"İşkence ve dayak haberleri yalan"

Genelkurmay Başkanlığı bazı subay adaylarının eğitim sırasında dövüldüğü ve işkence gördüğü haberleriyle ilgili idari soruşturma sonuçlarını açıkladı.

16 Ağustos 2011 Salı, 09:04
Abone Ol google-news

Genelkurmay Başkanlığı, son zamanlarda bazı basın ve yayın organlarında yer alan Kara Harp Okulu Menteş Atış ve Tatbikat Bölgesinde öğrenci subay adaylarının dövüldüğü ve işkence yapıldığı iddialarını içeren haberler hakkında bir açıklama yaptı.

Söz konusu haberlerin yayımlanmasını müteakip, idari soruşturma başlatıldığını belirten Genelkurmay Başkanlığı, haberlerde yer alan iddiaların oluşturulan idari tahkikat heyeti tarafından detaylı olarak incelendiğini ve bazı sonuçlara ulaşıldığını belirtti. Genelkurmay Başkanlığı, Kara Harp Okulu'nun İzmir/Menteş'teki Atış ve Tatbikat Bölgesinde gerek sivil kaynaktan gerek askeri lise kaynağından gelen tüm adaylara, herhangi bir ayrım yapılmaksızın, daha önceki yıllarda da olduğu gibi sekiz hafta süreli intibak eğitimi uygulandığını bildirdi. İntibak eğitiminde, modern dünya ordularında görülebileceği şekilde, subay adaylarının çeşitli arazi ve hava koşullarında muharebe ortamının doğasından kaynaklanan zorluklara alışmalarına yardımcı olacak bir eğitim programı uygulandığını anlatan Genelkurmay Başkanlığı şöyle devam etti:

"Yapılan inceleme sonucunda;
a. İddiaların tamamen gerçekdışı olduğu ve her eğitim döneminde askeri liselerden gelen bazı subay adaylarının çeşitli nedenlerle okuldan ayrılmak istedikleri, ancak ailelerini ikna edemedikleri,
b. İzmir/Menteş'teki eğitimi ve yaşanan zorunlu güçlükleri okuldan ayrılmak için bir gerekçe olarak kullandıkları,
c. Ailelerin de tazminat ödememek için basın yayın yoluyla kamuoyu oluşturma gayreti içinde oldukları,
ç. Askeri okullardan ilişiği kesilen ve ayrılan öğrencilerin 'Türk Silahlı Kuvvetlerinden Ayrılan ve Atılan Askeri Öğrenciler Platformu' adı altında bir İnternet sitesi kurdukları,
d. Sitede 'Amaçlarımız Hedeflerimiz' bölümünde ilk sırada 'tazminatların tamamen kaldırılması'nın yer aldığı ve söz konusu site aracılığıyla sosyal paylaşım ve iletişim sağlanarak ortak bir bilinç düzeyine ulaşmaya çalıştıkları,
e. Bu kapsamda 2010 yılında yapılan düzenleme ile tazminat miktarlarında önemli bir azalma sağlanmasına rağmen şikayet sahiplerinin nihai amaçlarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 'disiplin amirleri tarafından hürriyeti kısıtlayıcı ceza verilemeyeceği' yönünde verdiği ve Türkiye'yi mahkum ettiği kararlar emsal gösterilerek zararların tazmini yoluna gitmeyi amaçladıkları kıymetlendirilmektedir."