İstanbul Büyükşehir Belediye Medya AŞ Genel Müdürü Pınar Türker Fadıllıoğlu: "Hayalim rengârenk bir İstanbul"

İstanbul Büyükşehir Belediye Medya AŞ Genel Müdürü Pınar Türker Fadıllıoğlu, kadınların eğitimli olmalarının ötesinde iş hayatında da yer almalarının, çocuklarımız ve toplumun geleceğine daha büyük katkı sağlayacağına inanıyor. Kendi İstanbul’unu da anlatan Fadıllıoğlu şöyle diyor: “Benim İstanbul’um yaş aldıkça edindiğim deneyimlerle, farklılıklarıyla giderek daha zengin bir hale gelen rengârenk bir İstanbul. Boğaz kenarında, neresi olduğu fark etmez, bir kahve içmek, parkta oturmak, yalnız olup etrafı dinlemek beni mutlu ediyor...”

25 Ağustos 2021 Çarşamba, 19:32
İstanbul Büyükşehir Belediye Medya AŞ Genel Müdürü Pınar Türker Fadıllıoğlu:
Abone Ol google-news

Kurumsal iletişim alanında uzun yıllar yöneticilik yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Medya AŞ Genel Müdürü Pınar Türker Fadıllıoğlu, Belediye çalışanlarındaki aynı hedefe koşma arzusunun kendisini çok etkilediğini belirtti. Fadıllıoğlu, etkili kurumsal iletişim, kız çocuklarına ve gençlere eğitim desteği, kadınların çalışma hayatına katılması ve özel ilgi alanlarını anlattı.

- Kurumsal iletişim alanında kariyer yapmış bir yönetici olarak sizce kurumsal iletişim, kurumların yönetiminde ne kadar önemli?

İtibar yönetimi, bir kurumun sürdürülebilirliği için olmazsa olmazıdır. Çalışanınıza verdiğiniz değeri, önceliği; yaptıklarınızı, yapamadıklarınızı; ne kadar şeffaf olduğunuzu planlı ve düzenli bir şekilde gösterirseniz kuruma daha bağlı ve mutlu çalışanlar elde edersiniz. Yaptığınız işlerin kamuoyuna anlatılmasında, medyayla ilişkilerinizin boyutu, sosyal medyayı ne kadar etkin kullandığınız da çok önemli. Kuruma/markaya dair gelişmeleri ne kadar şeffaf bir şekilde paylaşır ne kadar erişilebilir olursanız size olan güven de o kadar artar.

- Özel sektörden kamuya geçtiniz. Belediyeler halkla daha iç içe olan kurumlar. Arada büyük farklılıklar var mı?

Özel sektörde 23 sene çalıştıktan sonra kariyerime Medya AŞ’de devam etmek benim için çok önemli bir karardı. Bu çatı altında çalışmaya başladığım ilk günden bu yana, tüm çalışma arkadaşlarımda da var olan aynı hedefe koşma arzusu beni çok etkiledi. Burada bulunduğum ve Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun ortaya koyduğu vizyonun bir parçası olduğum için çok mutluyum.

- Çalıştığınız kurumlarda kız çocuklarının eğitimine destek olan projeler hayata geçirmişsiniz. Bu konuyla ilgili ne söylemek istersiniz?

Bam telime bastınız! Hani, ‘Yuvayı dişi kuş yapar’ derler ya, çok doğru. Çünkü annelik ya da sizin çocuğunuza olan yaklaşımınız hakikaten geleceği şekillendiriyor. Özellikle de bir kız çocuğunun eğitim alması, ‘Kelebek Etkisi’ yaratıyor. Kadının kendi ayakları üzerinde durabilmesi çok önemli. Zira eğitim almış bir kız çocuğu, yarın kendi ailesini kurduğunda da kendi çocuklarının eğitimini önceliklendirecek demektir. Bu da uzun vadede toplumun çağdaşlaşmasına katkı sağlar. Fakat konu eğitimle bitmiyor. Zira iyi eğitim alıp üretime katılmayan çok kadın da var maalesef.

- Kadınların kendini evine, çocuklarına adaması gibi bir durum mu var?

Daha ziyade evlilik ve doğum gibi kritik ve kadına ek sorumluluk getiren bu süreçler neticesinde bir vazgeçiş var. Halbuki kadınların evdeki düzeni sürdürmenin ötesinde iş hayatında da yer alması, çocuklarımız ve toplumun geleceğine her anlamda daha büyük katkı sağlar. İki kız çocuğu annesi ve çalışan bir kadın olarak bu iki sorumluluğu yürütmek her zaman kolay olmuyor; hatta zaman zaman hâlâ zorlanıyorum; fakat günün sonunda hem kendim hem kızlarım hem de yaşadığımız toplum için üretmeye devam etmeliyim diye düşünüyorum.

- Daha önce gençlere mentorluk desteği vermişsiniz. Gençlere destek konusunda ne düşünüyorsunuz?

Gençlere hem mesleki hem de sosyal alanda destek olmak gerekiyor. Neyi yapmaktan mutlu oluyorsak o alanda başarımız artıyor ve topluma daha çok fayda sağlıyoruz. O nedenle, söz konusu gençler olduğunda da onlara, meraklarının peşinden gidip ilgi alanlarını keşfedebilmelerini sağlayacak ortamlarda bulunmalarını; örneğin, “staj yapmalarını” öneriyorum.

Ayrıca, üniversite eğitimi için İstanbul’a gelmiş genç arkadaşlarımızın sosyal hayata ve İstanbul’un döngüsüne dair desteğe ihtiyacı olabiliyor. Yine mentorluk aracılığıyla bu konuda da gençlerimize destek olabiliriz.

- Herkesin bir İstanbul’u var. Sizin İstanbul’unuz nasıl bir İstanbul?

İstanbul’da doğdum, büyüdüm. Benim İstanbul’um yaş aldıkça edindiğim deneyimlerle; farklılıklarıyla giderek daha zengin bir hale gelen rengârenk bir İstanbul.

- İstanbul’da, dinlenmek için gidip oturduğunuz, orada olmaktan çok mutlu olduğunuz yer neresidir?

Boğaz kenarında, neresi olduğu fark etmez; bir kahve içmek, parkta oturmak, yalnız olup etrafı dinlemek beni mutlu ediyor. Sırf o yalnızlığı yaşamak için sabahları çok erken kalkmayı tercih ediyorum. Kahvemi yapıp, saat 06.00-06.30 gibi dışarıda tek başıma etrafı dinlemek çok hoşuma gidiyor.

- Hangi sanat alanlarına ilginiz var?

Kitap okumayı sevdiğim için edebiyata ve sinemaya daha çok ilgim var. Tiyatroya uzun zamandır ara verdik. Hatta ara verdikten sonra tiyatro oyunu izlediğimde, bana yavaş geldi. Sinema, teknolojiyle bol atraksiyonlu bir hal aldı. Çocukların farklı alanları takip etmesi için tiyatroyu izlemeye de izlettirmeye de çalışıyorum. Müzik dinlemeyi çok seviyorum. Arabesk, eski Türk müzikleri çok hoşuma gidiyor. Erol Evgin’in büyük hayranıyım.

- Spor yapıyor musunuz?

Senelerdir aksatmadan spor yaparım. Açık havada yürüyüş ve pilates yapıyorum. Sporu asla bırakmam.

- Evde hayvanınız var mı?

Pandemiye kadar evde hiç evcil hayvanımız olmadı. Şimdi sahiplendiğimiz bir sokak kedimiz ve bahçede beslediğimiz bir kaplumbağamız var.

- Yemeği yapmayı mı yemeyi mi sevenlerdensiniz?

Yemeyi seviyorum; sevdiğim çok belli şeyler var. Sevdiğim şeyi çok yerim; ama onun dışında yemek düşkünü bir insan değilim. Yemek de yaparım ancak çok ustayım diyemem.