İş Sanat’ın açtığı ‘İstiklal’ sergisini İzmir’in kurtuluş gününde gezdik

Daha önce İstanbul ve Ankara’da açıldığında 650 bin ziyaretçi sayısıyla rekora imza atan “İstiklal” sergisi, şimdi İzmirlileri bekliyor.

12 Eylül 2021 Pazar, 04:00
İş Sanat’ın açtığı ‘İstiklal’ sergisini İzmir’in kurtuluş gününde gezdik
Abone Ol google-news

İzmir’in kurtuluşunun 99. yılında İzmir’de olmak! Rüya gibiydi; İzmirliler kutlamalara doyamadı. Sanki dün kurtulmuşlardı, sanki düşmanın bayrağı yeni indirilmiş, Türk bayrağı yeni çekilmişti Kordon’a. Coşku o coşku. Halbuki işte Türk Yıldızları gösteri yapıyor göklerde. İşte helikopterden sallanan komandolarımız pike yapıyor yere. İşte Sahil Koruma’nın gemileri düdük çalarak selamlıyor alkışlayanları. Sabah başlayan törenler gece yarılarına kadar sürdü. Herkes o gün bayrakla yattı, bayrakla kalktı, dillerinden “Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa” marşı düşmei! Rekorlar kitabına geçen 350 metre uzunluktaki bayrak da ellerden düşmedi, bir sabah dolaştırıldı, bir akşam. Fener alayı sonrası ise eğlence Athena’nın konseriyle, müzikle devam etti. Kurtuluş Savaşı’na herkes katılır, küçük kızlar mermi yaparken.

BOŞ BİR HEYECAN DEĞİL

Bir milli günün bu kadar coşkuyla, istekle, heyecanla kutlanmasını aslında biz 20 yıllık AKP iktidarına borçluyuz. O parti ki demokrasi vaadiyle iktidara gelip anayasanın temel ilkelerinde yazılı olan “Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir” ilkesinin önce demokratik, sonra sosyal, sonra hukuk devleti olduğu ilkesini silindir gibi çiğnedikten sonra laiklik ilkesini de her türlü kemirmeye başlamış, Atatürk ve yol arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyetin resmi bayramlarından tutun adına kadar her şeye karşı çıkıp kurucu önder Atatürk’ün adını hutbelerden kitaplara silmeye kalkışmıştır, bayramlar resmi kutlama olmaktan çıktı, halk şölenine dönüştü! Artık halk kutluyor o bayramları, halkın seçtiği belediyelerle. 9 Eylül’de, İzmir’in kurtuluş gününde coşkuyla bayrak sallamaya gelmemizin asıl nedeni ise bir “Kurtuluş ve Cumhuriyeti Kuruş” sergisiydi. İş Sanat tarafından düzenlenen “İstiklal” başlıklı sergi. İstanbul’da Eminönü’ndeki o mücevher gibi binanın, Türkiye İş Bankası Müzesi’nin ve Ankara’daki İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nde Milli Mücadele’nin başlangıcı olan 19 Mayıs 1919’un yüzüncü yılında eş anlı olarak açılan “İstiklal” başlıklı sergi, İzmir’de 30 Ağustos’ta açılmıştı. İş Sanat’ın İstanbul’daki etkinliklerinin müdavimi bir grup kültür sanat izleyicisi gazeteci olarak 9 Eylül’e denk getirip bir de biz açtık! Bu sergi, yıkılmış bir imparatorluktan Cumhuriyete geçiş sürecinde emperyalist ülkelere karşı verilen bağımsızlık mücadelesinin safhalarını binlerce özgün belge, fotoğraf, film ve obje aracılığıyla anlatıyor. İstiklal sergisi, pandeminin getirdiği kısıt ve tedbirlere karşın Ankara ve İstanbul’da 650 bin ziyaretçiye ulaşarak kırılması zor bir rekora imza attı. İşgal kuvvetleri askerleri İzmir’de afra tafra dolaşırken.

SERGİNİN İÇERİĞİ

Çoğunu ilk kez gördüğümüz bir kısmını ise tablo gibi hafızalarımıza kazıdığımız fotoğraf, video ve belgeler, eşyalar, haritalar, yerli ve yabancı arşiv ve koleksiyonlardan seçilmiş. Metinler, ekran ve projeksiyonlarla desteklenmiş. İzzettin Çalışlar’ın küratörlüğündeki sergi için yerli yabancı pek çok müze, arşiv ve merkezden yararlanılmış ama Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla İzmir’e de özel bir bölüm eklenerek zenginleştirilmiş. Sergideki en etkilendiğim görüntüler içinde bir ulus olmaya hazırlanan ülkemin yoksul insanlarının, kadın erkek, genç yaşlı, çocuk demeden bu savaşa nasıl katkıda bulunduğunu gösteren görseller yer alıyor: Mermi çekirdeği hazırlayan küçük kızlar, çeteci kılığıyla Kara Fatma, Kurtuluş Savaşı’nda emperyalist ülkelere karşı kullanılmak üzere kasa kasa altın yollamış olan devrimci Ruslarla Gazi Mustafa Kemal’in fotoğrafı, ayağında çarığıyla askerler, İzmir’de bir havalar dolaşan işgal kuvvetleri askerleri ve bir Galatalı olarak Galata Kulesi’nin o zamanki haliyle kapısından içeri giren yine yabancı askerler yüreğimi burkan fotoğraflar. Kurtuluş Savaşı, bir ülkenin ulus bilincine kavuştuğu savaştır! O ulus, bunun mükafatını savaştan sonra Cumhuriyetin kuruluşuyla almıştır. O Cumhuriyet, yoktan var olmuş, fabrikalar, bankalar kurmuş, okuma yazma bile bilmeyen ulusa eğitim kazandırmıştır. Laiklik ilkesiyle var olan müslüman ülkeler içinde Türkiye yıldız gibi parlamıştır. Ve bu süreç bir “reklam arası” değildir! “Cumhuriyet kurulacağına keşke İngiliz mandası kabul edilseydi!” hezeyanlarının sahipleri ne o gün başarılı oldular ne de bundan sonra olacaklar ve kendi ulusuna düşman olanlar, tıpkı düşman askerleri gibi geldikleri gibi gidecekler! Kültürpark’taki sergi geç saatlere kadar açık. Hadi yeni bir rekor kıralım.