Her zaman sorumlu anne!

Deneyimli gazeteci, eğitim alanında uzman Figen Atalay'ın "100 Soruda Anne Babalık Rehberi- Kahvaltıda Dondurma" kitabı ihtiyaç halinde elinizin altında...

17 Temmuz 2020 Cuma, 18:02
Abone Ol google-news

Figen Atalay, eğitim denince ilk akla gelen gazetecilerden. Eğitim, malum ülkemizde giderek içi boşaltılan bir kavram. Kaç sistem değişti bizim kuşak mezun olalı saymak da imkansız. Doğal olarak anne baba yolculuğunuz da, doğumdan itibaren kaygılarla başlıyor. Nasıl bir eğitim? Hangi okul? Özellikle bu iki soru ensenizde Demokles'in kılıcı gibi. Atalay'ın kalemi, -takip edenler bilir- çocuk odaklı bakış açısıyla her zaman yol gösteriyor. İlk kitabı “100 Soruda Anne Baba Rehberi-Kahvaltıda Dondurma” Cumhuriyet Kitapları'ndan çıktı. Kitapta konunun gerçek uzmanları bütün can alıcı meselelere açıklık getiriyor. İlk çocuğunu doğuranın uzmanım diye ahkam kesmeye başladığı sosyal medya çağında ilaç gibi. Kitabın bir diğer önemli işlevi de çocukla kurulacak ilişkide aydınlatıcı olması. Okuduğumdan anladığım, özetle, çocuğunuzla küçük yaşta sağlıklı ilişki kurabilirseniz, eğitim hayatını da o derece başarılı yönetebiliyorsunuz. Gerisini kendisinden dinleyelim...

Kitap fikri nasıl doğdu?

Anne babalara rehber olabilecek bir kitap hazırlamamı Işık agabey (Kansu) istedi benden.O zamana kadar hiç düşünmediğim için önce biraz tereddüt ettim ama inanılmaz destek verdi, cesaretlendird. Onun sayesinde bu kitap çıktı ortaya.

Kimlerin okumasını istersin bu kitabı? Annelik, babalık çok genel bir başlık bir anlamda. Mesela hangi anne ve babalar özellikle okumalı sence?

Doğrusu sadece anne-babaların değil çevresinde çocuk olan herkesin okumasını isterim çünkü büyük bir bilgi kirliliği var her konuda. Bir sorunla karşılaştığımızda, bir konuyu merak ettiğimizde,  doğru mu yapıyoruz yoksa yanlış mı bilemediğimizde, anında doğru bilgiye ulaşma şansımız yok. İnternette herkes başka telden çalıyor, kafamız karışıyor. Bu kitapla kafa karışıklığını gidermeyi, küçük çocukların, ergenlerin bulunduğu hemen her evde yaşanan ortak sorunlar ve  durumlarla ilgili hem bilimsel bilgiler hem de somut öneriler vererek anne-babaların hayatını kolaylaştırmayı istedim, benzer çok sorun yaşadığım için.

"Bu kitapla kafa karışıklığını gidermeyi, küçük çocukların, ergenlerin bulunduğu hemen her evde yaşanan ortak sorunlar ve  durumlarla ilgili hem bilimsel bilgiler hem de somut öneriler vererek anne-babaların hayatını kolaylaştırmayı istedim, benzer çok sorun yaşadığım için..."

HERKES TABLETTEN ŞİKAYETÇİ

 Kitapta gerçekten de ihtiyaç duyduğumuz bütün başlıkları çok güzel ele almışsın. Tavsiyeler işin uzmanlarınca bilimsel bir temele de oturuyor dikkatimi çeken en önemli nokta. Nasıl bir elekten geçirdin sorunları sıralarken?

Kitapta yer alan konu başlıklarını, değerli akademisyen Prof. Dr. Bahar Gökler ile birlikte oluşturduk, sonra da konulara göre alanlarındaki çok yetkin bilim insanlarına ulaştım.  Bu kitapta yer almayı kabul ettikleri için hepsine bir kez daha teşekkür etmek isterim. Senin de dediğin gibi 'bilimsel temel' çok önemliydi ama bir yandan da kolay okunabilir olması, yaşanan sorunlara somut öneriler içermesi gerekliydi. 10 soru-10 yanıt formatıyla da bunu gerçekleştirmek istedim. 

Sorular, Zeynep’i büyütürken yaşadıklarım, çevremde gözlemlediklerim ve kitapta yer alan akademisyenlerin sık karşılaştıkları sorunlardan yola çıkarak oluştu.

Eğitim alanında uzun zamandır çalışan bir gazeteci olarak pek çok anne babayla da iletişimde bulunuyorsun. Neler duyuyorsun son dönemde velilerden, en çok hangi konuda desteğe ihtiyaçları var?

Evet anne-babalarla sürekli  iletişim halindeyim ve bu sayede bana yeni yazı/haber konuları çıkıyor! Son zamanlarda en çok duyduğum yakınma tablet ve cep telefonu bağımlılığı. Bununla başa çıkamıyor anne babalar. Çocuklar için herşey; kitap okuma, ödev yapma, ders çalışma, yemek yeme... hepsi tablete, telefona kavuşmak için yapılan mecburi görev gibi! ‘Biz yaz tatilinde sokaktan eve girmezdik, çizgi romanlar okurduk, saklambaç oynardık’ cümlesi onlar için bir şey ifade etmiyor. Bütün dünyanın sorunu bu ve sınırlamak dışında bir çözüm mümkün değil gibi. Odaklanamamak, tatminsizlik, mutsuzluk da anne-babalardan duyduğum şikayetlerden.

EN BÜYÜK AŞK AMA...

Sence annelerin yaptıkları en önemli hatalar ya da hata nedir? “O kadar yazdık, değiştiremedik” dediğin yanlış tutumlar neler?

Annelik normal bir durum değil! Bir yerde ‘gerçek aşk anne-bebek' arasındadır diye bir söz okumuştum. Birine bu kadar büyük sevgi duyunca hata yapmamak imkansız gibi. Kıyamıyoruz çocuklarımıza, hiç üzülmesinler istiyoruz. O zaman da yanlış yaptıklarında doğruyu göstermiyoruz. ‘aman özgüvenleri zedelenmesin’ diye sürekli pohpohluyoruz, yerli yersiz övüyoruz, bunun ‘kof’ bir özgüven olduğunun farkında bile olmadan.

Ben de mi öyleyim acaba şimdi sorgulayacağım kendimi!

Öyle olmamak lazım… Bir de –belki en önemlisi- çocukların kapasitelerini, potansiyellerini doğru değerlendirmiyoruz, hepsi üstün yetenekli, hepsi çok zeki. ‘Geleceğin Fazıl Say’ı’ diye yıllarca özel dersten resitale koşturduğumuz çocukların büyük çoğunluğunun aslında müzik aleti çalmaya ne yeteneği ne de ilgisi olduğunu kabul etmiyoruz. Bunlar hep  annelerin marifetleri. Babalar daha tarafsız gözle görebiliyor ve anneler gibi ‘hırslı’ değiller.

Babaların hiç kusuru yok mu yani?

(Gülüyor.)  Babalar, -istisnalar dışında- destek görevinde! Asıl sorumluluk her zaman annede. Çocuk ne yiyecek? Sütü var mı? Öğretmeniyle mi görüşülecek? Hastalanınca evde kim kalacak? Hangi okula gitsin? Haftasonu ne yapılacak? Bunlar ve benzeri tüm organizasyonları anne yapar,  babalar destek verir! Baba-çocuk ilişkisine gelince,  doğru kurulan bir iletişimin  çocuk gelişimi açısından önemini söylemeye gerek yok elbette.

KEŞKE İKİ YILIMI KIZIMLA GEÇİRSEYDİM

Sen de bir kız çocuk büyüttün, şimdi üniversitede. Hamilelik ve doğumun ilk yıllarını hatırladığında neler hissediyorsun? Şimdi yeniden bebek sahibi olsaydın neleri yapardın ya da yapmazdın?

Hamilelikte önemli bir sorun yaşamadım çok da istiyordum anne olmayı ve kızımı heyecanla bekledim. Doğum sonrası 2 gün de kolay geçti tam ‘anneler bu işi çok mu abartıyor’ derken gaz sancıları, nedensiz ağlamalar, katılmalar, uyku sorunu vb derken zor günler ve geceler başladı. Bir yandan da çalışıyordum elbette ve ilk yıllar zor geçti. İkinci bebeğin daha rahat büyüdüğü söyleniyor hep. Şimdi olsa ne yapardım ya da ne yapmazdım bilemiyorum, muhtemelen daha az kaygılanırdım ‘başım ağrıyor’ dediğinde ‘ya çocuğun beyninde bi şey varsa’ diye hayatı kabusa çevirmezdim sanırım. En azından ilk iki yıl kızımla daha çok birlikte olmayı da isterdim.

 Anne baba ilişkisi sence çocuğu nasıl birine dönüştürüyor, aklına gelen her anlamda değerlendirebilirsin, mevzu derin...

Bu soru en zoru! Her çocuğun psikolojik yapısı farklı, her evin ortamı da ama genel olarak anne-baba arasında uyumlu, sevgi ve saygı dolu bir iletişim varsa çocuğa da yansıyor. Gerginlik ve çatışma ortamı da çocuğu mutsuz ediyor, huysuzlaştırıyor. Genellemeler, damgalamalar, suçlu aramalar doğru değil. Yıllar önce, boşanmanın çocuklara etkisi başlıklı bir araştırma okumuş ve dehşete kapılmıştım. ‘Evdekine sonuna kadar katlanın ne yaşarsanız yaşayın sesinizi çıkarmayın boşanırsanız çocuğunuz iflah olmaz’ anlayışını sözde kanıtlayan bir metindi. Oysa gerçeğin asla böyle olmadığını biliyoruz. Mutsuzluk da mutluluk da bulaşıcı. Çocuklar mutsuz değil mutlu evleri tercih eder bazen tek ebeveyn olsa da.

Figen Atalay, Darüşşafaka'da orta ve lise eğitimini tamamladı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Üniversite üçte, başladığı gazetecilik mesleğinde yaklaşık 35 yılı devirdi. Bir çocuk annesi. Babıali geleneğinden geliyor, onu sosyal medyada çok aktif göremezsiniz, yazdığı kitabı edinin zira başucu kitabı olacak nitelikte...

Kitaptan bazı konu başlıkları:
- Ergenlerde disiplin
-Yeme bozuklukları
-Teknoloji bağımlığı
-Akran zorbalığı
-Okul fobisi
-Boşanma ve çocuk
-Ailede iletişim