İkinci cinse övgü

Ben erkeğin hükmen birinci cins, kadının ise ‘öteki’ olarak görüldüğü, insanlığın erkek yasalar ve kurallarla şekillendiği, kadın tanımının erkeklerin üstünden yapıldığı bir dünyada henüz kutlanacak bir şey göremiyorum.Buna erkeklik ya da iktidar krizi, ne derseniz deyin, ama şunu açıkça görüyorum: Dünyanın geleceğini, adaleti, barışı ve yeni ufukları yüzlerce yıldır suistimal edilen kız çocukları sağlayacak.

16 Ekim 2020 Cuma, 10:38
Abone Ol google-news

Fransız feminist yazar ve felsefeci Simone de Beauvoir ‘Kadın nedir?’ sorusunu soralı yetmiş yıldan fazla oldu. Bugün hala ‘kadın nedir, nasıl kadın olunur, bir kadın nasıl olmalı, erkekten bağımsız olarak kadın olmak mümkün mü’, cinsiyet eşitliği, adalet, şiddet, meta ve cinsler arası savaş gibi konuları konuşuyoruz. Tartışmanın kadınlık üstüne olmasından kendi adıma hiç şikayetçi değilim. Yaygın olarak kabullenilmiş şablonları yıkmayı, din, görenek ve geleneklerin köhne tahakkümünü sarsmayı her zaman tercih ederim. Çünkü yerleşik katı ‘doğrular’, akışkan toplumun acil gerçekliğine ve ihtiyaçlarına yetişemez. Hatta bir noktada büyük ‘yanlışlara’ ve suçlara dönüşebilirler. Kıbrıslı anneannem 14 yaşında evlendirildiğinde bu sıradan bir izdivaçtan öteye gitmiyordu. Oysa kız çocuklarının evlendirilmesi o zaman da yanlıştı bugün de yanlış. Sadece o yıllarda toplumsal ve yasal normlar bunları haklı çıkarıyor, geneli ikna etme ihtiyacı bile duymadan uygulamaya sokuyordu. ‘Eski zamanlarda öyleydi, yapacak bir şey yok’ denir çoğunlukla. O dönemin günahlarını bugünkü ‘ilerlemenin’ getirdiği kırılgan konforlarla silmeye çalışırlar.

Dünyanın geleceğini, adaleti, barışı ve yeni ufukları mevcut sosyal piramidin en altında, en yoksul, en az fırsat ve şans tanınan, en az sevilen, en az istenen ve yüzlerce yıldır suistimal edilen kız çocukları sağlayacak. 

Peki gerçekten öyle mi?

Gerçekten, kız çocuklarının hakları ve eşitliği konusunda ilerleme sağlandı mı? BM Çocuklara Yardım Fonu UNICEF’e göre her yıl 12 milyon kız çocuğu 18 yaşından önce evlendiriliyor. Dünyada 18 yaş altında 1.1 milyar kız çocuğu yaşıyor. Ve dünya genelinde yaklaşık 650 milyon kız çocuğu ve kadın 18’inci yaş gününden önce evlendirilmiş durumda. Yani halihazırda her 5 kız çocuğundan biri evli. Yine küresel sayılara göre her 5 kız çocuğundan biri, 18 yaşından önce anne oluyor. BM raporları kız çocuklarının evde yemek ve temizlik yapmaya, aile üyelerinin bakımı ile ilgilenmeye ve ev işlerini yüklenmeye çok erken yaşta başladıklarını ortaya koyuyor. 5-9 yaş arasındaki kız çocukları, ev işlerini yaşıtları olan erkek çocuklara göre otuz, (sayı ile 30) kat daha fazla üstleniyor. Türkiye’deki 2018’deki resmi kayıtlara göre ise evliliklerin yüzde 16.7’si 16-19 yaş grubundan. Ve bu yaş grubundan evlenenlerin yüzde 90’ı kız çocukları. Aynı yaş grubunda evli kadınların oranı yüzde 15.Eğitim, istihdam, medeni yasalar ve haklarla ilgili pek çok kazanıma rağmen dünya hala, milyonlarca kız çocuğunun zorla evlendirildiği, milyonlarcasının evde hizmetçi olarak kullanıldığı, doğmadan önce ana karnında cinsiyetine bakılarak istenmediği, mal gibi satıldığı, kaçırıldığı, ayrımcılık, tecavüz, şiddet ve cinayete kurban gittiği bir yer. 

Bugün 11 Ekim, ‘Dünya Kız Çocukları Günü’ olarak kutlanıyor. 

Ben erkeğin hükmen birinci cins, kadının ise ‘öteki’ olarak görüldüğü, insanlığın erkek yasalar ve kurallarla şekillendiği, kadın tanımının erkeklerin üstünden yapıldığı bir dünyada henüz kutlanacak bir şey göremiyorum.Buna erkeklik ya da iktidar krizi, ne derseniz deyin, ama şunu açıkça görüyorum: Dünyanın geleceğini, adaleti, barışı ve yeni ufukları mevcut sosyal piramidin en altında, en yoksul, en az fırsat ve şans tanınan, en az sevilen, en az istenen ve yüzlerce yıldır suistimal edilen kız çocukları sağlayacak.