Halide Edib'in ilk kez kitaplaşan metni: "Hindistan'a Dair"

Halide Edib Adıvar'ın 1935'te gerçekleştirdiği Hindistan gezisine dair notları, anıları ve gözlermlerinin yer aldığı kitap ilkin 1937'de "Inside India" adıyla yayımlanmıştı. Türkçede ilk kez kitap haline getirilen "Hindistan'a Dair" adı geçen kitabın bir çevirisi değil, bizzat Adıvar tarafından yeniden yazılmış bir metin.

11 Ağustos 2014 Pazartesi, 14:23

'Ben Hindistan'da iken...'

Türkeçede modern edebiyatın gelişmesine önemli etkisi bulunan yazarların başında kuşkusuz Halide Edib Adıvar geliyor. Bugün birkaç kitabı dışında kendine pek okur bulamasa da sadece edebiyat tarihimiz açısından değil Cumhuriyet tarihi açısından da önemli bir yerde. Halide Edib Adıvar'ın böylesi önemli bir yazar olmasına rağmen, İngilizce olarak kaleme getirdiği metinleri sürekli konuşulsa, varlığı hatırlatılsa da bugüne kadar hiç kimse bu yükün altına girmemişti. Ancak geçen günlerde yayımlanan Hindistan'a Dair'le bu yükün altına sonunda bir el atılmış oldu.

Hindistan'a Dair için Halide Edib'in 1935'te gerçekleştirdiği Hindistan gezisine dair notlarının, anılarının ve gözlermlerinin yer aldığı kitabı diyebiliriz çok basit bir özetle. Ama bu adı üstünde çok basit kalır çünkü Hindistan'a dair yazılarının sadece kitaplaşması bile çok önemli. Bunun dışında edebiyatımız açısından farklı bir yerde duran Halide Edib Adıvar'ın duyulduk ama tanışılmadık yanlarıyla da karşılaşıyoruz kitapta. Onun hep anılan siyasi yönünün, Hindistan'a Dair'deki yazılarla beraber daha net algılanabileneceğini düşünüyorum. Başkaca da bir romancının gözünden mistik bir coğrayanın hangi gözle duyumsandığını görmek için bile okunası bir kitap Hindistan'a Dair.

Kitabın geçmişinden biraz söz edecek olursak yazının başında da belirtildiği gibi İngilizce olarak kaleme alındığını ve ilkin 1937'de, "Inside India" adıyla yine yazıldığı dilde basıldığını söylemek gerek. Türkçedeki geçmişi ise yayımlanışından bir yıl sonraya rastlıyor. Kitaptaki yazılar 1938'de "Bugünkü Hindistan" başlığıyla kısmen Tan gazetesinde, 1940 ve 1941'de de bütün olarak Yeni Sabah'ta tefrika olarak veriliyor. Şimdi kitapçı raflarında gördüğümüz Hindistan'a Dair ise kitap haline getirilmiş ilk Türkçe baskı.

Bu noktada sözü Halide Edib'e bırakalım: "Eserin Türkçesi, İngilizcesindeki bütün meseleleri ihtiva etmekle beraber tercüme değildir. Türkçesi ayrıca kendi başına yazılmıştır. Türk okuyucuların alakadar olacakları meseleler nispeten biraz daha uzun, onları alakadar etmeyen kısımlar nispeten biraz daha kısadır." diyor yazar.

Kitaba sonsöz yerine geçecek "İkinci Dünya Savaşı Esnasında Hint Bağımsızlık Hareketi: Hindistan'a Dair'in Sessizlikleri..." başlıklı yazıyı kaleme alan Hülya Adak da Adıvar'ı bir yere kadar doğrulayacak tespitini yapıyor: "Hindistan'a Dair, Inside India'nın sadık çevirisi değildir. Türkçe versiyonunda yer almayan tartışmaların çoğu siyasi tartışmalardır." Ancak bundan sonraki cümleleri çok daha dikkat çekici: "Orijinal metnin 1937'de, Türkçesinin ise İkinci Dünya Savaşı dönemi basıldığını düşünürsek, (kitapta) siyasi tartışmaların olmamasını sansür olarak yorumlayabilir, bu sansürün ise savaş dönemi siyasi hassasiyetlerle/kaygılarla alakalı olduğunu iddia edebiliriz. Inside India'da olup da Hindistan'a Dair'e alınmayan bölümler arasıda Halide Edib'in İngilizlere ve sömürgeciliğe yönelttiği sert eleştiriler gelir. Türkçe versiyon tefrika edilirken Alman-İtalya-Japon ittifakının saldırısı altında bulunan İngiltere'ye karşı duyduğu öfkeyi sessizleştirmiş midir Halide Edib? Ayrıca Türkçe versiyonda hiçbir siyasi liderin siyasi fikirleri derinlemesine incelenmez."

Bu çelişkilerin; çelişki de değil aslında, belirsizliklerin önüne geçebilmek için Inside India'nın da Türkçeye çevrilmesinden başka yol yok sanırım. Ancak bu belirsizlikler Hindistan'a Dair'in önemli bir kitap olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Önemi ise bize büyük oranda farklı bir Halide Edib portresi sunmasından geliyor.

Kurtuluş Savaşı yılları ve Cumhuriyet'in kuruluş döneminde önemli bir siyasi figür olarak halkın karşısındaydı yazar. Ancak günün içinden bakıldığındagenelde ezberden, duyulmuş fakat araştırılmadan öne sürülmüş fikirler üzerinden anlatılır yazarın siyasi kimliği. Hindistan'a Dair'le öne sürülmüş ezber düşüncelerin de biraz olsun kırılacağı, kırılmasa bile Halide Edib'in bu yönünün de varlığının hatırlanacağı muhakkak.

Buna paralel bir yerlerden tanıdık gelen ama hiçbir zaman tanış olmadığımız bir Halide Edib var kitapta. Siyasi analizleri, günü okuma biçimleri ve karşılaştırmalı tarihi tahlilleriyle politikayı okuma üslubu oldukça gelişkin bir Halide Edib...

ÇOK RENKLİLİĞE BİR BAŞKA RENK

Peki neydi Halide Edib'i Hindistan üzerine yazmaya iten nedenler?

Sonuçta onun bir ülke üzerine böylesine kapsamlı metinlerini hatırlamıyoruz. Kendisi de bunu söylüyor zaten: "Yabancı memleketler ve milletler hakkında arada şahsi intibalarımı kısaca yazdığım vaki olmuştur. Fakat onlar hakkında ciddi ve uzun bir eser yazmamayı adeta bir kaide haline sokmuştum."

Hindistan'ın, Halide Edib'in bu "kaide haline" getirdiği konuyu yıkmasında belli başlı birkaç neden var. Bunu, Adıvar'ın kitap için kaleme aldığı "İlk Sözler" başlıklı bölümde yakalıyoruz. İlki; Halide Edib'in, Hindistan'ı kendi ruh iklimine yakın bulması. Yazar, Hindsitan'da bulunduğu süre içinde birçok kişiyle yakın ilişkiler geliştirip evlerinde misafir olmuş. Ona evlerini açan insanları, farklı din ve dünya görüşlerinde olsalar da hiçbir şekilde yadırgamadığını söylüyor. İkincisi ise kitapta da adına sık rastladığımız Halide Edib'in eski dostu Dr. Ensari'ye, ülkeyi gezdikten sonra intibalarını yazacağına dair söz vermesi. Ensari, Hindistan için de çok önemli biri aynı zamanda. Adıvar'ın ülkede bulunduğu sürede ilişki kurduğu aydınların önde gelenlerinden. Bu nedenle Hindstan'ın o dönemini anlama adına da farklı bir yerde duruyor Ensari. Üçüncü ve solarak da Adıvar'ın, bundan yaklaşık bin yıl önce yazılan El-Biruni'nin Tahkik-i Hind adlı eserinden etkilenmesini sayabiliriz.

Bir de Hindistan'ın o dönemki siyasi durumu var. Ülke, İngiltere zincirlerinden yavaş yavaş kurtulmakta, yeni bir Hindistan fikrinin filizlenmeye başladığı yılları yaşamakta. Bu yeni Hindistan fikrinin temellerini ise çok renkli, çok dinli, çok kültürlü yapıyı tek potada eriterek "bir Hind milleti" yaratma çabası meydana getiriyor. Halide Edib'in de görüşmelerde bulunduğu, yakınlık kurduğu Mahatma Gandi, Muhammed İkbal, Sarojini Naidu ve Dr. Ensari gibi isimler de bu filizlenmenin önderleri konumunda.

Bağımsızlık savaşını Hindistan'ın özgürlük mücadelesi yıllarından yaklaşık on beş yıl önce veren Türkiye'nin odağında ister istemez ülke. Bir nevi duygu birliği ya da özdeşlik kurma da denebilir buna ve Türkiye'de Hindistan'a ciddi bir ilgi söz konusu. Hülya Adak sonsözde, Hindistan'a duyulan bu ilgiyi anlatacak çok ilginç bir ayrıntı da veriyor: "Önceki yıllardan farklı olarak, bu yıllarda Rabindeanath Tagore çevirileri yayımlanır; 1930'lar ve 1940'larda Tagore, Avrupalı yazarlar haricinde, Türkiye'de en çok okunan yazarlardan biri olur."
Tabii Halide Edib'in Hindistan'daki ününü de bunların arasına eklemek gerekir. Hindistan'da Ateşten Gömlek'le tanınan yazarın konferansları binlerce dinleyicinin katılımına sahne olur.

Kitabın siyasi damarını besleyen Adıvar'ın, Hindistan'ın özgürleşmesi yönündeki fikirlerinin yanında kadın ve yaşamdaki yeri üzerine de çokça konuşuyor yazar. O dönem Hindistanı'nda yaşamdan kopuk bir hayat sürdüren "perde kadınlarının" toplumdaki yerini alması üzerine ülkenin kanaat önderleriyle de ciddi konuşmalarını aktarıyor.

Bunlar dışında ise her ne kadar "bilimsel" ve "siyasi" diyebileceğimiz bir ziyaretten doğsa da bir gezi kitabı olduğu söylenebilir Hindistan'a Dair'in. İçinde birçok rengi barındıran bu ülkeye ancak romanlarda görebileceğimiz tasvirler, köylerden ve kaldığı evlerden çekip çıkardığı küçük hikâyeler, halkın arasından doğan şiirler ve gezip gördüğü yerlerin ilhamından doğan yazılarıyla bir başka renk katıyor Adıvar.

[email protected]

Hindistan'a Dair/ Halide Edib Adıvar/ Can Yayınları/ 216 s.