Hasan Akgün, yeni kitabı 'Sandık Oyunları'nı Cumhuriyet’e anlattı

Sandıkta kazanmanın yetmediğini söyleyen Hasan Akgün, son seçimde demokrasi tarihinde görülmemiş olaylara tanıklık ettiklerini anımsattı. Akgün, “oy değiştirmenin” önüne geçmek için sandık görevlilerini sıkı bir eğitimden geçirdiklerini söyledi.

14 Haziran 2021 Pazartesi, 04:00
Hasan Akgün, yeni kitabı 'Sandık Oyunları'nı Cumhuriyet’e anlattı
Abone Ol google-news

İstanbul Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, altı dönemdir üst üste başkan seçilmeyi başardı. 2019 yerel seçimlerindeki demokrasi mücadelesini kaleme alan Hasan Akgün’ün “Sandık Oyunları” kitabı Tekin Yayınevi’nden çıktı. 1994’ten bu yana sürdürdüğü başkanlık sürecinden başlayarak seçimlerdeki başarı stratejisini aktaran Akgün, hizmeti, siyaset üstü tutmanın önemini vurguladı. Akgün,” Büyükçekmece halkı oy verirken bu hizmeti takdir ederek oy verdi. Seçim, en çok oyu almakla beraber aldığın oya sahip çıkmakla da kazanılıyor. Seçim öncesi yapılan hizmetler kadar, seçim esnasında ve sonrasında da sandığa sahip çıkabilmek başarıda büyük önem arz ediyor” dedi. Sandıkta kazanmanın yetmediğini söyleyen Akgün, son seçimde demokrasi tarihinde görülmemiş olaylara tanıklık ettiklerini de kaydetti. Akgün, “oy değiştirmenin” önüne geçmek için sandık görevlilerini sıkı bir eğitimden geçirdiklerini anlattı. Akgün, Cumhuriyet’in sorularına yanıt verdi:

- 6 dönem Büyükçekmece belediye başkanlığını kazandınız. Bu başarınızın sırrı nedir?

Evet 1994’ten beri Büyükçekmece halkı beni bu makama layık buluyor.  Üst üste 6 kez seçim kazanmanın sırrı ise bir yerel yönetici olarak hizmeti siyasetin üzerinde tutmamdır. Büyükçekmece halkı da oy verirken bu hizmeti takdir ederek bana oy vermektedir. Esasında bu bir sır değil, olması gerekendir. Belediye başkanı adayı olduğum hiçbir seçimde siyasi partim genel seçimlerde Büyükçekmece’de birinci parti değildi. Büyükçekmece sakinleri genel seçimde başka bir siyasi partiye oy verse de yerel seçimde bize oy veriyor. Ben her seçimden sonra parti rozetimi çıkartıp şunu ilan ederim “siyaset bitmiş, hizmet devri başlamıştır. Ben artık Büyükçekmece partisindeyim” derim. Ayrıca seçim kazanmak için hizmetin niceliği kadar niteliği de önemlidir. Hizmetin insani değerleri ve yerel halkın sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını dikkate alan biçimde sunulması gerekir. Diğer yandan yönetimine aday olduğunuz ilçenin sakinleriyle yan yana olmak, onların acılarını, sevinçlerini paylaşmak çok önemlidir. Her zaman Büyükçekmece ailemle birlikte oldum. Düğününde, cenazesinde onların yanlarında bulundum. Sadece belediye ile ilgili değil, tüm sorunlarında elimden gelen ne varsa onlara destek olmaya çalıştım. Birebir onları dinledim, yüz yüze sohbet ettim. Din, dil, etnik köken ayrımı gözetmeksizin herkese aynı mesafede, aynı samimiyetle yaklaştım.

“ANAP’IN OYLARI ERİRKEN SEÇİMİ KAZANDIM”

- 1999 seçimlerinde ANAP hızla oy kaybederken siz parti değiştirmeyerek yeniden ANAP’tan aday oldunuz ve kazandınız. O günlerden bahseder misiniz?

1999 yılında 2. kez Anavatan Partisinden aday olurken Büyükçekmece halkının ferasetine, vefa duygusuna güvendim. Yaptığım hizmetin karşılık bulacağını biliyordum. Çünkü Büyükçekmece’de 40 yıldır yapılamayan altyapı sorununu çözmüş, kimsenin hayal dahi edemeyeceği projeleri hayata geçirmiştim. Büyükçekmece halkı Hasan Akgün’ü bir siyasetçi olarak değil, bir hizmet insanı olarak görüyordu. Seçim propagandası sırasında verdiğim sözleri seçimden sonra unutmayacağımı, inatla gerçekleştireceğimi biliyordu. O nedenle ANAP’ın oyları bütün ülkede erimesine rağmen biz Büyükçekmece’de seçimi kazandık. Burada bir diğer husus da çok önemlidir. Seçimlere birlikte hazırlandığımız, sahada canla başla çalışan küçük ama çok çalışkan bir ekibe sahiptim. Seçimde başarı tek başına elde edilemez. Arkanızda çok güçlü fedakâr, vefakar, cefakar, çalışkan bir ekip olması gerekir.

- 2009 yerel seçimleri yaklaşırken ANAP’tan ayrılarak CHP’ye geçiyorsunuz. O dönem AKP’ye geçmeniz için de teklif alıyorsunuz ama CHP’nin adayı oluyorsunuz. Neden? 

2004 yılında Türkiye genelinde oy oranının %2’lere düştüğü dönemde Anavatan Partisinden aday oldum. Türk siyasetinde belki de bir örnek olacak sonuçla halkımız üçüncü kez göreve devam etmemiz yönünde karar verdi. Büyükçekmece halkı partiye değil hizmete oy veriyordu. 2009 seçimlerine giderken ise ANAP parti olarak neredeyse yok olmuştu. Halkımız hizmete oy verse de ANAP’tan aday olmanın artık rasyonel bir yanı kalmamıştı. Parti değiştirmeye karar verdim ve seçim yaklaşırken anketler yaptırdım. Büyükçekmece halkının hangi partiye geçmemi tercih edeceğini bu anketler yoluyla görecektim. Bu anketler esasında beni arda arda belediye başkanlığına layık bulan Büyükçekmece sakinlerine fikir danışmam anlamına geliyordu.  Ayrıca tercihimin yönü konusunda Büyükçekmece’nin kanaat önderleriyle, toplumda sevilen, sayılan kişilerle istişarede bulundum. Bu anketlerin ve görüşmeler sonucunda ortaya çıkan tavsiyeler ve siyaset anlayışımla daha çok örtüşen CHP’ye geçmeye karar verdim.  2008 yılında CHP’ye geçerek, 2009 yılında 4. Kez CHP adayı olarak seçimlere girdim. Bu defa rakibim olan AKP’li adaydan daha fazla oy alarak (ki bunda yine seçim ekibimin olağanüstü özverili çalışmasının büyük rolü vardır) seçimde ipi göğüsleyen ben oldum.

“2009 SEÇİMLERİ, BÜYÜKÇEKMECE İÇİN BİR MİLATTI”

- Kitabınızda 2009 seçimlerde sandık güvenliği konusunda bir kırılma yaşandığını belirtmişsiniz ve “2009 seçimleri geçirdiğimiz en zor seçimdi” demişsiniz. Bundan biraz bahsedebilir misiniz?

2009 seçimleri Büyükçekmece için bir milat olmuş ve çok değişik bir atmosferde gerçekleşmişti. Çünkü 6360 sayılı kanun kapsamında Büyükşehirler belediye sınırları içerisinde belde belediyelerin kapatılmıştı. Bu kanun sonucunda Celaliye-Kamiloba, Kumburgaz, Mimarsinan, Tepecik, Muratbey ve Gürpınar beldesinin Pınartepe mahallesi Büyükçekmece belediye sınırlarına dahil edilerek 2004 yılında 32.960 olan seçmen sayımız, 113.085’e çıkmıştır. Ayrıca demografik yapı tamamen değişmiş belde belediyelerin kapatılıp Büyükçekmece’ye bağlanmasıyla siyasi rekabet hat safhaya ulaşmıştı. Ayrıca AK Partinin tüm gücüyle ve imkanlarıyla Büyükçekmece de seçimleri kazanmak için her şeyi mubah görmesi işimizi daha da zorlaştırmıştı. Her şeye rağmen yoğun bir çalışma temposuyla seçimlere hazırlandık. Beldeler Büyükçekmece’deki hizmetlerimizi görüyor olmalarına rağmen yapılan değişiklikleri kanıksayamamış ve tam tanımadıkları için bize karşı güvenleri oturmamıştı. Asıl önemli olan seçim günü ve akabinde yaşadığımız sıkıntılardı. Tüm güçlerini seferber etmelerine rağmen AKP’nin seçimi kaybetmesi Büyükçekmece seçim tarihinde görülmemiş olayların yaşanmasına neden olmuştu. Defalarca sandık sonuçlarına itiraz edilmiş, bakanlar ve AKP milletvekilleri Büyükçekmece İlçe Seçim Kurulunda karargâh kurmuş, oylar 3 kez yeniden sayılmıştı. Her sayımda oylarımızın arttığını gördüklerinde artık itiraz etmekten vazgeçmişler ve 15 gün sonra seçim kurulu mazbatamızı vermişti.

- 2009 yılında “trafoya kedi girdi” de denilmişti…

2009 yerel seçimlerinden itibaren Büyükçekmece’de yerel seçimler hep olaylı geçmiştir. Bunun nedeni iktidar partisinin seçim kazanabilmek için yasal- demokratik işleyişin dışında yollara tevessül etmesidir. İktidar partisi genel ve yerel seçimlerden başarılı olamadığı her il ve ilçede seçimi alabilmek için her yolu mubah gören bir anlayışla hareket ediyordu. Bu nedenle seçimlerde olağanüstü güvenlik tedbirleri almamız ve sandıktan çıkan iradenin masa başında değiştirilmesine karşı mücadele vermemiz gerekmiştir. 2009’da seçim günü sandıklarda başlayan tartışmalar 15 gün devam etmiş ve sonuçta Büyükçekmece halkının iradesi kesinleşmişti. İtiraz süresince ilçe seçim kurulundaki oy torbalarına müdahale dahil her şeyin yapılabileceğini öngörerek tüm tedbirlerimizi almış, halkımızla birlikte halkın iradesine sahip çıkmıştık. Kanun ve hukuk tanımayan bazı kişiler işi adliye baskınına kadar götürmüş, adliye binasının camları kırılmış, seçim akşamı seçim büromuz taşlarla saldırıya uğramıştı. Siyasi baskılara ve her türlü hileye bizimle birlikte direnen Büyükçekmece halkı sandığa attıkları oylara sahip çıkmıştı.

- Peki 2014 seçimleri nasıl geçti? 10 gün boyunca mazbatanız verilmemişti… 2009 Seçimlerinde sandık güvenliği konusunda yaşadığınız sorunları 2014’de tekrar mı yaşadınız?

2014 yerel seçimleri 2009 yılında yaşadıklarımızdan sonra tecrübemizi kat ve kat arttırmıştı. Artık biliyorduk ki seçim kazanmak için sandığa giren oylar yeterli değildi. Oylara sayım yapıldıktan sonra da sahip çıkılması ve halkın iradesinin kişilerce gasp edilmesine izin verilmemesi gerekiyordu. Bu olumsuz tecrübe sayesinde tüm tedbirlerimizi alarak seçime girdik. Gece boyunca demokrasi tarihinde yaşanmaması gereken birçok olaya şahit olduk. Bazı okullarda oy sandıkları okul müdürlerinin odasına toplanıp değiştirilmek istendiği duyumunu alıp okul müdürlerinin odasına girip sandıkları ilçe seçim kuruluna teslim ettirdik. Bunları yaparken bazı okullarda sandıklara sahip çıkması gereken resmi görevlilerin dahi oyların değiştirilmesi için gayret içerisinde olduklarını gördük. Tepecik Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda sandıkların bazı vatandaşlarca seçim kuruluna teslim edilmesinin engellendiği, sandık görevlileri ve polislere rağmen oy torbalarının okuldan çıkarılmadığını duyduğumuzda sandıkları kurtarmak için arkadaşlarımız okula gitmiş taş yağmuru altında polisle birlikte oy torbaları otobüslere konularak seçim kuruluna teslim edilmiştir. Bütün bu zorlukların aşılmasından sonra 3500 oy farkına rağmen sonuçlara itiraz ettiler. Bu itirazlar 10 gün boyunca devam ederken AKP’li bakanları ve milletvekilleri İlçe Seçim Kurulundan çıkmıyordu ama bizim temsilcilerimiz seçim kuruluna sokulmuyordu. Bunun üzerine biz de kendi milletvekillerimizi acilen davet edip, onların da gün boyunca seçim kurulunda kalmaları sayesinde orada hukuksuz işlerin yapılabilme ihtimalini önlemeye çalıştık. İtirazlar sürerken aldığımız bir duyum bizi dehşete düşürdü. Şöyle ki oy torbaları İlçe Seçim Kurulunun çatı katında muhafaza ediliyordu. Torbaların bulunduğu odanın kapısının önünde AKP’liler bekliyordu. Yoğun itirazlarımız üzerine kapı önüne biz de görevlilerimizi koyduk. Buna rağmen gece çatıdan oy torbalarının bulunduğu odaya girilip, seçim torbalarına müdahale edileceği duyumunu aldık. Bunun üzerine seçim kurulunun çevresine 3 tane uzun vinç yerleştirip, çatıyı izlemeye aldık. Bu sayede çatıdan yapılabilecek bir operasyonu önledik. 10 gün boyunca oy torbalarının bulunduğu odanın kapısında ve seçim kurulunun etrafındaki vinçlerde gözcülerimiz oylarımızı çaldırmamak için nöbet tuttular.

“AMAÇLARI; BÜYÜKÇEKMECE İLE BİRLİKTE BÜYÜKŞEHİR SEÇİMLERİNİ DE İPTAL ETTİRMEKTİ”

- 2019’da sahte seçmen kaydı gibi pek çok şaibe iddiası yansıdı. Bugünden bakarak bunu nasıl yorumluyorsunuz? 

Ne yazıktır ki, 2019 seçimleri Türk demokrasi tarihinde görülmemiş olayların yaşandığı bir yerel seçim olmuştur. Devlet gücü kullanılarak halkın iradesine müdahale edilmiştir. Seçim günü ve seçim sonrası Büyükçekmece halkıyla birlikte siyaset biliminde ders olarak anlatılabilecek olaylara şahit olduk. Kitabımda da belirttiğim gibi seçimi kaybedeceklerini anladıklarında türlü oyunlara başladılar. Önce sahte seçmen iddiasını ortaya attılar. Halbuki biz seçmen listesi askıya çıktığında yüzlerce sahte seçmeni itirazımız üzerine listeden sildirdik. AKP adayı Mevlut UYSAL’ın akrabalarını Başakşehir ve Büyükşehirdeki personeli ve Büyükşehirde görevli bazı Genel Müdür ve Daire Başkanları dahil birçok kişiyi Büyükçekmece’de seçmen yazdırdığını ispat edip seçim kuruluna itiraz ettik. Seçimleri önemli bir farkla kazanmamıza rağmen itirazlara devam ettiler. Seçimden sonra binlerce polisle Büyükçekmece’de cadı avı başlattılar. Evlere gidip evin hanımına eşinin seçmen olup olmadığını sordular. Eşinin kimliğini istediklerinde kadın eşinin işte, kimliğinin de onun üzerinde olduğunu söylemesine rağmen kişinin adresinde bulunmadığına dair rapor tuttular. Kentsel dönüşümden dolayı evi yıkılan ama aynı sokakta veya mahallede başka bir yere taşınan yüzlerce seçmen için sahte seçmen raporu tuttular. Bir hafta boyunca binlerce polis ev ev gezip hukuk dışı psikolojik bir baskı uyguladılar. Yüze yakın milletvekilimizle polislerin girdiği her sokakta onları takip edip vatandaşlarımızın yanında olduk. Tutulan sahte raporlara karşılık vatandaşlarımızın gerçek beyanlarını alıp seçim kuruluna ve savcılığa bildirdik. Bütün bu operasyonlar sonuç vermeyince oyları defalarca saydırmalarına rağmen istediklerine ulaşamadıklarında olayı kapatmak zorunda kaldılar. Buradaki asıl amaçları Büyükçekmece ile birlikte Büyükşehir seçimlerini de iptal ettirmek idi. Bu amaca ulaşmak için yaptıkları hukuk dışı, siyasi etiğe sığmayan bütün uygulamaları da haklı olduğumuz için boşa çıkarttık.

“OYA SAHİP ÇIKACAKSIN”

- 2004, 2009 ve 2014 seçimlerinde sandık güvenliği konusunda kendi yöntemlerinizi geliştirdiğinizden bahsediyorsunuz. 2019’da daha bilinçli yaklaştığınızı belirtiyorsunuz.  Bu yöntemler neler?

Türkiye’de seçimlerin sadece halkın iradesiyle kazanılamayacağını tecrübelerimizle gördük. Birçok yerde bu olaylar yaşanmış sandığa ve halkın oylarına sahip çıkamayanlar çoğunluğun oyunu almalarına rağmen sandık oyunlarıyla seçimleri kaybetmişlerdir. En bariz örnek 2009 yılında Beylikdüzü ilçesinde CHP’nin adayı olan Prof. Dr. Nejdet ÖZ’dür. Oylarının çalındığını, çöpe atıldığını mahkeme kararıyla ispat etmesine rağmen sonuca ulaşamamıştır. Bütün bunları göz önünde bulundurarak seçim günlerinde sandıkların tamamında görev yapacak sandık görevlilerimizi sıkı bir eğitimden geçirdik. Her halükarda her sandık görevlisinin bir yedeğini okulda hazır bulundurduk. Okullarda kat görevlileri, okul sorumluları ve ekiplerimizle hazır bulunduk. Oyların sayımı esnasında her sandıkta 10 ‘a yakın görevlimizi bulundurduk. Sandık sonuç tutanağını ıslak imzalı olarak mutlaka aldık. Oy torbaları polis tarafından seçim kuruluna götürülürken mutlaka sandık görevlimizi torbaların yüklendiği araca bindirdik. Mazbatamızı alana kadar seçim kurulunda görevlilerimizi 24 saat beklettik. Yapılabilecek her türlü hukuk dışı eyleme karşı önlem aldık.

Yaşadıklarımızla öğrendik ki seçim en çok oyu almakla beraber aldığın oya sahip çıkmakla kazanılıyor. Bu düşünceyle özellikle seçim öncesi yapılan hizmetler kadar seçim esnasında ve sonrasında sandığa sahip çıkabilmek büyük önem arz ediyor. Her türlü siyasi baskı ve hukuksuzluğa rağmen hukuka ve yasalara uyarak mücadele etmek bu mücadeleden vazgeçmemek gerekiyor.