İşçi Partisi: 170 komutanımız esir

İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu üyesi ve İzmir İl Yönetim Kurulu üyesi Ali Karşılayan, seçim sandıklarından Türkiye'nin değil ABD'nin iradesinin çıktığını savunarak, "Bugün yaşadığımız olay ABD ile TSK arasında bir örtülü savaştır. Türk ordusu silahlı bir savaşa girmeden 170 komutanı esir düşmüştür" dedi.

02 Ağustos 2011 Salı, 09:54
Abone Ol google-news

Ali Karşılayan İşçi Partisi İzmir İl Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in Silivri Cezaevinden gönderdiği basın bildirisine değindi. Koşaner'in veda mektubunda, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı işlenen suçlar ve suçluların tek tek belirtildiğini öne süren Karşılayan, "Org. Koşaner'in veda mektubu aynı zamanda eylem kılavuzudur" dedi. Ali Karşılayan, Işık Koşaner'in tarihi bir bildiri yayınlayarak görevinden başı dik ve onurlu bir şekilde ayrıldığını belirterek, CHP'nin istifalara tepkisini yetersiz bulduklarını bildirdi. İşçi Partili Karşılayan, "Sayın Emine Ülker Tarhan'ın istifalara tep söze 'Özgürlükçü demokrasilerde' sözcüğü ile başlıyor. Türkiye'de özgürlükçü demokrasi mi var? Hangi sivil iradeden bahsediliyor. 2002 yılında bizzat ABD elçilik görevlileri tarafından kurulan AKP bir Amerikan darbesi ile iktidara getiriliyor. Seçim sandıklarından çıkan Türk milletinin iradesi değil ABD'nin iradesidir. Bugün yaşadığımız olay ABD ile TSK arasında bir örtülü savaştır. Türk ordusu silahlı bir savaşa girmeden 170 komutanı esir düşmüştür. Bu subaylarımızı esir alan Amerikan ordusudur. Aynen 2003 Temmuzunda Süleymaniye'de Türk subaylarının başına çuval geçirenlerin Amerikan ordusu olduğu gibi" dedi.

Hapiste bulunan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Orgeneral Işık Koşaner'in Genelkurmay Başkanlığı'ndan ayrılırken yayımladığı veda mesajının "Hukuka ve vicdana aykırı tutuklamaları yapanlar, TSK'nin terfilerine, bu yasadışı tutuklamalar yoluyla müdahale edenler, TSK'yi bir 'suç teşkilatı' olarak gösterenler, milleti TSK'ye karşı kışkırtanlar, bütün bu uygulamaları, girişimlere rağmen önlemeyen 'yetkili makamlar', yani Genelkurmay Başkanı'nın muhatapları olan Başbakan ve Cumhurbaşkanı koltuğunda oturanlar" hakkında bir suç duyurusu olduğunu savunmuştu.

Perinçek, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevinden bir basın açıklaması yaparak, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve kuvvet komutanlarının istifalarını değerlendirmiş, Koşaner'in veda mesajını "tarihi bir bildiri" olarak nitelendirmişti. Perinçek, "Deliğe süpürülmekten başka yetkisi olmayanlar anlayamaz. Ama okuma yazması olanlar, bu bildirinin bir suç duyurusu olduğunu görmüşlerdir. Anlamayan, yalnız BOP Eşbaşkanlığı değildir. Neo-CHP yönetimi de, komutanlardan 'istifa gerekçesi' talep ederek, Koşaner'in veda mektubunu hiç ama hiç anlamadığını sergilemiştir. Kılıçdaroğlu'nun kendisi yazdığı halde, bu açıklamayı başka bir CHP yetkilisine okutması, saklanma ihtiyacını yansıtmıştır" iddiasında bulunmuştu.