İş dünyası koronaya karşı beklentilerini açıkladı

TÜRKONFED ve TÜSİAD, koronavirüsün yayılma hızını yavaşlatıcı tedbirleri hızla ve etkili uygulamak yaşamsal öneme sahip açıklaması yaptı.

16 Mart 2020 Pazartesi, 11:37
Abone Ol google-news

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), Türkiye dahil 120’den fazla ülkeye yayılan koronavirüs (COVİD-19) salgının küresel ekonomi ve Türkiye ekonomisine etkileri ile alınması gereken sosyo-ekonomik tedbirlere dair kamuoyuna açıklama yaptı. COVID-19 virüsünün Türkiye’deki işletmeler için getirdiği risk ve fırsatlarla ülke ekonomisi için oyun-değiştirici olacağının hatırlatıldığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: 

“Türkiye, 10 Mart tarihi itibariyle ilk COVID-19 vakasını doğruladı ve hemen ardından ek önleyici önlemleri duyurmaya başladı. Yapılan ilk analiz ve haberler ile alınan öncelikli önlemlerin pek çoğunun halk sağlığı konusunda olmasının ilk aşamada son derece normal olmasına karşın, salgından etkilenen ilk ülkelerden gözlendiği üzere, salgının yarattığı ciddi bir ekonomik etki de söz konusu. Bununla birlikte, yine salgından etkilenmiş diğer ülkelere bakıldığında, daha kesin ve etkili sosyo-ekonomik tedbirlerin 2 ila 4 hafta arasında değişen bir sürede alınmış olduğu görülüyor. 

Türkiye’de faaliyet gösteren işletmelerin olumsuz etkilere karşı hazırlıklı olması ve bunları asgari düzeye indirmesinde dikkate alınacak kısa ve orta vadeli stratejilerin ivedilikle hayata geçirilmesi, kritik önem taşıyor. Bu noktada, hükümete olduğu kadar iş dünyası örgütlerine, tüm işletmelere ve iş dünyası liderlerine de önemli görevler düşüyor. Sosyo-ekonomik tedbirlerin alınması, hükümet ve iş dünyasının ortak hareket etmesi ve örnek uygulamaların paylaşılması, yaşanan krizin etkilerinin en aza indirilmesine yardımcı olacaktır.

Unutulmaması gerekir ki, SARS virüsünün patlak verdiği 2003 yılında 116 ülkede 127 binden fazla vaka görülmüş ve 4 binden fazla can kaybı yaşanmıştı. SARS’ın küresel ekonomiye maliyeti ise 50 milyar dolar olmuştu. Ekonomik etkiler ülkeden ülkeye değişiklik göstermekle birlikte, 11 Mart 2020 itibariyle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ‘pandemi’ ilan edilen COVID-19’un yayılım gösterdiği Avrupa ülkelerinde, hükümet ve iş dünyasının ortak hareket ederek etkinin en aza indirilmesinde ortak bir akıl platformu oluşturdukları da gözlenmektedir. Virüsle sosyo-ekonomik mücadele için Dünya Bankası (12 milyar dolar), Avrupa Birliği (28 milyar dolar) ve Uluslararası Para Fonu -IMF (50 milyar dolar) ilk adım kaynaklarını açıkladı. 

Bu kaynakların doğru kullanılması açısından, yeni bir iş modeli ve yönetişim biçiminin uygulanması büyük önem taşıyor. Bu yeni iş modelinin Türkiye gerçeklerine uyumlu olmakla birlikte, küresel gelişmelerden de kopuk olmaması gerekiyor. 

KRİZ DOĞRU YÖNETİLMELİ

Sosyo-ekonomik riskin en aza indirilmesinin anahtarı doğru bir kriz yönetimi ve yönetişimidir. Kamu-özel sektör ve iş dünyası ile sivil toplum kuruluşlarının birlikte oluşturulacağı doğru ve etkili kriz bir kriz yönetiminin, virüsün ekonomik etkilerinin en aza indirilmesinde çok önemli bir çarpan etkisi yaratacağına inanıyoruz.  

Bu noktada, salgın dönemi boyunca iş dünyası tarafından alınması gereken öncelikli tedbirler, özel sektörün riskin azaltılmasındaki katkısını da artıracaktır. Bu önlemleri şu şekilde sıralayabiliriz:

Virüs salgınlarının üretim/tüketim döngüsü nedeniyle en fazla işletmeleri ve personeli etkilediği göz önünde bulundurulduğunda öncelikle işverenlere mesleki risklerin önlenmesi konusunda büyük sorumluluk düşüyor. Korunma yöntemlerinin benimsetilmesinin yanı sıra bilgilendirme ve eğitim etkinliklerinin düzenlenmesi önem kazanıyor. 

Çalışma alanları ve malzemelerinin düzenli temizlenmesi ve dezenfekte edilmesine ek olarak, çalışanlar arasındaki mesafenin korunmasına yönelik üretimden yönetime korunma önlemleri hayata geçirilmelidir.

Çalışanlar da işverenler kadar temizlik talimatlarına, evden çalışmaya veya çalışmaya müsait alternatif bir düzen kurmaya uyum göstermelidir. 

Ürün ve hizmetlerin sürekliliği için uyum sağlama teknikleri geliştirilmeli, müşterilerin olası yeni ihtiyaçları dikkatle gözlenmeli ve bu ihtiyaçlara hızlı uyum sağlama yöntemleri uygulamaya alınmalıdır. 

İşletmeler sektör, tedarik zinciri ve acil ihtiyaçlar temelinde bölgesel seviyede taşınabileceği gibi, iş modelinin genişletilmesi, esnekliğin artırılması ve çalışma yöntemlerinin çeşitlendirilmesi gibi hususlar da bu süreçte kritik önem taşımaktadır. 

Seyahat planları gözden geçirilmeli, e-ticaret gibi online araçlar ile iş modelleri genişletilmeli, ‘akıllı’ ve ‘uzaktan’ çalışma teknikleri uygulanmalı ve bu tekniklere hizmet edecek teknik alt yapının kurulmasına önem verilmelidir.

Küresel sorunların bu yoğunlukta arttığı dönemlerde kapsayıcı ve katılımcı yönetişim süreçleri risklerin azaltılmasına katkı sağlayacaktır. Küresel düşünürken, yerel / yöresel davranış ve iş ağlarının geliştirilmesi de özel sektörün dayanıklılığını artıracaktır. Bağımsız ve gönüllük esaslı ülkemizin en yaygın üye yapısına sahip iş dünyası temsil örgütü olarak, bu süreçte hükümetimiz ve kamu kurumları ile ortak aksiyon almaya ve katkı vermeye hazırız.”

TÜSİAD: ERKEN TEDBİR ŞART

TÜSİAD da yaptığı açıklamada "Yakın zamanda Çin'de başlayan ve hızla dünyaya yayılan Covid-19 korona virüsü salgınının ülkemizde de görülmesiyle, azami hassasiyetle yürütülmesi gereken bir sürece girdik. Virüsün yayılma hızının ve başta yaşlı kişilerde olmak üzere neden olduğu hayati riskin yüksek olması, insani dramların önlenmesi için kapsamlı tedbirlerin uygulanmasını gerektiriyor. Salgından derinden etkilenen diğer ülkelerin deneyimleri bu virüsün yayılımını en aza indirmek için gereken tedbirlerin erken devreye girmesinin önemini gösteriyor. Sağlık Bakanlığı ve diğer kamu kurumlarının almakta olduğu tedbirlere uymak hepimizin görevidir" ifadelerini kullandı.

TÜSİAD'ın açıklamasının satır başları şöyle:

Bireylerin birbirleriyle temasını ve kalabalık ortamlarda bir arada bulunmalarını önleyici tedbirler riski azaltabilmek için kritik önemdedir. Kamunun salgınla mücadele tedbirlerini etkili şekilde hayata geçirmesi, bu süreçte özel sektör, sivil toplum örgütleri ve vatandaşların tam bir iş birliği ile hareket etmesi insan yaşamına karşı ortak sorumluluğumuzdur. Ülkemizde virüsün yayılım hızını azaltarak sağlık sistemi üzerinde ani ve aşırı bir yükün oluşmasını önlemek için hep birlikte yoğun çaba sarf etmeliyiz.

Salgının toplum sağlığı yanında ülke ekonomilerini etkileyen boyutları da kendini hissettirmektedir. Küresel piyasalardaki dalgalanmaların artırdığı finansal riskler, tedarik zincirlerine ve ihracata yansıyan olumsuz etkiler ve salgınla mücadele tedbirlerinin iç talebe etkileri ülke ekonomilerini zor bir durumda bırakmıştır. Meselenin ekonomik boyutlarına karşı önlemlerin de hızla hayata geçirilmesi, daralma dönemini yeni geride bırakmış ekonomimizde toparlanmanın devam edebilmesi ve istihdamın korunması için önemlidir. Nitekim ilgili bakanlıklarımız tarafından bu yönde yapılmakta olan çalışmalara ve istişare süreçlerine katkı sunmaktayız.

Covid-19, insanlığı tehdit eden sorunlarla mücadelede uluslararası koordinasyon ve iş birliğinin eksikliğini de maalesef göz önüne sermiştir. Devam eden ve artabilecek insani dramların üstesinden gelebilmek için uluslararası toplumun geniş iş birliği harekete geçirilmelidir.

İş dünyası olarak gerek toplumumuzun sağlığı gerekse ekonomimiz açısından bu dönemin en az hasarla atlatılması için üzerimize düşeni yapmaya hazırız.