sokağa çıktığım anda bulabiliyorum. Belki geçmiş yaşamlarımda da ben bu şehirde yaşamışımdır. Ailem de ben de çok rahatız.”

YASAKLANAN MEZHEP...

Öte taraftan Murtezaoğlu ilgi alanları arasında felsefe ve şiirin de bulunduğundan bahsetmişti. “101 Nefes” ve “Kimdir Bu Gelen” adında iki şiir ben onunla görüştüğüm sıralarda yayımlanmıştı. Beyrek Kuşçuoğlu’ndan oldukça etkilendiğinden bahsetmişti ve belki de o söyleşide çıkacak olan kitabının izlerini göstermişti: “Felsefe benim için yaşamı anlama biçimi. Çocukluğumdan itibaren Mevlana okudum bol bol.

Bir de biz İran’da ‘El Hak’ dediğimiz kesimlerdeniz. Bu da İran’da hem şah döneminde devlet tarafından olmasa da dinci insanlar tarafından 300-400 sene içinde yasaklanan bir mezhep. İran Devrimi’nden sonra üzerimizdeki baskılar daha da arttı ve devlet tarafından da yasaklanmış bir inanç oldu.

Eğer bu inanışa mensupsan iş bulamazsın ve toplum seni dışlar. Oradaki yazarlar beni çok cezbetti mesela Bayrek Kuşçuoğlu beni çok etkiliyordu. Çocuktum, okuyordum çok güzel şiirleri vardır. Onun, ‘Neden aramızda muhabbet var derler’ sözü beni çok etkiliyordu”. Üretimine asla ara vermeyen Cavit Hoca, “Alevi Hak Âşığı Bayrek Kuşçuoğlu Divanı” ve “Yarizm Ehli Hak Alevilerin Yirmi Dört Ulu Ereni” isimli kitaplarını yayımlamış, ses eğitimi üzerine de “Ses Metodu” başlığıyla 2 ciltlik çalışmalarını yayımlamıştı.

Ses eğitimi ile ilgili yaptığı yayınlarda kuşkusuz söyleşimizde de serzenişte bulunduğu, Türkiye’deki ses eğitiminin sıkıntıları en büyük motivasyon kaynağı olmuştu: “Konservatuvarlardaki hocalarımız darılmasın bana çok genel yanlış öğretimler var; bunlardan en basiti de ses kullanmayı öğretmeden, solfej derslerine başlatılması, bağıra çağıra solfej yaptırılması; sonra da nodüllü ve polipli sesler geliyor önüme.

Ses çıkarmakla ses üretmek arasındaki farkı çok iyi bilen yok. İğne battığında bağırırsın ya o ses çıkarmaktır oysa ses üretimi, bir sesin üzerinde durup, oradan manevra yapmaktır”. Cavit Hoca her zaman güler yüzlü ve umut doluydu.

Hatta bundan birkaç yıl önce sınır dışı edilme tehlikesiyle ikamet adresi değiştiğinde bile birçok güçlük yaşamasına karşın güler yüzünü hiç bırakmamıştı. Kendisi de umutla ilgili olarak şu sözleri söylemişti: “Bir sürü zorluk olabilir hayatımızda. Ama umudumuz olsun, sevgimiz olsun yeter. Umudunu kaybeden kişi, tanrısını kaybetmiş demektir. Umutsuzluk intiharın kapısını açmak gibidir”. Tınılar yoldaşın olsun! ([email protected])