Hedefte yine İstanbul Sözleşmesi var!

Memur-Sen Kadınlar Komisyonu, İstanbul Sözleşmesi hakkında rapor hazırladı. Sözleşme ile 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunla ilgili değerlendirmeler yapılan raporda, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi ve 6284 sayılı yasanın ilga edilmesi gerektiği savunuluyor.

29 Ağustos 2020 Cumartesi, 09:07
Hedefte yine İstanbul Sözleşmesi var!
Abone Ol google-news

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Memur-Sen sendika genel merkezinde düzenlediği basın toplantısı ile "İstanbul Sözleşmesi Raporu"nu açıkladı. Sözleşmenin şiddeti körüklediğini iddia eden Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, kadına yönelik şiddetin son 20 yılda iktidarın reformlarıyla düzeldiğini iddia etti. Şiddeti önlemek için ise en makul çözümün sözleşmeden çekilmek olduğunu savunan Aydın, “Şiddeti doğuran kumar, içki, kapitalizm, işsizlik, yoksulluk, maneviyattan uzaklaşma görülmüyor” iddialarını öne sürdü.

Aydın, son 20 yılda kadına yönelik ayrımcılığı kaldırmakta önemli adımlar atıldığını iddia ederek hükümetin kadınların dezavantajlı konumlarını reformlarla değiştirdiğini savundu.

İstanbul Sözleşmesi’ne dair tartışmaların şiddeti çözmekten uzaklaştığını öne süren Aydın, “Lehte tavır takınanların sözleşme olmadan, kadınların korunamayacağını iddia etmeleri ne kadar uç bir düşünce ise sözleşmeden çekilmekle aile ve toplumsal yapımızın tehdit ve sorunlardan tümüyle arınacağını düşünmek de o kadar uçtur” şeklinde konuştu.

"TOPLUMSAL CİNSİYET İDEOLOJİSİNİ DE SORGULADIK"

Kadına yönelik şiddetin göz ardı edilmesinin mümkün olmayacağını da belirten Aydın, İstanbul Sözleşmesi’nin şiddetle mücadelede sorun çözmek yerine yeni sorunları üretme potansiyeli olduğunu iddia etti. Sözleşmeyi tartışmayı haklı bulan ve savunanları ise tabulaştırmakla itham eden Aydın şunları kaydetti:

“Toplumsal cinsiyet ideolojisinin kabul edilemez bir paradigma olduğunu, cinsiyetler arası çatışmayı körüklediğini, sapkın eğilimleri akredite ettiğini belirttik. İstanbul Sözleşmesi’nin ana akımlaşmasına büyük katkı sağladığı toplumsal cinsiyet ideolojisini de sorguladık.”

İstanbul Sözleşmesi’nin kadın ve aile temelinde tartışılarak bu değerlere risk oluşturduğunu iddia eden Aydın, sözleşme içerisinde olmayan maddeleri şöyle sıralayarak itirazını sundu:

“Sözleşmenin din, gelenek, aile, cinsiyet gibi pek çok konuda marjinal görüşlerin etkisinde olması ve alternatif görüşleri baskılamak için kullanılması; 6284 sayılı Kanun’un insaflı bir sosyolojik okumaya dayanmaması; mevcut sosyal yapıları ıslah etmek şöyle dursun, tahrip etmesi; sözleşme ve kanunun şiddetle mücadelede etkisiz kalması, bilakis şiddeti körükleyici etkilerinin olması; sözleşmenin parametrelerinden olan toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim gibi kavramların kültürel altyapıya empoze edilmesi.”

"GELENEKSEL DEĞERLERİ HOR GÖREN BİR METİN"

Aydın, kendi inançlarına göre toplumsal rollerin biyoloji ve fıtrat ile belirlendiğini söyledi.

İstanbul Sözleşmesi’ni “dini anlayışları marjinalleştiren, ve geleneksel değerleri hor gören bir metin” olarak tanımlayan Aydın, “Kumar, içki, madde bağımlılığı, ahlaki yozlaşma, cehalet, bencilliği körükleyen aşırı bireycilik, kapitalizmin neden olduğu yoksulluk ve işsizlik, psikolojik sorunlar, maneviyattan uzaklaşma gibi şiddetin birçok nedeni, bilinçli bir körlükle görmezden gelinmektedir” dedi.

Şiddetin önlenmesinde ailenin korunması konusunda çalışmalar yapılmasını ve bunun devlet politikası olarak kabul edilmesini öneren Aydın, “Aileyi, şiddetle özdeşleştirecek dil ve yaklaşımdan kaçınılmalı, her türlü olumsuz etkiden koruyacak tedbirler alınmalıdır. Felsefi açıdan sözleşmeden daha adil, toplumsal açıdan 6284’ten daha duyarlı bir yaklaşımla ve sosyal paydaşların katılımıyla, hazırlanacak şiddetle mücadele kanunu ile eşzamanlı olarak İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmek ve 6284 Sayılı Kanun’u ilga etmek, en makul çözüm olarak değerlendirilmektedir” diye konuştu.