Hayaller sonsuz

Sanatseverler 2020 yılında yine birbirinden önemli sanatçıların, birbirinden değerli eserlerini yakından görme olanağı bulacak. Biz de müze ve sergilerin yetkilileriyle yeni yılın programlarını konuştuk. İlk olarak Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) Müdürü Dr. Nazan Ölçer’i konuk ediyoruz.

19 Ocak 2020 Pazar, 02:00
Hayaller sonsuz
Abone Ol google-news

SSM’nin Türkiye’deki müzeler arasında nasıl bir boşluğu doldurduğunu sorduğumuzda Ölçer gülerek, “Şimdi bunu iddialı birine sormamalısınız” yanıtını verdikten sonra anlatmaya başladı: “İyi örnekler vererek, bir üniversite müzesi olmanın değerini yükseltiyoruz gibi geliyor. Sabancı Üniversitesi değerli bir kurum ve onun bir parçası olarak bir akademik çatı altında olmanın sorumluluğu da var elbette. Doğru partnerlerle iş yapmamız lazım. Etik açıdan son derece dikkatliyiz. Dünyadaki uluslararası standartlarla aynı düzlemde yer almak iddiasındayız. Onlarla olan yakın ilişkilerimiz de bunu doğru yaptığımızı gösteriyor. En zor eser veren, kılı kırk yararak denetleyen kurumlar bile bizimle çok rahat işbirliğine girebiliyor.” 

360 DERECE ‘AVNİ LİFİJ’

SSM, geçen yılı “Rus Avangardı: Sanat ve Tasarımla Geleceği Düşlemek” ile “Avni Lifij: Çağının Yenisi” sergileriyle kapadı. Ölçer, söyleşi için buluştuğumuzda henüz biten serginin hüznünü yaşıyordu. Son gün bütün sergiyi tekrar gezdiğini söyleyerek “Hiç unutmayayım diye bazı eserlere uzun uzun baktım, vedalaştık” dedi. Ama iyi haber olarak da 360 derece bütün serginin çekildiğini ve arşivlendiğini, diğer sergilerde olduğu gibi YouTube’da yayımlanacağını belirtti.

MARİNA ABRAMOVİC GELİYOR!

Bu yılın yeni sergisi ise 31 Ocak’ta açılacak Marina Abramovic sergisi olacak. “Türkiye’de böyle bir sergi hiç yapılmadı. Sergide performanslar da olacak, Abramovic’in baş eserleri de; bunun için tüm galeri alanları değiştirildi” diyen Ölçer,“Dört başı mamur bir sergi planlanıyor” diye konuştu. Sergiyi ise şöyle anlattı: “Marina’nın hayatı bir katta yer alacak. Sanat yolculuğunun başladığı noktalar, onun dışında da ikonlaşmış performansları olacak. Sanatçıyı tanımak için iyi bir fırsat. Daha iyisi de şu: Bütün dünyada konuşulan performans sanatının ne olduğunu görecek insanlar. Bunun aslında içe dönme, kendini dinleme, birtakım fazlalıklardan sıyrılma, düşüncelerini bir bedensel eyleme çevirmenin ne olması gerektiğini görebilecekler.” 

Marina Abramovic Institute (MAI) ile işbirliği halinde hayat bulan sergi için dünyaca ünlü performans sanatçısı da İstanbul’da olacak.

MARDİN’DE 2 SERGİ

Ölçer, Mardin’de bu sene 2 projeleri olduğunu, birinin henüz kesinlik kazanmadığını söyleyerek şunları kaydetti: “Sabancı Vakfı’na bağlı müzenin projelerini biz yürütüyoruz. Henüz netleşmemekle birlikte ‘Rus Avangardı’ndan geride kalan bir koleksiyonu sergileyeceğiz. Rus Avangardı’nı tasarım, tiyatro, müzik ve edebiyat alanlarında incelemek üzere Mardin’e götürmek niyetindeyiz. Bu bir prensipten de kaynaklanıyor, bizim burada yaptıklarımızın bir yansımasının Mardin’de olmasını da önemsiyoruz. Daha sonra orada Dyo Resim Yarışması’nın kazanan eserleriyle, yarışmanın tarihini anlatan bir serginin onayı alındı.”

2020’NİN İKİNCİ SERGİSİ: LE CORBUSİER 

Başta kendisinin de ifade ettiği gibi Nazan Ölçer çok iddialı. “Hayallerimizin de arzularımızın da sonu yok” diyor. Nazan Ölçer, 2020’nin sonbaharında SSM’de açılacak serginin ismini de ilk kez Cumhuriyet’e açıkladı: Le Corbusier sergisi. Bu sergiyle ilgili ihtiyatlı olduğunu vurgulayan Ölçer, “Daha henüz bütçeyi denkleştirmeye çalışıyoruz, umarız olabilir” dedi ve şöyle konuştu: İki yıldır Le Corbusier Vakfı’yla temastayız. Sonbaharda Tasarım Bienali var, bunun için büyük bir Le Corbusier sergisi düşünüyoruz. Bienal için de Le Corbusier’den daha uygun bir kişi düşünemiyorum. Mimaride her şeyin öncüsü olmuş kişilerden biri de o. 

Bu kadar çok inşaatın yapıldığı, bu kadar çok mühendisin, mimarın okullarda okuduğu, bu kadar tasarım, bu kadar planlama, mimarinin yapıldığı bir ülkede böyle bir ustayı dinleyelim bakalım. O neler yapmış, neler düşünmüş ve onun yarattığı tasarımlar nasıl hâlâ günümüze kadar genç kalabilmiş. Söyledikleri de nasıl hâlâ geçerli. İhtiyatla söylüyorum bunu, çünkü Türkiye’nin krizde olduğunu söyleyebiliriz, yurtdışından eserleri getirtmek giderek daha zorlaşıyor. Nakliye, sigorta bedelleri giderek tırmanıyor, bunlar dövize bağlı işler. Bize destek olacak çevrelerin de belli kaygıları var. Bize güvenseler de eskisi gibi alın, ne istiyorsanız yapın bu parayla diyemiyorlar. Umarım gerekli kaynağı sağlayabilir ve sergiyi var edebiliriz.”