IŞİD Irak'ta tüm dengeleri bozacak

Örgüt, yarattığı büyük tehdit nedeniyle eski düşmanları dost yapabilir.

11 Haziran 2014 Çarşamba, 21:47

Suriye’de Beşar Esad yönetimine karşı savaşan İslamcı gruplar arasında öne çıkınca tanıdı herkes ama adını bile doğru yazamıyoruz. Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) olarak bilinse de bu tam olarak böyle değil. Çünkü isimde yer alan Şam, Suriye’nin başkenti Şam için kullanılmıyor. Şam aslında tüm Suriye’ye verilen isim. 20. yüzyıla kadar bilinmeyen, Batılıların uydurduğu Suriye yerine, tüm ülkeye Şam denir Arapçada. Dolayısıyla Irak’ta bir İslam devleti kuracağını söyleyen örgütün, Suriye söz konusu olunca bu “devleti” neden sadece Şam’da kurmak istemiş oluşu anlaşılmaz olur. Eğer gerçekten sadece Şam’ı kastetmek istemiş olsaydı örgüt, başkenti ifade eden Dımeşk’i kullanması gerekirdi.

Buna karşın kullanımdaki yaygınlık açısından biz de örgüte IŞİD demeye devam edelim. IŞİD, sadece bir İslam devleti kurma peşinde değil, o da içinde olmak üzere halifelik kurumunu yeniden oluşturma amacı güden, politikasını cihat üzerine kuran bir örgüt. Yarı enternasyonal bir yanı da var. Sınırları tanımıyor, İslamın tek bayrak altında toplanmasını savunuyor. Bu nedenle mensuplarının Bosna’da, Çeçenistan’da, Suriye’de cihat adına savaşıyor olmalarında şaşılacak bir şey yok. Savaşçıları arasında adı geçen bu ülkelerin yanı sıra Endenozya’dan da katılımcılar var.

El Nusra’dan doğdu

Her ne kadar 2013’te kuruldu sanılsa da bu da doğru değil. Suriye’de özellikle söz konusu yıl adını bir hayli duyuracak eylemlere imza attığı için öyle sanılıyor. Mart 2013’te Suriye’nin Rakka kentini ele geçirdi örneğin ki bu Suriye’de isyancıların kontrolünü ele aldıkları ilk kentti. Ağustos 2013’te Bağdat başta olmak üzere birçok kentteki çok ölümlü saldırıları gerçekleştirmiş, 18 Eylül 2013’te ÖSO’nun elinden Azaz kentini de almıştı. Aynı yılın kasım ayında da İslamcı Ahrar el Şam örgütünün en etkili mensuplarından birini öldürmekle suçlanmıştı. Günümüzde Suriye’de Esad yönetimine karşı mücadele veren El Nusra’nın daha Irak Savaşı sırasında, 2006 yılında ikiye bölünmesinden, Cemaat el-Tevhid vel-Cihad adını alan kanatlardan birinin El Kaide ile işbirliğine gitmesinden doğdu. Cemaat el-Tevhid vel-Cihad’ın, sonradan El Kaide’nin en önemli “komutanlarından” biri olacak olan Ürdünlü Ebu Musab el Zerkavi tarafından kurulduğu biliniyor. Yani çok yeni bir örgütten söz ediyor değiliz. IŞİD adını alışı daha sonradır. Mücahidler Şûrası, Ceyş el Fatihin, Cündul Şahaba, Ceyş el Taife el Mansur gibi örgütleri de barındırıyor bünyesinde. Ancak artık El Kaide ile bir bağı kalmadı, çünkü El Kaide lideri Eymen el Zevahiri, El Nusra ile IŞİD birlikteliğinin sona erdiğini duyurdu iki ay önce. O gerçekten bir birlik olduğuna inanıyordu anlaşılan, oysa hem de uzun zamandan beri IŞİD, El Kaide’den bağımsız davranıyor.

 

Zevahirci Nusra, Zerkavici IŞİD

Uzun bir süre öncesine kadar El Kaide’nin Irak ile Suriye’deki “temsilcisi” durumunda olan IŞİD, şimdi El Kaide ile kanlı bıçaklı. Bunun El Kaide içerisinde uzun zamandan beri var olan “görüş ayrılığı” ile ilgisi var. Eyman el Zevahiri aslında El Nusra’nın lideri Ebu Muhammed Gülani’yi (ki kendisine Nisan 2013’e kadar biat edeceğini açıklamamıştı) Irak’ta temsilci olarak görüyor. El Nusra’nın El Kaide içinde “yenilikçi grup” olarak adlandırıldığını da ekleyeyim. Ama Irak El Kaidesi, Zevahiri gibi düşünmüyor ve IŞİD lideri Ebu Bekir El Bağdadi’yi El Kaide temsilcisi olarak görüp emirleri ondan alıyorlar. Bu Irak’taki gücünü artırıyor haliyle.

Irak’taki görüş ayrılığının yanı sıra IŞİD ile El Nusra arasında bu yıl Suriye’de kanlı çatışmalar olunca geçen ay Zevahiri çatışmaların durdurulması konusunda mesaj yayımlamıştı ama fayda etmedi. Nusra, IŞİD’in tutumunu Cevahiri’ye saygısızlık kabul edip savaşı sürdüreceğini duyurdu. El Kaide içinde IŞİD kaynaklı bölünme Ürdün ve Kuzey Afrika Arap toplulukları içinde de görüldü. Ürdün’de Ebu Muhammed Makdisi, Ebu Katade başta olmak üzere Filistinli Selefi örgütler Nusra Cephesi’nden yana tutum aldılar. El Kaide 2004 yılından beri “bölünme” yaşayan bir örgüt aslında. Bu yıl, diğer İslami örgütlerle çatışmayı da mücadelenin bir parçası olarak gören Ürdünlü Ebu Musab Zerkavi’nin El Kaide’ye katıldığı yıl. Bin Ladin’in bile aşırılıklarından rahatsızlık duyduğu bir isimdi Zerkavi. Zerkavi 2006 yılında öldürüldü ama geride kötü bir miras ile takipçilerini bıraktı. Hatta hâlâ bugün de “yeni Zerkavicilik” adını taşıyan bir oluşum var. Ama en büyük takipçisi ise IŞİD.

El Kaide’den farkı

El Kaide, faaliyet gösterdiği ülkelerde yerel halkla çatışmıyor. Kolay kolay kimseyi “İslam dışı” ilan etmiyor. ABD ile işbirliği yapan Arap ülkelerini, liderlerini hedef alıyor. Genellikle mezhep ayrılıklarını öne çıkarmıyor. Örgütlenme tarzı 11 Eylül 2001 saldırısından sonra değişti. Piramit örgütlenmeden yatay örgütlenmeye geçti. Merkezi bir yapı olmaktan çıkıp, başkalarınca yapılan eylemlerin adına üstlenildiği bir yapıya dönüştü zamanla. Yani amaca uygun olması koşuluyla kim tarafından yapılırsa yapılsın, her eylemi kendi adını vererek üstlenmeye başladı. Kimi yararlarına rağmen bu örgütü zayıflattı.

IŞİD ise İslamcı diğer örgütlere bile yaşam hakkı tanımıyor. Mezhep farklılığına vurgu yapması (Sünni bir örgüt) siyasi çizgisinin en belirgin özelliği. Mensuplarının çoğu Iraklı, Suriyeli Sünnilerden oluşuyor. İran’la, Şii gruplarla çatışmasının nedeni bu. Irak’ta Felluce’nin kontrolünü ele aldığı saldırılarda en büyük desteği buralardaki bazı Sünni aşiretlerden aldı. Anbar vilayetine bağlı Ramadi kentinde ise durum biraz farklı. Buradaki Sünni aşiretlerin desteğini henüz tam olarak alamadı. Ama bölgede kurulacak bir Sünni yapının IŞİD eliyle oluşturulacağı bu nedenle sürpriz sayılmamalı. Bir de El Kaide’nin yapmadığı bir şeyi yapıyor. Çocukları cephenin ön saflarında kullanıyor. Bunu özellikle Halep’te yaptı. Bu, Suriye muhaliflerine yakın olan Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin iddiası.

Maliki Barzani’ye muhtaç

Musul, ABD işgali öncesi dönemin Sünni Arap milliyetçiliğinin kalesiydi aslında. Hem Sünnilik, hem de Araplık bu bölgedeki İslamcı yapılar için bir hayli önemli. IŞİD, Arap milliyetçiliğini geri planda tutmakla beraber kentin İslamcı yapısından umutlu. Burayı bir anlamda Irak-Şam İslam Devleti’nin merkezi gibi kullanma niyeti var. Konum olarak da kendisine hareket olanağı sağlayan bir kent. Onca Irak askeri gücüne karşı Musul’u bu kadar kolay ele geçirmesinin nedeni, kent içinden aldığı muazzam destek. IŞİD, bu işgal ile Irak politikasında ciddi değişimlere yol açmak üzere. Irak Başbakanı Maliki, merkezi hükümetten izin almadan, Türkiye’nin de desteğini alarak petrol sevk eden Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’den nefret ediyor, malum. Ancak şimdi Barzani’nin peşmerge gücünü IŞİD’e karşı işbirliğine çağırıyor. Bunun karşılığında petrol sevkıyatı konusunda herhalde tavizler de vermiş olacak. Bu Barzani için elbette iyi bir fırsat. IŞİD petrol bölgesine inmeye kalkıştığında durum çok değişir.