Flaubert’ten hınzır bir sözlük!

Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü, Gustave Flaubert’in tamamlayamadığı Bilirbilmezler’in sonuna eklemek istediği ve ölümü sebebiyle taslak halinde kalan bir yapıt. Yazarın 1850’den bu yana burjuvazinin klişelerini, çocukluktan gelen “aptallığa tahammül edememe” motivasyonuyla kaleme aldığı notlar. Flaubert, tematik bir sözlük oluşturuyor. Tema, dünle bugün arasında hiçbir gelişme kaydedememiş klişeleri ve dolayısıyla burjuvazinin aptallığını eksenine yerleştirirken, bugünle hayli paralel dönemin portresini de çiziyor. Usta yazar sözlüğün ciddiyetini büyük bir ciddiyetle alaşağı ederken, bir yandan da bizi kendimizle yüzleştiriyor.

16 Ağustos 2021 Pazartesi, 00:01
Abone Ol google-news

Sözlük büyüleyici bir yapıttır şüphesiz. Sivri burnunun üzerinde yuvarlak gözlüğü ve buğulu -ama tektip- sesiyle kimi zaman bir dili, kimi zaman spesifik bir konuyu hayret edilesi bir düzenle tane tane açıklamaya koyulur. Ufak öbekleri olabilecek en duru şekilde açıklarken, bu öbeklerin bağlam oluşturmasına izin vermez. Ama cilt cilt karşımızdadır işte; postmodernlerin kuvvetle muhtemel alt dudağını ısırarak kıskandığı ve güç bela erişebildiği o dominant yapıya her daim ihtiyaç var. Gelgelelim, bu ihtişamlı yapının “küçük” bir problemi var, bir hayli sıkıcı olması.

HINZIR VE ELEŞTİREL FLAUBERT

Flaubert’in yüzyıllar öteden bu kaskatı ve işlevsel yapıyı -tüm hınzırlığı ve eleştirel perspektifiyle- aptallığa ve burjuvazinin klişelerine adaması, onun mizacına biraz olsun aşina olanları şaşırtmıyor elbette.

Yine de, bu kesimin azınlıkta olduğunu söylemek mümkün; zira Flaubert, eğitim sisteminin ve -fazlasıyla genel- kültürün ele aldığı kadarıyla, Madam Bovary üzerinden “ne kadar gerekliyse” o kadar tanıtılıyor.

Anlatı tarihinin ve dolayısıyla dünya edebiyatının akışını değiştiren bir yazarı saygıyla anmanın getirisi olabilir bu, ancak bir yandan da bu aşılması gereken bir duvar. Zira bu duvarın öbür tarafında muzip, zehir gibi bir akıl ve okunabilecek en harika sözlüklerden biri bizi bekliyor!

İletişim Yayınları’ndan çıkan, Ayberk Erkay’ın dilimize kazandırdığı Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü, duvarın öteki tarafına atlayıvermek için harika bir sebep.

Sözlük, Flaubert’in tamamlayamadığı Bilirbilmezler’in (Bouvard et Pécuchet) sonuna eklemek istediği ve ölümü sebebiyle taslak halinde kalan bir yapıt aslında.

Yazarın 1850’den bu yana burjuvazinin klişelerini, çocukluktan gelen “aptallığa tahammül edememe” motivasyonuyla kaleme aldığı bu notlar, yazarın ölümünden sonra adeta bağımsızlığını ilan ediyor.

TEMATİK BİR SÖZLÜK

Flaubert, şüphesiz ki tematik bir sözlük oluşturuyor. Tema, dünle bugün arasında hiçbir gelişme kaydedememiş klişeleri ve dolayısıyla burjuvazinin aptallığını eksenine yerleştirirken, dönemin portresini de çiziyor. Ancak dönemin portresi bugünle öyle büyük bir paralellik gösteriyor ki, okur koca koca kahkahalara boğulurken bir yandan bu gerçekliğe hayret ediyor.

Usta yazar sözlüğün ciddiyetini büyük bir ciddiyetle alaşağı ederken, bir yandan da bizi kendimizle yüzleştiriyor. İşin ilginç yanı, bunu yaparken Flaubert’in kaleminden ne bize ne de topluma dair doğrudan, saldırgan bir eleştiri dökülmüyor.

Sözlüğün içinde tipleştirilerek bizi yansıtma misyonu üstlenmiş ya da okurun kendini özdeşleştirerek eleştiriden kurtulmasını sağlayan irili ufaklı karakterler de yok: Adı üzerinde, sözlük yahu!

Bu durumda okur katı ama bir o kadar da esnek yapının içinde, hem kendiyle hem de yaşadığı toplumla salt kendisi olarak yüzleşiyor. Zira sözlüğün her bir maddesini okumak demek, hâlâ maruz kaldığımız ve maruz bıraktığımız klişelerle hesaplaşmak demek.

SİVRİ BURUNLU, YUVARLAK GÖZLÜKLÜ VE TEKTİP SESLİ!

Bu noktada Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü’nün başka bir komik yanı çıkıyor ortaya. Sözlüğün sivri burnundan, yuvarlak gözlüğünden ve tektip sesinden söz etmiştik. Flaubert’in sözlüğünde bu mizaç değişime uğruyor. Okur, bir anda Flaubert ile karşı karşıya buluyor kendini.

Yazar her maddeyi büyük bir ciddiyetle, seri bir şekilde dillendirirken okur ince tebessümden, zaptedilmesi güç kahkahalara geçiveriyor. Sözlüğün yapısı böyle bir ritimle yükselirken okur için işler iki noktada zorlaşıyor: Her şeyden önce, fizyolojik sebepler. Zira bu denli ciddi bir esere kıpkırmızı bir surat, gülmekten bitap düşmüş kalp ve dağılmış bir zihinle odaklanabilmek mümkün değil.

Diğer zorluk ise, çoğu maddenin Flaubert’in yaşantısına ve toplumuna yönelik ince göndermeler barındırması. Lakin bu noktada çevirmen Ayberk Erkay işlevsel dipnotlarıyla hem okura destek olup dikkatini tekrar toplamasına vesile olurken hem de Flaubert’in hınzırlıkla dört bir yanı ele geçirdiği anlatıda okura sakinleşme, soluklanma alanı yaratıyor.

MİZACIMIZ VE TOPLUMUMUZ

Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü, hem yazarın mizacına hem de yaşadığı döneme ışık tutarken, kendi mizacımızı ve içinde yaşadığımız toplumu da bir o kadar tanımlıyor.

Bu noktada Flaubert’in “taslağı”, efsunlu bir hal alıyor. Bu efsun yüzyıllardır süregelen eleştiri geleneğine, sanat batağına saplanmış herkesin çok uzun bir süre boyunca keyif alarak boğuşacağı burjuva eleştirisine ve aptallık karşısındaki tahammülsüzlüğe öyle tuhaf bir yaratıcılık kazandırıyor ki, okur neye hayranlık duyacağını şaşıyor.

Ayberk Erkay’ın nefis çevirisi ve Emrah Serdan’ın dilimize kazandırdığı Jacques Barzun’un önsözü ile Timothy Unwin’in sonsözü, okura son derece ayrıntılı bir perspektif kazandırıyor şüphesiz.

Bu noktada İletişim Yayınları’ndan çıkan Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü unutulması mümkün olmayan, hayat boyu kurcalanacak bir eleştirel sözlük halini alıyor.

İster istemez eklentili yapısıyla sözlük, aslında ancak okurun elinde tamama erdirilebilecek bir yapıt. Eh, muhtemelen Flaubert bir şartla bu durumu seve seve kabul ederdi: Aptallığa devrilecek bir çift göz ve büyük bir ciddiyet.

Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü / Gustave Flaubert / Çeviren: Ayberk Erkay / İletişim Yayınları / 156 s.