'İsrail'le iyi ilişkilerimizi bozmak niyetinde değiliz'

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Zaman zaman yönetimlerden kaynaklanan çekişmeler olsa bile şu anda İsrail ile geçmişten bu yana ilişkilerini iyi noktaya götürmeye çalışan, buna ihtiyacımız olduğunu bilen bir hükümetiz'' dedi.

16 Ekim 2009 Cuma, 13:00
Abone Ol google-news

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Manisa'da gazetecilere yaptığı açıklamada, İsrail'in TRT'de yayımlanan ''Ayrılık'' dizisine yönelik tepkisini değerlendirdi. TRT'nin kamu yayıncılığı yapan bir kuruluş olduğunu ancak İsrailli yetkililerin ifade ettiği gibi bir ''devlet televizyonu'' olmadığını ifade eden Arınç, Türkiye'de çok şeylerin değiştiğini belirtti. Arınç, şunları söyledi: ''Eskiden belki bu tanımlamaya 'uygun' denebilirdi ama TRT'nin kendi kanunu var ve TRT özerk bir kuruluş. Televizyon yayıncılığında pek çok dizi, pek çok tanıtım, pek çok müzik ve eğlence programı olabilir. Bunların bir kısmını TRT kendi imkanlarıyla yapar, bir kısmını da yapımcı kuruluşlardan satın alır. İnceleyebildiğim kadarıyla Ayrılık dizisi de bir özel kuruluşa yaptırılmış ve ilk gösterime de geçtiğimiz Salı günü başlamış. Ancak tanıtım fragmanlarında ve birinci bölümde yayınlandığı şekliyle İsrailli yetkililerden tepki aldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu konuda iki şey söylemek istiyorum, bir devlet televizyonu değiliz biz. Yani devlet, 'Şunu yap, bunu yapma, şunu al, şunu alma, bunu göster, bunu gösterme' böyle bir telkinde TRT'ye bulunamaz. TRT'nin kendi yönetimi var ama kanunda kendisine kamusal yararı gözetmek üzere yayın yapma gibi bir izin verilmiş. Dolayısıyla biz hükümetin, başbakanın kontrolünde olan, onun istediği gibi yönlendirdiği televizyon değiliz, böyle bir yayıncı kuruluş değiliz. İkincisi, bu tür diziler özel kuruluşlardan satın almak suretiyle de gösterilebilir, özellikle bu dizi, Filistin-İsrail arasında geçtiği bilinen, artık dünyada hiç kimsenin görmezden geldiği, duymazdan geldiği bir konu üzerinde yoğunlaşmıyor. Bu aynı zamanda bir aşk dizisi. En az 13 bölüm olur bu diziler. Devam etmesi düşünülürse ikinci bir 13 bölüm olarak çekilir. Daha başındayız ve bölümler ilerledikçe çekim yapılacak.''

Senaryonun, masraflarının incelendiğini ve TRT açısından yayımlanması sakıncalı görülmediği için dizinin başladığını kaydeden Arınç, ''İkinci, üçüncü, dördüncü bölümlerin senaryosu incelenmiş olsaydı, bu tür üzüntü duymaya gerek kalmayacaktı. Çünkü insani olaylar bu dizi içinde konu ediliyor. Filistin'de geçtiği konu edilen bir iki bölüm dışında, farklı mekanlarda, farklı ülkelerde çekilmek üzere senaryolaştırılmış'' diye konuştu.
 

'Yahudi düşmanlığı yok'

Dizide kesinlikle ''Yahudi düşmanlığı'' olmadığını dile getiren Bakan Arınç, şöyle devam etti: ''Anti semitizm, bizim de reddettiğimiz bir insanlık suçu olarak anlaşılması gereken bir davranıştır. İkincisi Türkiye ile İsrail hükümetleri arasında geçmişten bu yana iyi ilişkiler vardır. Bu ilişkileri de bozmak niyetinde değiliz. Zaman zaman yönetimlerden kaynaklanan çekişmeler olsa bile, şu anda İsrail ile geçmişten bu yana ilişkilerini iyi noktaya götürmeye çalışan, buna ihtiyacımız olduğunu bilen bir hükümetiz. Bu ilişkileri bozmaya da niyetimiz yok. Bu ilişkileri bozmak amacıyla da bu dizi yayınlanmıyor. Kesinlikle böyle bir düşüncemiz yok, buna müsaade etmeyiz. Bizim Musevi karşıtı olmamız, Yahudi karşıtı olmamız hiçbir zaman düşünülemez. Biz elbette Filistin'de meydana gelen olaylara büyük üzüntüyle bakıyoruz. Gazze'de, Ramallah'ta ve diğer bölgelerde çocuğu kucağında ölen insanlar, bizi ilgilendiriyor. Lübnan'dakiler bombalandığı zaman, bu bombalar sanki başımıza yağmış gibi bundan üzüntü duyuyoruz. Bunlar dünyanın gerçekleri, bu gerçekler bütün dünyanın televizyonlarında, sinemalarda, bazen sinema, bazen dizi oluyor. Gerçeğe ne kadar yakınsa da o kadar ilgi topluyor. Ama bunların yayınlanması diyelim ki ABD ile Vietnam arasındaki savaşın, yıllarca filmlere konu olması, Hitler'in Yahudilere karşı uyguladığı soykırımın yıllarca tiyatrolarda ve filmlerde senaryolaştırılmış olması, dünyada bilinen olaylardır. Kaldı ki bu Ayrılık dizisi, sonunda sevgiye, aşka dönüşecek olan, insanların, barış içinde, huzur içinde yaşaması ve buna duyulan özlem senaryo haline getirilen bir dizidir.''

İsrail'in Ankara Büyükelçisi Gabi Levy'nin resmen randevu talep ettiğini duyduğunu kaydeden Bakan Arınç, kendisi ile ''arkadaşlık ilişkileri'' içinde olduklarını söyledi. Arınç, şunları bildirdi: ''Çünkü o, İsrail Büyükelçisi olmakla birlikte, Bergama doğumlu, hemşehrimiz diyebildiğimiz, hatta ramazan ayı içerisinde büyükelçilikte benim onuruma bir iftar vererek, pek çok dostla bir arada olduğumuz insandır. Kendisiyle en yakın zamanda görüşeceğim, bu endişelerinin ne kadar haksız olduğunu, bir yanlışlık içine düşmemesi gerektiğini anlatacağım. Ancak İsrail'deki bazı yöneticiler, özellikle Liberman gibi, onlar zaten dünyanın her yerindeki olaylara bu gözlükle pencereden bakıyorlar. Dolayısıyla onun sözleriyle değil ama gerçek olanlarla İsrailli yöneticilerle görüşeceğiz ve kesinlikle bu dizinin böyle bir anlam taşımadığını, sonuna kadar yayınlandığında, kendilerinin de mutlu olacaklarını ifade edeceğiz.''

 

'Baykal'ın, aslında Başbakan le görüşme diye bir niyeti yoktur'

Bakan Arınç, kürt açılımı konusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a gönderdiği davet mektubu ve Baykal'ın ona verdiği cevaba da değindi. ''Baykal'ın esasen Başbakan ile görüşme diye bir niyeti yoktur'' diyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Ama kamuoyundan gelen talepler, kendi teşkilatından, yöneticilerinden gelen talepler, Türkiye'nin ana muhalefet partisinin, en köklü siyaset partisinin, Türkiye'nin en önemli meselesi olan demokratik açılım konusunda sessiz kalmasının, hükümete karşı aldığı tavrın parti olarak herkes tarafından onaylanmadığını gösterdi. Bunun üzerine Sayın Başbakan'ın mektubuna 'Evet görüşebiliriz' dedi. Ama yine hem grup toplantısındaki 'Hiç bir şekilde onlarla birlikte olmayacağız, onların yaptığı her şey yanlış, bu bölücülüktür, bu vatana ihanettir' sözlerini tekrarlıyor. Ama geldiği zaman da 'Kameralar olacak, sonra ne zaman yayınlanacağını birlikte karar vereceğiz' diyorlar. Bu çok yanlış, çok yakışıksız. Bugüne kadar hiçbir siyasetçiden duymadığımız bir davranış biçimi. Yani Sayın Başbakan'a güven duymayabilirsiniz de bir ülkenin başbakanına bu kadar çıplak sözlerle, bu kadar aşağılayıcı, bu kadar istihza edici bir davranış içinde olamazsınız. Sayın Baykal'a gerçekten bu davranışı hiç yakışmıyor. Sayın Başbakan kameraların gözetimi altında, sanki sorgu odasında, videoya alınan sorgular gibi... Öyle bir davranışı Türkiye'nin başbakanına yakıştıramazsınız.''

''Görüşmeye kameranın şahitlik yapması gibi bir şeyin olmayacağını'' ifade eden Arınç, Türkiye'de böyle kurgularla ilk defa karşılaştıklarını söyledi. ''Herhalde bu gidişle bu görüşme olmayacak gibi'' diyen Bakan Arınç, şöyle devam etti: ''Konuşursunuz, konuşmazsınız. Konuşursanız da madem ki bire bir konuşmayı arzu ediyorsunuz, buna ayrıca kameranın şahitlik yapması diye bir şey olmaz. Yani Türkiye'de biz böyle kurgularla ilk defa karşılaşıyoruz. Herhalde bu gidişle bu görüşme olmayacak gibi. Ama bunun sorumlusu, samimi davranan Sayın Başbakan değil. Yani oynamamak için direnen geline 'oyna' demişler, hanımefendiler bağışlasın, 'yerim yok' demiş. O zaman yer açmışlar, bu sefer de 'yenim dar' demiş. Mesele böyle bir konuşma, görüşme olmasın da ama, 'Neresinden tutsam da karşımdakini yere çalacak bir iş yapsam' diye düşünüyor herhalde. Yani çok tecrübeli olduğuna inandığımız, yaşı da bir hayli bizden büyük olan bir siyasetçinin, yıllar sonra Türkiye'de hiç kimsenin aklına gelmeyen bir şeyi ortaya koyuvermesi, Türkiye için talihsizlik. Biz yolumuza devam edeceğiz ve CHP'nin 1989-1999'da yayınladığı ama bugün sahip çıkmadığı görüşlerinden de raporlarından da istifade edeceğiz. Belki bu görüşmeye imkan bırakmayacak kadar da güzel olabilir.''

 

Emeklilere müjdeli haber yakında

Arınç, bir gazetecinin emekli maaşlarında bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı yönündeki sorusu üzerine sözlerine, ''Emekli misiniz? Yani müjde vermek için konuşayım'' diyerek başladı. Türkiye'de emeklilerin çok az ücret aldığını, emeklilerin yapılan artışlardan da çok cüzi miktarda istifade edebildiğini, bunun sistemden kaynaklandığını belirten Arınç, şunları söyledi: ''Buna bir çare arıyoruz. Bu çare üzerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız çalışıyor. Her toplantıda da Bakanlar Kuruluna bilgi veriyor. Türkiye Demirel döneminden bu yana emeklilik statüsü konusunda çok farklı şeylerle karşılaşmış. Şu anda eşit işe eşit ücret yoksa, yıllarca çalıştıktan sonra emekli olanlar arasında aylıklar noktasında birbirinden çok farklılıklar var. Az ücret alan emeklilerin daha yukarılara intibak etmeleri konusunda bir çalışmanın içindeyiz. 2000'den önce emekli olanlarla 2000'den sonra emekli olanlar arasında büyük uçurumlar var. Aylık ücreti çok az olan işçi emeklilerimize, BAĞ-KUR emeklilerimize yönelik, inşallah müjdeli haberleri yakında vereceğiz. Bu konuda olumlu çalışmamız var.''