Hastane "kusursuz" bulundu

Sağlık Bakanlığı'nca ''Grup Gündoğarken''in solisti Burhan Şeşen'in 26 yaşındaki oğlu Serhan Şeşen'in ölümünü araştırmak üzere oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda, ''beyin ölümünün gelişmesinde tedavi sürecine katılan hekimlerin bir ihmalinin bulunmadığı kanaatine varıldığı'' bildirildi.

17 Ocak 2009 Cumartesi, 09:33
Abone Ol google-news

Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Burhan Şeşen'in vefat eden oğlu Serhan Şeşen'in tedavi sürecinin Bakanlık tarafından büyük bir dikkatle izlendiği ve Bakan Recep Akdağ'ın talimatıyla geniş kapsamlı soruşturma başlatıldığı anımsatıldı.

Açıklamada, Bakanlığın bir başmüfettiş tarafından mahallinde incelenen konu ile ilgili olarak İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünden bir profesör, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroşirurji Kliniği'nden bir doçent, nöroloji klinik şefi bir doçent, radyoloji klinik şef yardımcısı bir uzman doktor, Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Klinik Şefi bir uzman doktordan oluşan bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemelerin tamamlandığı ve bir rapor hazırlandığı kaydedildi.
 

Hastalığı ölümünden 2- 3 hafta önce başladı

Bilirkişi heyet raporunda, ''Hastanın 09.11.2008 tarihli klinik ve laboratuvar bulguları ile 28.11.2008 tarihli operasyonda alınan doku örneğinin patolojik incelemesi sonucunda 'apse duvarında erken granülasyon' dokusunun varlığının gösterilmesi, Serhan Şeşen'in ölümüne neden olan hastalığının, ölümünden en az 2-3 hafta önce başladığını düşündürmüştür'' denildi.

Raporda şunlar kaydedildi:
''26.11.2008 tarihli Waters grafisinde sol frontal bölgede hava-sıvı seviyesi bulunması, solda tüm sinüslerin havalanma kaybı göstermesi, 28.11.2008 tarihli BT incelemesinde sol emtoid kemikte, lamina kribrozada erime bulunması (erozyon) ve apsenin bu erime komşuluğundan başlayarak frontal beyin dokusunu büyük oranda etkilemesi, sürecin uzun bir zaman diliminde gelişmiş olduğunu desteklemektedir. Apsenin içindeki havanın doğrudan burun boşluğu ile irtibat yoluyla girmiş olduğu buradan ventriküler sistemi ve subaraknoid alana da ulaştığı izlenmiştir. Bu süreçte 09.11.2008 tarihinde başlayan tablo, 27.11.2008 tarihinde ense sertliğinin ortaya çıkmasıyla yapılan lomber ponksiyon sonucunda bakteriyel menenjit olarak değerlendirilmiştir. Takiben yapılan kranial BT'de frontal apse ve menenjit bulguları görülerek tablonun hızlı seyreden bir 'Frontal Apse ve Menenjit'e bağlı olduğu görülmüştür. Uygun tedaviye rağmen şiddetli beyin ödemi neticesinde gelişen beyin ölümü nedeniyle hasta kaybedilmiştir.''
 

Yanlış teşhis ve ihmal iddiaları

Raporda Serhan Şeşen'e yanlış teşhis koyulduğu yönündeki iddialara da değinilerek, ''Serhan Şeşen'in hastalığı süresince gerek Kadıköy Şifa Hastanesi, gerekse Özel Sema Hastanesine yaptığı başvurularda hastayı gören hekimlerin hepsinin, o anki mevcut klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, hastanın ölümüne neden olan hastalığın tipik klinik bulguları o esnada tam yerleşmediğinden, koydukları teşhislerin, teşhis hatası olarak nitelendirilemeyeceği düşünülmüştür'' denildi.

Yanlış müdahaleler, yanlış tedavi ve ihmal iddiası ile ilgili olarak da raporda, ''Serhan Şeşen'in beyin ölümünün gelişmesinde tedavi sürecine katılan hekimlerin bir ihmalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır, beyin ölümünün gelişmesinden hızlı seyreden ilerleyici beyin apsesi ve menenjit sorumlu görülmüştür'' ifadesine yer verildi.

Beyin cerrahı Op. Dr. Gökalp Silav ve nöroloji uzmanı Dr. Dursun Dama'nın hastayı görmemeleri ve muayene etmemeleri konusunda bir etik kusur ve ihmalin bulunmadığına işaret edilen raporda, hastanın yoğun bakım hekimlerinin takip ve tedavisi altında iken ilgili hekimlerin daveti olmadan dışarıdan bir hekimin hastaya müdahil olmasının etik bir davranış olmadığı belirtildi.

''Başka bir uygulama beklenemez"

Merkezi sinir sistemini tutan ve son derece ağır seyreden beyin apsesi hastalığının genel olarak ölümcül seyretmesi olasılığı bulunduğunun vurgulandığı raporda, bu hastalıktan kurtulma olasılığının ancak erken, nörolojik bulguların çok ilerlemediği dönemde saptanması halinde mümkün olduğu bildirildi.

Bu nedenle erken dönemde BT ve MR gibi görüntüleme yöntemleri ile net bir tanı konabilirse hastalığın genel durum bozukluğu ortaya çıkmadan tanınması halinde hastanın yaşama şansının daha yüksek olduğunun bilindiğinin belirtildiği raporda şunlar kaydedildi:
''Hasta, geriye dönük olarak değerlendirildiğinde, hastanın bulgularının atipik ve gecikmiş olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Bu bulgular ile seyir sırasında kendisini muayene ve tedavi eden hekimlerin ortalama şartlar altında bundan başka bir uygulama yapmaları beklenemez. Serhan Şeşen'in rahatsızlığı nedeniyle 09.11.2008 ve 16.11.2008 tarihlerinde başvurduğu Özel Kadıköy Şifa Hastanesinde, 26.11.2008 ve 27.11.2008 tarihlerinde başvurduğu Dragos'taki Özel Sema Hastanesindeki tedavileriyle ilgili olarak, yanlış teşhis, yanlış müdahaleler, yanlış tedavi ve ihmal nedeniyle Serhan Şeşen'in beyin ölümüne sebebiyet verilmediği, müdahil hekimlerin herhangi bir sorumluluklarının da bulunmadığı, Özel Sema Hastanesi enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dr. Hülya Caşkurlu ve nöroşirürji uzmanı Op. Dr. Gökalp Silav'ın, Serhan Şeşen'in tedavisi sürecinde yanlış teşhisleri, yanlış müdahaleleri, yanlış tedavileri ve ihmali davranışları nedeniyle ölümüne sebebiyet vermedikleri, Serhan Şeşen ve ailesine yönelik tüm tedavi sürecinde kurumlar ya da müdahil hekimler tarafından etik yönden hatalı bir uygulama ya da davranış sergilenmediği ortaya çıkmış bulunmaktadır.''